Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Lazlarda Evlilik Gelenekleri

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Lazlarda Evlilik Gelenekleri

    Lazlarda Evlilik Gelenekleri


    Lazlarda evlilik olayý çoðunlukla büyüklerin inisiyatifinde olurdu. Evlilik çaðýna gelen erkeklere ana babanýn yaný sýra eþ dost kýz bakardý. Eðer gençler yakýn çevredense birbirlerini tanýrlardý. Yok eðer uzak köylerden olursa çoðunlukla eniþte daveti denen niþandan önce birbirini görme þanslarý olmazdý.

    Kýz istemenin de epeyi meþakkatli bir süreci olurdu. Kýz istenmeden önce erkek tarafý yakýnlarý, kýz tarafý yakýnlarý ile temasa geçerdi. Kýz tarafýnýn olumlu yada olumsuz tavrýna göre hareket edilirdi. Eðer kýz tarafý olumlu bakarsa iþ biraz daha kolay halledilirdi. Ama kýz tarafýnýn olumsuzluðu durumunda erkek tarafý için çok zor olan ikna çabalarý süreci baþlardý. Araya hatýrý sayýlý kiþiler konurdu. Olmadý köyün yada kasabanýn ileri gelenleri devreye konurdu. Oda olmasa kýz tarafýnýn hatýrýndan çýkamayacaðý kiþiler aranýrdý. Yine de olmazsa artýk genelde bu iþin peþi býrakýlýrdý. Bazen de genelin dýþýna çýkýlýp halletme yoluna gidilirdi ki bu ayrýca deðinilmesi gereken kýz kaçýrma olayýdýr.

    Erkeðin þansý daha çok yeri yurdu ve geniþ arazisine baðlý olurdu. Kýz tarafý en çok, arazisi var mý anlamýna gelen ” ocaðý kuðuni” diye sorardý. Eðer yeri yurdu tamam ise de öyle kolayca iþ bitmezdi. Bu sefer de delikanlýnýn soyu sopu, huyu suyu ve ahlaký araþtýrýlýrdý. Her þey olumlu sonuç verirse kýz tarafý erkek tarafýna kýzý isteyebilirler haberini gönderirdi. Kýz tarafýnýn belirleyeceði uygun günde erkek tarafý kýzý istemeye giderdi. Bu randevular akþamdan sonra verilirdi. Ne kadar her þey olurunda olsa da kýz tarafý ilk istemede evet demezdi. Düþünmek için zaman isterlerdi. Bu düþünmek için zaman isteme, iþin olacaðýný iþaret ederdi. Eðer olmayacaksa kýz tarafý kesin ret cevabý verirdi. Ýlk istemeye gidilirken damat adaylarý kesin götürülmezdi. Ancak iþin biteceði son istemede damat adayý yanlarýna alýnýr fakat yine doðrudan kýzýn evine götürülmezdi. (Bazen damat adayýnýn gittiði de rivayet edilir) Damat adayý eve yakýn uygun bir yerde beklerdi. Bazen de damat adaylarý hiç götürülmez büyükler iþi bitirir damat adayýna müjde verilirdi.



    Burada en hassas konu, kýz tarafý evet dedikten sonra hemen o akþam iþi saðlama almaktý. Bu da erkek tarafýnýn kýzýn nüfus cüzdanýný almasý ile saðlanýrdý. Buna "nüfus koçani" denirdi. Nüfus koçaný erkek tarafýndan alýndýktan sonra silah atýþlarý baþlardý. Durumdan haberdar olan komþular böylece silah seslerini duyunca iþin bittiðini anlamýþ olurdu. Ve asýl zor günler baþlardý.

    Eniþte davetiniþan)

    Nüfus koçaný alýndýktan sonra artýk inceden inceye hazýrlýklar baþlamaktadýr. Ýlk yapýlacak önemli iþ eniþte davetidir (niþan). Bu iþler her iki tarafýn kadýnlarý tarafýndan organize edilip gün kesilirdi. Erkekler sadece bilgi amaçlý haberdar edilirdi.

