Duyuru

Collapse
No announcement yet.

21 Aralýk 2006 Haberler

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • 21 Aralýk 2006 Haberler

    MUASIR MEDENÝYET AVRUPA'DAN ASYA'YA GÝDÝYOR, ZATEN ORADAN ÇIKMIÞTI




    NOBEL ödülünün, Orhan Pamuk'un gerçek yüzünü ortaya çýkardýðý için Türk milletinin büyük takdirini kazanan ama ülkede sözde aydýnlarve gayri milliler tarafýndan adeta linç edilmek istenen TRT'nin yüz aký araþtýrmacý gazeteci yazar ve program yapýmcýsý Banu Avar, bütün Türkiye'nin konuþtuðu isim olarak gündemdeki yerini koruyor. Avar'ýn geçtiðimiz günlerde Kuvva-i Milliye Derneði sitesinde Mustafa Özer ile yaptýðý özel söyleþide ortaya koyduðu görüþler çok dikkat çekiciydi. Ýþte Mustafa Özer'in sorularý karþýsýnda Banu Avar'ýn verdiði son derece önemli mesajlar:
    ? Yurt dýþýnda özellikle Çin'de ve Orta Asya'da, oralardaki halklarýn Türkiye'ye bakýþý ile o halklarýn devletlerinin Türkiye'ye yaklaþýmý nasýl? Bu ikisi arasýnda bir zýtlýk veya çeliþki sezinlediniz mi? Sizce durum nedir?
    Banu AVAR:Doðu halklarý genellikle Türkiye?ye büyük bir dostluk ve sevgi ve bunun ötes
    inde ilk baðýmsýzlýk savaþý vermiþ bir ülke olarak saygý duyuyorlar. Karþýlaþtýðýmýz herkes Atatürk?ü biliyor. Konuþma ilerledikçe "Ama siz þimdi Batýya çok yaklaþtýnýz!" sözleri edilmeye baþlanýyor. Bir de son 10-15 yýlda bu ülkelere gidip gerek ticaret yapmaya çalýþan gerekse dini kisveler altýnda Batýnýn çýkarlarý doðrultusunda çalýþmalar yapan birtakým örgütlerden dolayý bir rahatsýzlýk var. Ama sonuçta bizi kardeþ halk olarak görüyor ve dikkatle izliyorlar. Orta Asya devletleri mesela Kazakistan Cumhurbaþkaný Nazarbayev veya Özbekistan Senatörü Aripov ya da Ýran?daki yetkililerle olan konuþmalarýmýzda konu hep dönüp dolaþýp Türkiye?nin kendini Batýya çok fazla baðladýðý ve biraz da doðusuna, geldiði yere, bakmasý gerektiði noktasýna geliyor. Türkiye, Batýnýn adamý olarak görülüyor ve o zaman Atatürk?ün Ankara merkezli politikalarýný onlar bize hatýrlatýyorlar.
    ? Tarihin her sahnesinde dünyayý kontrol etmek isteyenler ve bunu baþarabilenler var. Hemen hemen hepsi de Amerikalý bakýþ açýsý ile Ortadoðu dediðimiz bölge ile Anadolu coðrafyasýný da içine alan ana karayý denetimi altýna almýþ. Bizi üzerinde yaþadýðýmýz topraklar yüzünden bekleyen tehlikeler var mý, varsa bunlar nelerdir size göre?
    Banu AVAR: Sadece Ortadoðu deðil, bugün Asya dünyanýn en doðal kaynaklar bakýmýndan en zengin, kültürel deðerler bakýmýndan en zengin, tarihi bakýmdan eþsiz bir coðrafyadýr. Bakýn, dünya nüfusunun yarýsýndan fazlasý Asya'dadýr. Dünya doðal zenginliklerinin yüzde 75?i yine buradadýr. Yetmez mi? Türkiye Asya?ya geçiþ noktasýdýr. Eþsiz bir konumdadýr ve bu da tüm tehlikelere karþý uyanýk olmayý gerektirir. Türkiye üzerinde oynanan oyunlar 1920?de Sevr Anlaþmasýyla açýkça masaya konmuþtur. Ve Batýlý devletler Sevr?de istediklerini hiç unutmamýþlardýr. Bugünkü çabalar Sevr?deki isteklerin aynýlarýdýr. Sevr?de Türklerin Çorum Ankara Sivas?ý kapsayan bir yerde yaþamalarý geri kalan bölgenin Yunanistan, Ermenistan, Kürdistan þeklinde bölünmesi isteniyordu.
    > 600 YILDIR TÜRKÇENÝN RESMÝ DÝL KABUL EDÝLDÝÐÝ KOSOVA?DA BM?NÝN GELÝÞÝ ÝLE TÜRKÇE RESMÝ DÝL OLMAKTAN ÇIKARILDI
    ? Yurt dýþýnda iþgal ve savaþ görmüþ pek çok bölge gezdiniz, özellikle Kosova bunlarýn arasýnda önemli bir yere sahip. Anadolu'da Kurtuluþ Savaþý öncesinde iþgal altýnda bulunan bölgelerimiz bugün dahi iþgal yýllarýnda yaþanmýþ psikolojik buhranlarýn kalýntýlarýndan muzdarip bir görüntü çiziyor gibiler. Belki de ben yanýlýyorumdur. Esas deðinmek istediðim, çalýþmalarýnýz esnasýnda savaþý yaþamýþ Kosova gibi yerlerde savaþ sonrasý toplum ve aile yapýsý üzerinde kalýcý görünen zedelenmeler var mý? Savaþ insanlarý sadece canlarýndan mý etti, yoksa kaybettikleri baþka þeyler var mý?
    Banu AVAR: Sýcak savaþ bitmiþ görünüyor ama ne Kosova?da ne Bosna?da düzene geçildi. Artýk oralarda derebeylik var. Tamamen yabancýlarýn yönetiminde idare ediliyorlar. Birleþmiþ Milletler ve Amerikan Elçiliði Kosova?da söz sahibi. Biliyorsunuz, 600 yýldýr Türkçenin resmi dil olarak kabul edildiði Kosova?da, Türkçe, BM?nin geliþiyle birlikte resmi dil olmaktan çýkarýldý. Bu, BM?nin bir numaralý kararýydý. Arnavutlara büyük ayrýcalýklar tanýndý. Bosna?da bayrak bile deðiþtirildi. Özel televizyon kanallarý ve medya sayesinde yerel kültür yok edilmeye çalýþýlýyor ve halk zorla "Avrupalýlaþtýrýlýyor". Bu arada kapanan fabrikalar özelleþtirilip peþkeþ çekilmiþ doðal zenginlikler halký giderek fakirleþtiriyor ve lümpen bir kitle yaratýlýyor..
    ? Yurt dýþýnda çok bulunan bir insansýnýz. Türkiye de yurt dýþý kaynaklý birtakým düzenlerin -BOP gibi- içerisine çekilmek isteniyor. Bugünkü Amerika-Türkiye iliþkilerini yurt dýþýndan bakarak nasýl yorumlarsýnýz?
    Banu AVAR:Amerika 20 yýldýr ve en son CIA'nin hazýrlattýðý "Küresel Tahmin 2020" raporunda açýkladýðý üzere, Ortadoðu ve Orta Asya'yý yeniden kendi çýkarlarý doðrultusunda þekillendirmek istemektedir. Süper güçler enerji kaynaklarýna ve enerji yollarýna sahip olmak istemektedirler ve bunlar bizim de yaþadýðýmýz bu bölgededir. Amerika kendi hazýrladýðý dünya raporunda dünyada en hýzlý büyüyen 2 devletin Hindistan ve Çin olduðunu açýklamýþtýr. 19. yy Ýngiltere?nin 20. yy Amerika?nýn hakimiyetiyle geçti. 21. yy ise Hindistan ve Çin?in yy olacaðý söyleniyor. Amerika?nýn karþýsýnda yüzde 10 büyüme hýzý 3 milyar genç nüfuslu, nükleer enerjiye sahip Asya?nýn ortasýnda 2 ülke var. Yaþlý ve doðum hýzý her yýl düþen ve her geçen yýl fakirleþen bir Avrupa ve enerji kaynaklarý hýzla tükenen bir Amerika?nýn karþýsýnda genç ve dinamik bir Asya duruyor. O nedenle önlemler almak için Amerika Afganistan?a Asya?nýn ortasýna girdi, Irak?ý iþgal etti, turuncu darbeler yoluyla Kafkaslarý Karadeniz?i, Orta Asya ülkelerini kontrol etmeye çalýþýyor.