    Eniþte daveti adýndan da anlaþýldýðý gibi kýz evinde yapýlýrdý. Hazýrlýklara bir hafta öncesinden baþlanýp davet için özgün Laz yemekleri hazýrlanýrdý. Bu yemeklerin hazýrlanmasýnda komþu kadýnlarýn yardýmlarý çok önemlidir. 150-200 kiþinin yiyeceði yemeðin hazýrlanmasý ve damak tadý verilmesi çok meþakkatli bir iþtir. Bu iþin idaresi genelde yaþý biraz ilerlemiþ kadýnlara verilirdi. Her köyde çok güzel yemek yapabilen, davet ve düðün yemeðini organize edebilen kadýn sayýsý üç-beþi geçmezdi. Ki bu kadýnlarýn yemeklere verdikleri damak tadýný bilmeyen olmazdý. Bazýlarý çevre köylere de nam salmýþtýr. Bu tip kadýnlardan biri böyle yemeklerin baþýna getirilirdi.

    Yemek çeþitlerinde sulu tencere yemekleri olmazdý. Etli pilav, sade pilav, sütlaç (þekersiz, süt tadýnda), lahana sarma, Laz böreði, Baklava ve þekerleme olurdu. Lahana sarma iþini genelde evlilik çaðýndaki komþu kýzlarý yapardý. Hatta bazý kýzlar en küçük bozuk para olan bir kuruþ yada beþ kuruþluklardan bir taneyi sarmanýn içine koyarlardý. Davete gelenlerden bekar birine bu sarma rastlarsa onun kýsmeti olacaðýna inanýlýrdý. Bu çok yapýlan bir uygulama olmasa da böyle evliliklerin de olduðu rivayet edilir.

    Lazlarda haremlik-selamlýk olayý olmasa da gelen davetliler erkekler ayrý, kadýnlar ayrý odalara alýnýrdý.

    Bu arada evlenecekler için çok önemli olan bir gelenekten söz etmek gerekir. Önceden de belirttiðimiz gibi bu gençler çoðunlukla birbirlerini tanýmaz, büyüklerinin referanslarýna güvenirlerdi. Bu eniþte daveti ayný zamanda iki gencin birbirini ilk göreceði zamandý. Davet boyunca gelin ve damadýn birlikte olacaðý bir oda ayrýlýrdý. Bu odada kýz ve erkeðin çok yakýný olan birkaç kiþi gelin ve damada refakat ederdi. Yalnýz bu kiþiler refakat etmeden önce, akþamýn erken saatlerinde damat ve gelini yanlarýnda hiç kimse olmadan bu odada bir araya getirip birbirlerini biraz olsun tanýmalarýna fýrsat verirlerdi. Lazlarda gelin ve damadý ilk defa bir araya getirme olayýna “ok'ot'k'oçu” (okotkoçu) denir. Okotkoçu kelimesi Lazcada, bir araya atmak, bir araya koymak gibi genel anlamda kullanýlýr. Eðer insanlar yada canlýlar için kollanýlýyorsa, bir araya getirip baþ baþa býrakmak anlamýný verir.

    Kendilerini ilk defa o an görüp tanýyacak gençler için okotkoçu aný çok önemlidir. Bu gelenek mutlaka yerine getirilirdi. Bir-iki saatlik sürede kendileri ile ilgili merak ettikleri hususlar karþýlýklý konuþulup bir ön tanýþma olduktan sonra iki tarafýn da çok yakýný olan 5-6 kiþi gelin odasýna alýnýrdý. Artýk bundan sonra gelin, gelinliðini yapmaya baþlardý. Ýlk adým olarak damat ve damat tarafý ile konuþmaz, onlarýn sorularýna yanýt vermezdi. Ne kadar dil dökseler para etmezdi. Gelin biraz da kendini naza çekerdi.