    Atatürk Ankara merkezli politika öngörmüþ ve bunu hayata geçirmiþti

    ? Memleketimizde, en azýndan halkýmýzýn büyük bir kesiminde þöyle bir iç çekiþ gözlemliyorum: "Atatürk biraz daha yaþasaydý bugün daha farklý olurdu halimiz?" Atatürk yaþasaydý gerçekten böyle olur muydu? Yoksa Atatürk ilahi bir kararla tam vaktinde mi öldü? Bunu Çin'de yürüttüðünüz çalýþmalarý ve Mao hakkýnda edindiðiniz izlenimi de göz önüne alarak deðerlendirir misiniz?
    Banu AVAR: Atatürk?le yapýlan bir söyleþi de Atatürk buna yanýt veriyor. "Ýki Atatürk var," diyor. "Biri, eti kemiðiyle karþýnýzda oturan ben, diðeri sizsiniz!" Ben zamaný geldiðinde bu ülkenin içinden bir çok Atatürk çýkacaðýna inanýyorum. Onun anlayýþý, akýlcýlýðý, deðerlendirmeleri iyice anlaþýlýrsa geleceðe yön vermemiz kolaylaþacaktýr diye düþünüyorum. Atatürk Türkiye için Ankara merkezli bir politika öngörmüþ ve bunu hayata geçirmiþtir. Hatay meselesini nasýl çözdüðünü düþünün. Onun için oturup bir Mehdi beklemek yerine herkes ülke için ne yapabilir, ne kadarýný yapabilir, bunu düþünme zamaný?
    > EKONOMLÝK OLARAK ÇÖKERTÝLMÝÞ BÝR HALK SÝVÝL ÖRÜMCEÐÝN AÐINDA EMPERYALÝZMÝN KOLLARINA DÜÞÜYOR
    ? Bir ülkeyi bekleyen en büyük tehlike nedir? Toprak kaybý, savaþ, kýtlýk, yozlaþma gaflet mi, yoksa cehalet mi; nedir bir ülkeyi yok olma seviyesine getiren?
    Banu AVAR: Her ülkeye tehditler vardýr. Önemli olan, halkýnýn bunlarýn farkýnda olmasýdýr. Bugünlerde sýk sýk psikolojik savaþtan bahsediliyor. Toplum mühendisliðinden bahsediliyor. Batýlý devletler halklarýn kendilerine güvenini yok etmenin en verimli yol olduðunu söylüyorlar. Yabancý sivil toplum örgütleri, turuncu darbe imalatçýlarý, önce bir ülkeyi vatan seçmiþ insanlarýn arasýndaki yurttaþlýk baðýný koparmaya sonra kendilerine güveni azaltmaya, devlet kurumlarýna güveni sarsmaya ve sonunda yalnýzlýk ve çaresizlik duygusuna itmeye çalýþýyorlar. Ekonomik olarak da çökertilmiþ bir halk "sivil örümceðin aðýnda" emperyalizmin kollarýna düþüyor. Psikolojik savaþ medyayla yapýlýyor. Ýnsanlar uyuþturuluyor. Diziler, abuk sabuk yarýþmalar aslýnda kimliðimizi elimizden alýyor. Bir zamanlar asla kabul edemeyeceðimizi düþündüðümüz þeyler bakýn bugün dikkatimizi bile çekmiyor. Bu bilincimizi yitirmemize tepkisizliðe sürüklüyor. Bu büyük bir tehlike..
    > AB RESMEN SEVR?Ý
    ÝSTEMEKTEDÝR
    ? Avrupa Birliði?ni bize hedef olarak sunuyor siyasilerimiz. Peki, gerçekten AB bir kurtuluþ mu, güvenilir bir sýðýnak mý, deðilse yeni alternatifler neler olabilir?
    Banu AVAR: Bence bu ülkede yaþayan dürüst aydýnlar artýk AB?yi de onun propagandistlerini de enine boyuna anlamýþlardýr diye düþünüyorum. Anlamayanlar ya anlamak istemiyorlar ya da hiçbir þey okumuyorlar. Günlük gazeteleri takip etmek bile yeterli. Kýbrýs meselesinde açýkça esas amaçlarýný ortaya koymuþlardýr. Erol Hoca (Manisalý) bunu bütün ayrýntýlarýyla yazmýþtýr. AB Sevr?i istemektedir. Her gün bunu açýkça söylemektedir. "Kemalizm AB"ye girmenize engel!" ya da "Hristiyan olun sizi alýrýz!" veya Kürt Ermeni, Alevi, Çingene, etnik gruplara daha sonrada yerel bölgelere ayrýlýn bir federasyon olun falan filan... Bu adamlar her þeyi açýkça söylüyorlar. Bunlarý duyup beðenen varsa savunsun. Biz beðenmiyoruz. Bugün ABD?nin bile geleceðin kýtasý dediði ve tüm zenginlikleri baðrýnda taþýyan Avrasya çeþitli örgütlerle birbirine baðlanmaktadýr. Ve geçen yýl Þanghay Ýþbirliði örgütü Türkiye?ye de bir davet yollamýþtýr. Biz Asya?daki örgütlenmeleri daha dikkatle izlemeliyiz ve komþularýmýzla daha yakýn iliþkiye girmeliyiz diye düþünüyorum


    Türkiye korkusuzca Doðu ile iliþkiye geçmeli

    ? Rusya'nýn Aleksandýr Dugin (Alexandre Dugin) öncülüðünde baþlattýðý bir Avrasya hareketi var. Almanya'nýn Baþbakaný Angela Merkel'in bir doðu Almanyalý olmasýný göze önünde bulundurarak "Rusya Avrasya'sýnýn Avrupa ayaðýný kim oluþturuyor?" sorusuna nasýl bir bakýþ ile hangi yanýtý verirsiniz?
    Banu AVAR: Türkiye açýsýndan bakarsak ne Almanya ne Fransa ne de Ýngiltere?nin Türkiye?ye dostane yaklaþacaðýný gösteren en ufak bir ipucu vardýr. Türkiye?nin onlara siftinerek varacaðý bir yer de yoktur. Þu anda Türkiye son derece haksýz olarak büyük kayýplara uðratýldýðý Gümrük Birliði?nden çýkacaðýný bildirse, bazý haklarýný almak için masaya yumruðunu koysa, korkusuzca doðusuyla iliþkiye geçse, Avrupa ve Amerika?nýn kendisine daha saygýlý yaklaþtýðýný görecektir. Bu tavrý þimdi Latin Amerika ülkeleri mesela Venezuella yapýyor. Dugin?le Moskova?da uzun bir konuþma gerçekleþtirmiþtim. Ýlk kitabýndaki görüþleri kýsmen deðiþtirdiðini söylemiþti. Orada Türkiye pek yer almýyordu. Ben Avrasya hareketinin Avrupa iliþkilerini onlara býrakýyorum. Ama Türkiye?nin Avrasya hareketinde Orta Asya ülkeleri Ortadoðu ve Rusya, Çin ve Hindistan?la çok sýcak iliþkiler kurmasý gerektiðini savunuyorum.
    ? AB ve Þanghay Beþlisi'nin ardýndan þimdi de Orta Asya Türk Birliði'nden bahsediliyor. Bir köyde üç muhtarlýk olur mu? Bu öbekleþmeler insanlýðý toplumsal olarak nereye vardýracak sizce?
    Banu AVAR:Biraz önce söylediðim gibi, AB yaþlý Avrupa kýtasýnýn emperyal ve Hristiyan emelleri doðrultusunda bir araya gelmiþ ve bence çok uzun süre bir arada kalamayacak bir topluluk. Biliyorsunuz, Almanya ve Fransa Avrupa Topluluðunu iki Hristiyan demokrat bakanýn imzasýyla baþlattýlar. Bu bakanlar önce Vatikan?dan icazet aldýlar, sonunda AB?ye giden yol baþladý. 