    Davet evinde kurulan sofralara önce erkek tarafý misafirler yemeðe alýnýrdý. Kýz tarafýna yemek sýrasý ancak misafirler bittikten sonra gelirdi. (Misafir erkek tarafýdýr, zira kýz tarafý düðünde misafir olur) Sofralar parti parti 5-6 kez kurulurdu. Büyüklerin yemek iþi bittikten sonra bütün çocuklar toplanýp ayrýca çocuklara sofra kurulurdu. Çocuklar böyle bir geleneði bildiklerinden ýsrar edilse de büyüklerle yemeðe oturmazlardý. Büyükler doymasalar bile kararýndan çok yemeye utanýrdý ama çocuklar böyle bir sýnýrlamayý hiç bilmezlerdi. Bu anlar böyle gecelerde çocuklar için hiç kaçýrýlmayacak anlardý.

    Yemek olayýnýn asýl püf noktasý misafir (erkek tarafý) sofralarýnda olurdu. Her yemek bitiminde kýz tarafýndan bir kiþi boþ tepsi ile masada dolaþýr yemek yiyenlerden para toplardý. Erkek tarafýndan herkes hazýrlýklý giderdi. Sofraya oturup tepsiye para koymayan olmazdý. Böyle bir mecburiyet olmasa da sýký bir gelenekti. Orada toplanan para davet masraflarýný fazlasýyla aþardý.

    Asýl zor sofra eniþte sofrasýydý. Eniþte tarafýndan aðýr toplar eniþte sofrasýna otururdu. Eniþte sofraya çaðrýlýp eþlik ettirilirdi. Bu sofrada aðýr toplar olduðundan parada da aðýrlýk olurdu. Zor olmasýnýn sebebi paradaki aðýrlýk deðildi. Bu bilakis ev sahibinin iþine gelirdi ama eniþte sofrasýnýn aðýr toplarý yemek bitince kalkmazlar, baþka ekstralar da isterlerdi. Ýþte bu istekler kýz tarafýný epeyi terletirdi. Bunlar kimi zaman bir kaç tepsi baklava, bir tepsi þekerleme þeklinde olsa da, bu iþin asýl geleneði tavuk yada horoz (canlý, giderken götürülürdü) istemekti. Eðer ev sahibinde tavuk yoksa komþulardan temin edilirdi. Tavuk yada horoz sözü alýndý mý sofradan kalkýlýrdý. Bazen bu durumlarda ufak danalar istendiði de rivayet edilir.

    Davetlerde kýz tarafýndan herhangi bir hediye alýnmazdý.

    Yemek iþleri bir kaç saatte ancak biterdi. Yemekten sonra saatler epeyi ilerlediðinden artýk tulum þiþerdi. Eðer hava yaðmurlu yada mevsim soðuksa evin en büyük alaný horon için boþaltýlýrdý. Eðer mevsim yazsa horon için bahçe tercih edilirdi. Artýk bundan sonra eðlence baþlardý. Laz düðünlerinde horon erkekler tarafýndan oynanýr, kadýnlar seyrederdi. Tabi bu kadýnlar horon oynamazdý gibi algýlanmamalýdýr. Hem kýzlarýn ayrýca oynadýðý kýz horonu var, hem erkeklerle karýþýk da oynarlar. Bizim sözünü ettiðimiz düðünlerdir. Böyle gecelerde ancak horoncularýn çaðrýsý ile gelin-damat horona iþtirak eder. Bu çaðrýlar kaynanaya da yapýlýrdý. Bunun dýþýnda Laz düðünlerinde erkekler horon oynardý ve horon sabaha kadar aralýksýz sürerdi.

    Bu arada önemli bir konuyu da atlamamak gerekir. Bu hem eniþte daveti ve hem düðünler için geçerlidir. Kadýn ve erkeklerin ayrý odalarda toplandýðýný belirtmiþtik. Aslýnda sadece kadýn ve erkek olmayýp yaþlýlar ve gençler de ayrý odalarda olurdu. Yani yaþlý kadýnlar, yaþlý erkekler ve genç kýzlar, genç erkekler hep ayrý ayrý odalarda olurdu. Bunun en önemli sebebi gençlerin yaþlýlarýn yanýnda rahat hareket edememesidir.Yaþlýlar genelde yaptýklarý koyu sohbetin dýþýnda ara sýra dayanamayýp horonun içine daldýklarý da olurdu. Böyle durumlarda horona giren yaþlýya horoncular çok saygý duyardý. Horona komut veren kiþi tulumcuya ritim deðiþikliði komutunu vererek gelen kiþi onurlandýrýlýrdý. Yaþlý kiþi on-on beþ dakika kadar oynadýktan sonra horonu gençlere býrakýp alkýþlar içinde ayrýlýrdý. Yaþlýlar genelde köyle ilgili sorunlar, memleket meseleleri ve avcýlýk maceralarý üzerine koyu sohbetler ederdi. Düðünde sabahlamayýp gece yarýsý evlerine dönerlerdi. Sabahlamak gençlerin iþiydi.

    Ayrý odalarda olan kýzlar erkek horonunu izledikleri gibi kendi aralarýnda da kýz oyunlarý oynardý. Kýzlarýn oynadýðý “kýz mendil” adýnda bir oyun vardý, genelde bu oyun oynanýrdý. Hatýrladýðým kadarýyla “kýz mendil, mendili mendil / kýz mendil, mendili mendil / oyalý da mendil” gibi sözleri vardý. Bu oyun genç kýzlarýn oyunuydu. Bazen erkeklerin de bu oyunu seyretmesi ayýp sayýlmazdý.

    Horon dýþýnda baþka oyunlar da olurdu. Bunlardan en yaygýn olarak bilinen “kamçý oyunu” dur. Bu oyun gecenin çok geç saatlerinde sabaha yakýn bir zamanda oynanýrdý. Oturularak oynanan bir oyun olduðu için horon yorgunluðundan sora olurdu. Kamçý oyunu iki taraf arasýnda oynanan bir oyundur. Taraflar sekizer-onar kiþi olabiliyor. Tamamen genç oyunu olup çok geç oynandýðý için eðer o saate kadar düðünde kalan yaþlý varsa ancak seyrederdi. Kýz ve erkeklerin karþýlýklý oynayabileceði gibi, kýz erkek karýþýk olarak da oynanýrdý. Asýl çekiþme kýzlar ve erkeler karþýlýklý rakip olunca olurdu. Bazen de kýz tarafý ve erkek tarafý olarak da rakip olunabiliyordu. Bu oyuna gelin ve damat mutlaka iþtirak eder ve birbirine rakip olurdu. Kimi zaman öyle kamçý oyunlarý olurdu ki düðünden sonra bir hafta konuþulurdu.
    Kamçý oyunu: Oyunun kuralý adýndan da anlaþýlacaðý gibi resmen dayaktýr. Kamçý, bezden yada çarþaftan saç örgü þeklinde örülerek yapýlan çok sert bir dayak alettir. Oyuna baþlarken çarþaf istenip o an örülür. Oyunun püf noktasý, avuç içinde saklanan fasulye tanesi, düðme yada bozuk para gibi herhangi bir þeyi yumruk þeklinde sýkýlmýþ hangi avuçta olduðunu bulmaktýr. Beþer kiþiyse on avucun, onar kiþiyse yirmi avucun birinde o saklanan þeyi bulmak hiç de kolay olmaz. Önce taraflar kaçar kiþi ise karþýlýklý yüz yüze gelecek þekilde sandalyelere otururlar. Ýki taraf arasýndaki mesafe en fazla bir metre kadar olur. Sonra taraflar arasýnda kamçý mý düðme mi kurasý çekilir, kamçý çýkan taraf kamçýyý alýr. Düðme çýkan taraf oturduðu yerden arkasýna dönmeden ellerini arkasýna götürüp avuçlarýn bir tanesine düðmeyi koyduktan sonra tamam komutu ile herkes kapalý avucunu dizinin üstüne koyar. Karþý taraftan sadece bir kiþi (bu kiþiler sýra ile her sefer deðiþir) rakiplerin dizinin üstündeki avuçlara boþ dolu diyerek düðmeyi bulmaya çalýþýr. Boþ denen avuç açýlýr eðer boþsa ayný yöntemle düðme bulmaya devam edilir. Düðmeyi bulursa yada dolu olduðuna eminse, kapalý olan avuçtan direkt ver diye isteyebilir. Düðmeyi bulursa ekip dayaktan kurtulduðu gibi düðmeyi de alýr ve ayný yöntemle eller arkaya götürülerek düðme avuçlarýn birine býrakýlýr. Bu sefer karþý taraftan biri düðmeyi bulmaya çalýþýr. Bulursa alacaðý gibi bulamazsa avuçlar açýlýp uzatýlýr ve kamçýlar alabildiðine hýzla vurulur.