12 havari yola çýktý ve bugün geniþleyip dursa da özü 12?de kaldý. Diðerleri sömürülen çevre ülkeler olmaktan geriye gidemiyorlar zaten, baþta söz konusu olan yardýmlar artýk söz konusu deðil. O nedenle AB?yi bir kenara koyun. Þanghay Örgütü ve diðer birliklere gelince... Yolun baþýndalar. Gelecek Asya?nýn ve bunu biliyorlar. Ana konularda anlaþma saðlandýkça, birbirine geçen baþka çemberler de olabilir. En önemlisi birlikten güç doðar düþüncesiyle hareket edilmesidir.
    ? Türkiye'nin dostu hangi ülke?
    Banu AVAR: Hep söylenegelir, ülkeler arasýndaki iliþkilerde menfaatler esastýr, saðlam dostluklar saðlýklý ekonomik, siyasal iliþkilerle gelir. Baþkalarýnýn politikasýna göre deðiþmek yerine kendi Ankara merkezli politikanýzý uygularsanýz diðer ülkelerle de saðlýklý iliþkiler kurarsýnýz. Önemli olan, bir ülkenin nerde durduðunu iyi bilmesi, tüm kurumlarý, hükümeti ve ordusuyla bir bütünü teþkil etmesi?Kiþisel iliþkilerde olduðu gibi siz saðlam durursanýz karþýnýzdakini de saðlam durmaya zorlarsýnýz.

    Atatürk, Batý?yý
    kastetmemiþti

    Mustafa Kemâl, Türkiye'nin muasýrlaþacaðýný, böyle olmasý gerektiðini söylüyor. Peki dünyada muasýr kimdir yüzyýlýmýzda ve bu muasýr olma durumu deðiþken midir? Sizce çaðdaþlýk kendine baþka yurtlar arýyor mu? Çaðdaþlýðýn gitmekte olduðu topraklar neresi?
    Banu AVAR: Muasýr medeniyet Avrupa?dan Asya?ya doðru gidiyor, zaten oradan çýkmýþtý. Çinliler porselen fincanlardan çay içerken ya da Buhara?da gökbilim ve matematikle uðraþýrlarken Paris?te geyikler dolaþýyordu. Atatürk, birilerinin söylediði gibi, muasýr medeniyet dediðinde Batýyý kastetmemiþti. Deðiþimi diyalektiði çok iyi kavramýþ bir bilim adamýydý o. Tarihi çok iyi incelemiþti. Çaðdaþ medeniyetin bugün batýda yarýn doðuda, bir gün kuzeyde olabileceðini söylüyor ve bilimin gösterdiði yöne bakmamýz gerektiðini vurguluyordu.