    Bu oyunda caný yanýp aðlayan kýzlar çok olur. Çünkü kamçýyý vurmanýn bir ölçüsü yoktur. Erkekler hele ki kýzlar içlerini de yakmýþsa artýk Allah ne verdiyse hiç acýmazlardý. Yalnýz gelin ve damat incitilmez, onlara hýzlý vurmak ayýp sayýlýr.

    Burada eðer yakalanabilirse çok ince bir püf noktasý var. Taraflarýn içinde düðme yada fasulye tanesinin kimde olduðu bilinmez. Sadece kimin avucundaysa o bilir. Eller arkaya götürüldüðünden kimse tarafýndan görülemez ve doðal olarak ekibin içindekiler de bilemez. Yalnýz avucu dolu olan diðerleri kadar rahat olamayýp, dikkat edilirse gözlerinden, bakýþýndan ve yüz ifadesinden kendini ele verebilir.

    Kamçý oyununun sabahýn erken saatlerinde sona ermesi ile eniþte daveti de bitmiþ olur. Kamçý ile kabarýp þiþen ellerin acýsý üç beþ gün geçmezdi.

    Eniþte davetinden sonra artýk niþanlýlýk dönemi baþlardý. Niþanlýlýk dönemi ne kadar meþru sayýlsa da yine gençler kolay kolay serbestçe bir araya gelemezlerdi. Gelinin damat evine gelmesi çok hoþ karþýlanýrdý ama damadýn gelin evine gitmesi hoþ karþýlanmasý bir yana öyle kolay becerilecek iþ deðildi. Ancak kýzýn babasýndan alýnacak izinle olurdu bu iþ. Eðer baba yoksa aðabey yada büyük kardeþin rýzasýyla damat gelebilirdi. Eðer kardeþler de yoksa, eh o zaman biraz kolaylaþýrdý. Ayrýca damat öyle tek baþýna çýkýp ben geldim diye kýzýn evine gitmek deðil kapýsýndan geçemezdi. Ancak babadan izin alýnarak kýz kardeþi, yengesi, komþu kýzlarý ve annesi gibi kadýn grubundan oluþan bir ekiple gidebilirdi. Burada kaynananýn fikri hiç sorulmaz. Çünkü bütün kaynanalar damatlarýný çok sever ondan yana olur. Damat eve geleceði zaman nerede ise eniþte davetinin yarýsý hazýrlýk olur. Baklava, börek, þekerleme, kavrulmuþ fýndýk, kaymak, peynir tavalama damadýn baþ yemekleridir. Damat giderken ceketinin ceplerine þekerleme (Lazlarda bu þekerleme olayý çok farklýdýr, bilinen þekerlemelere benzemez. Malzemesi un, tereyaðý ve þekerdir. Yumruk büyüklüðünde üstü hafif konik, oval bir þekli vardýr. Sadece damatlar için özel yapýlýr) ve kavrulmuþ fýndýk konur, bir kýsmý da bohçaya baðlanýp yanýnda verilir. Eðer kaynana damadýn evine gidecekse, bir tepsi baklava ve bir tepsi þekerleme ile gider. Lazlarda damada çok aþýrý deðer verilir. Hatta Lazlara kýz verme, Lazlardan kýz al derler. Ýþte bütün bu abartýlarýn altýnda kaynana vardýr. Üç beþ yýl kadar bir süre damat eskimez ve hep iltifat görür. Evin en güzel köþesi, en güzel odasý, en güzel yatak yorgan onundur. En güzel yemekler onundur. Kavrulmuþ fýndýk ve þekerleme onundur. Bu yüzdendir ki evin erkek tayfasý damadý pek sevmez. Onun için niþanlýlýk döneminde damatlar elini kolunu sallayarak rahat bir þekilde kýz evine gidemezler. Fakat kaynanalar bunun da çözümünü bulurlar. Bu çözümün adý Lazca’da “sica metkobinu” dur. Gizli yöntem. Baba ve kardeþlerden gizli olarak yapýlan buluþturmadýr bu. Ve bu yöntemde yakalanma riski de yüksektir. Baba ve evdeki erkeklerin evde olmadýðý zamana denk getirilir. Fakat yine de babanýn ne zaman eve geleceði hiç belli olmaz. Bu durumlarda çok damatlarýn pencereden atladýðý rivayet edilir.