  • #2
    FKB'DEN BAYRAM MÜJDESÝ






    FÝSKOBÝRLÝK Yönetim Kurulu Baþkaný Yaþar Pamuk, 2005 yýlý ürün bedelleri kapsamýnda üreticilere Bugünden itibaren bayrama kadar 60 milyon YTL daha ödeyeceklerini söyledi.
    12 Eylül 2006 tarihinde gerçekleþtirilen genel kurulda iþbaþýna geldikten sonra radikal kararlar alarak kredi çalýþmalarý yaptýklarýný belirten FÝSKOBÝRLÝK Yönetim Kurulu Baþkaný Yaþar Pamuk, son olarak Denizbank ile 60 milyon YTL'lik kredi anlaþmasý yaptýklarýný açýkladý.
    2005 yýlý ürün bedellerinin ödenmesi noktasýnda ilk etapta kendi imkanlarýyla 10 milyon YTL ödeme yaptýklarýný, daha sonra Halkbank'tan 20 milyon YTL, Þekerbank'tan 30 milyon YTL kredi kullandýklarýný belirten Pamuk, "Bugüne kadar 60 milyon YTL ödedik. Son olarak Denizbank ile 60 milyon YTL kredi anlaþmasý yaptýk. 21 Aralýk tarihinden itibaren ödemelere baþlýyoruz. Ödemeler yýlbaþý ve bayrama kadar sürecek. Bu durumda üreticilerimi
    ze 2005 yýlý ürünü için 170 milyon YTL'lik borcumuzun 120 milyon YTL'sini ödemiþ oluyoruz. Geriye kalan 50 milyon YTL borcumuzu ise 28 Aralýk 2006 tarihinde yapacaðýmýz Mali Genel Kurul'da alacaðýmýz kararlar doðrultusunda gayri menkullerimizi satarak kapatacaðýz. Ondan sonra 2007 yýlýnda, 2006 yýlý borçlarýný ödemeye baþlayacaðýz" dedi.
    Alýnan banka kredilerinin geri ödenmesinde bir sorun yaþayacaklarýna inanmadýðýný ifade eden Pamuk, þöyle konuþtu:
    "Üreticilerimize olan borcumuzu bankalarla çevirmiþ olduk. Zorlanmaktan ziyade radikal kararlar alarak FÝSKOBÝRLÝK'in ve üreticinin önünü açmak istedik. 2006 yýlýnda yaþananlarýn 2007 yýlýnda yaþanmamasý için 24 saat çalýþarak, fýndýðý hem Türkiye'de hem dünyada satýlan bir noktaya getirerek bu borçlarýmýzý ödeyeceðiz. Elimizde þu an yaklaþýk 100 bin ton fýndýk var. Bunu satarak borçlarýmýzý ödeyeceðiz. Krediler bir yýllýk olduðu için ödenme noktasýnda bir problem yaþacaðýmýzý tahmin etmiyorum."

    Yorum yap


    • #3
      ÇPD TEPEDEN ÝNME PLAN

      TRABZON- Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði (TMMOB) Ýl Koordinasyon Kurulu Sekreteryasý tarafýndan yapýlan açýklamada; Doðu Karadeniz Bölgesi illeri olan Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüþhane Ýllerine ait Cevre ve Orman Bakanlýðýnca düzenlenen, 1/100 000 ölçekli Cevre Düzeni Planýný; yetki boyutu, tanýmý ve plan yapma tekniði açýsýndan bölgemizin kalkýnmasýna ve çevre politikalarýnýn oluþmasýna sekte vuran bir belge olarak tanýmaktayýz.
      Ýl Koordinasyon Kurulu Sekreteryasý adýna açýklamayý yapan Baþkan Yýlmaz Odabaþ, Çevre Düzeni adý verilen bu planlarýn, tepeden inme, hangi problemleri çözmeye dönük olduðu belirsiz, bu iþin gerçek sahipleri olan yerel yönetimlerle yeterince iþbirliði olmaksýzýn hazýrlanan bilimsel ölçütleri ve ifade tekniði son derece tartýþmalý ve kendine özgü bir plan türü olarak tanýmlayarak, "Ýþin garibi müteahhit firma Bakanlýk yetkilileri huzurunda bu planýn politik baskýlarla delinebileceðinden bahsetmektedir" dedi.
      Odabaþ, "Ýl Özel Ýdaresi Kanunu ile Ýl Çevre Düzeni Planý yapma ve onama yetkisi Ýl Özel Ýdaresinde iken bakanlýk, illeri teker teker planlamakta, bunu da bölgesel çalýþma kisvesi altýnda yürütmektedir. Böylece yerel idareler olan belediyeler ve valilikler imar konusunda Çevre ve Orman Bakanlýðý'nýn vesayetine girmekte, yapacaklarý çalýþmalarda bakanlýktan ve müelliften görüþ alma zorunluluðu ile karþý karþýya býrakýlmaktadýr" diye konuþtu.