    Bu konuda günümüze kadar gelmiþ destanlar vardýr. Onlardan birine bakarsak yazýlanlarýn abartý olmadýðýný görürüz.

    Sicalepeþi Destaný

    Lazistaniz var giðunan çkar nosi
    Sicaz koçi oxoyi gamakosi
    Var gaçaþi goykta gekçasen kusi
    Eloðliren giçkitaz dadi çkimi

    Oxoyizti var gelosonz kuzi
    Sica yado konoxedunan purzi
    Var ikitxen paxali do ucuzi
    Veresiya kortaþi dadi çkimi

    Esnafik ti ariþi jur noçarams
    Borcisti faizi keluçarams
    Badi skaniz kartali eþuçarams
    Borci giðun yado dadi çkimi

    Badi skanik kartali ikitxaþi
    Ar zirati gurpicis xe moyntxaþi
    Kata xaftaz burði goyntxaþi
    Elbetki borci içaren dadi çkimi

    Badi elaxedas kerençi xoraz
    Sica tusa bureðiz komuxedas
    Noðamisa ar ðormaz konoxedas
    Ýxosaraz kayi usons dadi çkimi

    Haþopete moboga do sicaz çi
    Megomskunan mþkeyiþi biga eçi
    Var yançuyi hemuz boz ona meçi
    Sadrazami þartuyi dadi çkimi

    Damatlarýn Destaný

    Lazistanda hiç yoktur aklýnýz
    Ne varsa damada yedirip evi süpürdünüz
    Yediremeyince basar tekmeyi görürsünüz
    Eloðlu derler bilesin teyzeciðim

    Evinizde bir kaþýk bile yok
    Durulur mu damadýn üstüne o kadar çok
    Ucuzu pahalýyý soran da yok
    Veresiye var diye teyzeciðim

    Esnaflar bire iki yazýyor
    Borcun üstüne faiz diziyor
    Ýhtiyar adamýna mektup yazýyor
    Borcun var diye teyzeciðim

    Adamýn mektubu okuyunca
    Görseydin elini göðsüne vurunca
    Her hafta börekler açýlýnca
    Elbet borca yazýlýr teyzeciðim

    Ýhtiyar oturup kuru ekmek yesin
    Damat sýcak böreðin baþýna geçsin
    Gelin bir delikten gözlesin
    Hoþuna da gidiyor teyzeciðim

    Böylelikle kazancýmý damada yedir
    Dayak yakýþýr hepinize bire bir
    Yetmedi mi ona kýzýný verdiðin
    Sadrazam deðildi ki be teyzeciðim

    Not: Bu destan Arhavi’li Nuri Duduþi tarafýndan yazýlmýþtýr. Kendisi birinci dünya savaþýnda genç yaþta ölmüþtür. (Türkçeleþtiren Kamil Aksoylu)
Haz?rlan?yor...
X