      Yorum yap


      • #4
        BU PROTOKOL ALKIÞLANIR


        TRAZBON- Su ürünleri ve kültür balýkçýlýðý konularýnda araþtýrma, eðitim ve uygulama birlikteliðini saðlamak amacýyla Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi, Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araþtýrma Enstitüsü ile Trabzon Su Ürünleri Üretici Birliði arasýnda protokol imzalandý.
        Trabzon?un Maçka Ýlçesi?nde bulunan Þeremet Alabalýk Üretim Çiftliði?nde gerçekleþtirilen imza törenine Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, Gümüþhane Valisi Enver Salihoðlu, protokole imza koyacak kurum ve kuruluþlarýn temsilcileri ile kültür balýkçýlýðý yapan üreticiler katýldý.
        YAVUZDEMÝR: "ÝYÝ BÝR KONUMDAYIZ"
        Vali Yavuzdemir, kültür balýkçýlýðýnýn 1920?li yýllardan sonra hükümetler tarafýndan tarým politikasý haline getirildiðini ifade ederek, "1920?li yýllarda su ürünü yetiþtiriciliði gündeme gelmiþ ve ondan sonraki hükümetler tarafýndan bu konu tarým politikasý içinde yerini almýþtýr. Bugün Türkiye?nin her köþesinde kültür balýkçýlýðý üretimi yapýlmaktadýr. Bu konuda iyi bir konumdayýz. Devlet her zaman öncü olmak durumundadýr ama ben her zaman özel sektörden yanayým. Çünkü müteþebbisin olmadýðý yerde devletin öncülük etmesi doðrudur ama müteþebbislerin bu iþi öðrendikten sonra kavradýktan sonra devletin balýk yetiþtiriciliði yapmasý doðru deðildir. Bugün çok yetenekli yetiþtiricilerimiz var. Çok güzel projeler yapýyorlar ve kültür balýkçýlýðýnýn geliþmesine önemli katkýda bulunuyorlar. Üniversitelerimizin de kültür balýkçýlýðýnýn geliþmesine katkýda bulunmasý noktasýndan hareketle imzalanacak bu protokolün ve iþbirliðinin hayýrlý olmasýný diliyorum" biçiminde konuþtu.
        ÇOLAK: TRABZON?U GEÇMEK ÝDDÝASINDAYIZ
        Gümüþhane Tarým Ýl Müdürü Ertekin Çolak da, son 1 yýl içinde balýk üretimini 10 kat artýrdýklarýný belirterek, "Kültür balýkçýlýðý konusunda ilk deneme üretimini Kürtün Barajý?nda müdürlük olarak biz baþlattýk. Ýlk baþlarda bu üretim için kimseyi ikna edemedik. Ancak zamanla bu iþin olabilirliðini gören müteþebbisler bize müracaat etmeye baþladýlar. Þu anda ilimizde 6 projeye onay vermiþ durumundayýz. 1 yýl öncesine kadar 300 ton balýk üretilen Gümüþhane?de þimdi 3 bin 500 ton balýk üretimi yapýlmaktadýr. Bu rakam yeterli deðildir. 2007 yýlýnda Trabzon?dan daha fazla alabalýk üretme iddiasýndayýz. Bunun için yeterince imkânýmýz mevcuttur. Yatýrýmcýlarýmýza Gümüþhane?ye davet ediyorum" dedi.
        Konuþmalarýn ardýndan su ürünleri yetiþtiriciliði konusunda, araþtýrma, eðitim ve üretim hizmetinde bulunan kuruluþlar her türlü bilimsel ve teknik iþbirliðini karar altýna alan "Eþgüdüm Belgesi" (protokol), Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekaný Prof.Dr. Ertuð Düzgüneþ, Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekaný Prof.Dr. Ýbrahim Okumuþ, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araþtýrma Enstitüsü Müdürü Dr. Atilla Özdemir ve Trabzon Su Ürünleri Üretici Birliði Baþkaný Hasan Naz tarafýndan imzalandý.

        Yorum yap


        • #5
          ÝNSAN TÝCARETÝNDE 2 TUTUKLAMA DAHA



          Trabzon Emniyet Müdürlüðüne baðlý asayiþ ekiplerince yapýlan operasyonda insan ticareti yaptýklarý iddiasýyla iki kiþi gözaltýna alýndý. Deðirmendere deki bazý pansiyon ve restoranlara düzenlenen operasyonlarda Rusya Daðýstan uyruklu Saida Dagaeva (19) isimli bayanýn emniyete yapmýþ olduðu þikayet üzerine polis harekete geçti.Daðýtandan iþ bulma vadiyle getirildiðini fakat burada erkeklere pazarlandýðýný belirterek suç duyurusunda bulundu bayan dört þahýstan þikayetçi oldu. Konuyla ilgili olarak yapýlan araþtýrmada pansiyon sahibi olduðu öðrenilen Y.V. ile beraberindeki H.Ý.V. gözaltýna alýndý. Bununla birlikte kendisini zorla fuhuþa sürüklediði iddia ettiði N ve A isimli soy isimleri tespit edilemeyen Daðýstan uyruklu iki þahýs hakkýnda da þikayetçi olduðunu beyan etti. Zanlýlardan Y.V ile H.Ý.V nöbetçi mahkemeye tutuklanmak üzere sevk edildi. Nöbetçi mahkeme tarafýndan þahýslar tutuklanarak Bahçecik Kapalý Cezaevine gönderildi. Diðer zanlýlarýn arandýðý bildirildi

          Yorum yap


          • #6
            ÞÝDDET 15 KAT ARTTI



            TRABZON- Saadet Partisi Ýl Teþkilatý Baþkaný Mustafa Özdaþ ve kurmaylarý Tek-Art Medya Merkezi?ni ziyaret ederek Karadeniz Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Asým Kemal Güner?le bir süre görüþtü.
            Özdaþ, "Türkiye?nin þartlarý erken seçime uygun, erken seçim olabilir. Biz hazýrlýklarýmýzý yapýyoruz. Cumhurbaþkanlýðý seçimi Türkiye?nin gündemini meþgul etmeye devam ediyor. Yasalar gereði cumhurbaþkanýný þu anki Meclisin seçmesi gerekir. Saadet Partisi olarak Baþbakan Erdoðan?ýn, Büyük Ortadoðu Projesi?nin Türkiye temsilcisinin, cumhurbaþkaný olmasýný istemiyoruz fakat yasalarý mevcut hükümet koymadý. Cumhurbaþkanýný TBMM seçer. Cumhurbaþkanýný halkýn seçmesi taraftarýyýz. Günümüz cumhurbaþkanýnýn da CHP ile iþbirliði içerisinde olmadýðýný kimse iddia edemez. CHP?de, iktidar yüzü göremeyeceðiz, bari cumhurbaþkaný bizden olsun, diyor. Ancak biz bu makamlarý tartýþmaya açma taraftarý deðiliz" dedi.
            Eðitim konusuna da deðinen Saadet Partisi Ýl Baþkaný Mustafa Özdaþ, "8 yýllýk kesintisiz eðitime kafayý takmýþlar. Bugün Trabzon?da 8 deðil lise ve 3 yýllýk dershane ile birlikte tam 14 yýl kesintisiz eðitim uygulanýyor. Fakat üniversitelerimizin hali de ortada.
            Bir tane bilimsel makale yok, bilime katký yok. Öðrencilerimiz boþta geziyor, vatandaþýmýz iþsiz. Þiddet 15 kat arttý" dedi

            Yorum yap

            Haz?rlan?yor...
            X