Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Osmanlidan Beri Trabzon....

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Osmanlidan Beri Trabzon....

    Osmanlýlarýn Trabzon’a karþý fiili teþebbüsleri imparator Kalo Ýoannes ýv. (1447-1458) zamanýnda baþlar: 1442 ‘de Murad ýý.in gemilerle Trabzon üzerine sevk ettiði kuvvetler, sahilin bir çok yerlerinde karaya çýkarak bazý yaðma ve tahrip hareketlerinde bulunmuþ ve pek çk esirle geri dönmüþlerdi. Kefe’ye uðrayan bu filonun fýrtýnaya tutularak aðýr zahiyata uðradýðýda bilinmektedir.



    Ýstanbul’un fethinen sonra Fatih’e tabi olup, muayyen bir vergi vermeye baþlayan alo Ýoannes, çok geçmeden, Diyarbakýr bölgesinde tutunamayarak Kelkit havzasýna ve Canik bölgesine gelen Safevi þeyhi Cüneyd’in taarruzuna uðradý. Þeyh Cüneyd, pek zayýf olan Rum Devletini ortadan kaldýrmak suretiyle Trabzon’da bir devlet kurmaya karar vermiþ görünektedir. Nitekim, maiyetindeki müridler ile birlikte Kelkit havzasýna giden Cüneyd, burada taraftarý olan Niksar emiri Taceddin oðlu Mejmed Beyle buluþmuþ ve gaza için bütün müridlerini yanýna çaðýrmýþtýr. Yapýlan probaganda üzerine Anadolu’Nun hemen her tarafýndan gelen silahlý müridler, Cüneyd’in etrefýnda toplandýlar. Cüneyd Niksar emiri ve bütün müridleri ile birlikte Trabzon üzerine yürüdü. Öte yandan imparator Kalo Ýoannes deniz ve kara kuvvetlerini toplamýþ ve Aya- Fokas (Alça- Kala9 manastýru denilen yere kadar ilerlemiþ idi. Bunun üzerine Meliares civarýna yerleþen þeyh Cünyed Kapangon denilen boðazý tuttu. Kara kuvvetleri boðaza saldýrýrken donanmanýn baþýnda bulunan imparator da karaya asker çýkardý; fakat kopan bir fýrtýna yüzünden gemiler sahilden uzaklaþýnca, Cüneyd müridleri ile birlikte hücuma geçerek imparatorun ordusunu daðýttý; müridleri Aya Fokas’taki imparatorun karargahýný iþgal ile askerlerini esir ettiler. Surlara kadar ilerleyerek çadýrýný bugünkü Ýmaret Camii mahallesinin tepesi üzerine kuran Cüneyd, Trabzon’un garbýndaki mahalleyi üç gün müddetle kuþattý isede alamadý, sonra muhasarayý kaldýrýp, müridleri ile birlikte 1454’de tekrarKelkit bölgesine avdet etti 8Chaleocondyles, Hist.de la decadence de l’Emp.Grec. Fr. Trc. V. Bourboanois, Paris 1620, ý, 262, v.d; Seyyid Yahya Kazvini, Lubb al-tavarrih Tahran, 1314, s.238; krþ. W. Miller, ayn eser s.83 v.d:Fallmerayer, s.251 v.d; Walter Hinz. Uuzn Hasan ve Þeyh Cüneyd, xv. Yüzyýlda Ýran’ýn milli bir devlet haline yükseliþi, trc. Tevfik Býyýklýoðlu, Ankara 1948. s.20 v.d.). Þeyh Cüneyd’in münahasarayý kaldýrmasýnýn bir sebebi de, Fatih’in tabiyet þartlarýný yerine etiren Trabzon imparatorunu himaye etmek üzere Sivas Beyler beiyisi Hýzýr Bey’i þark hududuna göndermiþ olmasýdýr.

    Trabzon’un fethi: Fatih, 18 Þubat 1451’de tahta çýktýðý zaman Trabzon Ýmparatoru Kalo Ýoannes’e dostluk teminatý vermiþti. Ýstanbul’un fethinden sonra imparator bir taraftan Fatih’e tabi olurken, diðer taraftan Osmanlýlara karþý he Uzun Hasan ile hem de Papa Calixtus ýýý.un Türklere karþý sefere kýþkýrtmak üzere Gürcistan’a gönderdiði Fransisken rahibi Lodovico da Bologna ile temasa baþlamýþ, Ýstanbul’Un fethinden sonra Trabzon’a gelen bir çok ailenin de ilticasýný kabul etmiþti (Fallmerayer s.243). Ýmparatorun durumunu dikkatle takip eden Fatih, Hýzýr Bey’,i Trabzon üzerine sevk ettiði gibi, Samsun’dan da donanmanýn hareketini emretti (Fallmerayer s. 243). Türk kuvvetlerinin Trabzon önünde ansýzýn görünmesi üzerine, hazýrlýksýz yakalanan imparator, yýlda 2.000 altýn vergi vermek suretiyle Hýzýr Beyle anlaþarak, hem vergiyi ürmek, hem de antlaþmanýn tasdikini istemek üzere kardeþi David Komnenos’u padiþaha gönderdi. Fatih yýllýk haracý 3.00 altýna çýkarmak suretiyle antlaþmayý kabul etti (Fallmerayer. s.244). Bir taraftan vergi vermeyi kabul eden imparator, diðer taraftan da Türk beyleri içerisinde en kuvvetlisi olan Ak Koyunlu hükümdarý Uzun Hasan’ý kazanmak maksadýyla elçilerini Diyarbekir’e gönderfdi ve kýzý Katherina’yý onunla evlendirmeye karar verdi. 1458’de Osmanlýlara karþý yapýlan antlaþmaya Gürcistan da idhal olundu. Ýmparator, ayrýca Ýsfendiyar ve Karamanoðlu Ýbrahim Bey (ölm. 14649 ile anlaþarak Osmanlýlarý Anadolu’dna çýkarmak istiyordu (Fallmerayer s.263, W.Hinz, ayný eser s.28 v.d.). Kalo Ýoannes’in ölümü üzerine yerine geçen kardeþi David Komnenos tarafýndan Diyerbekir’e yollanan Katherina bilahere, Despina Hatun adý ile Akkoyunlu sarayýnda mühim bir rol oynadý. Bundan sonra Osmanlýlara verilmekte olan vergiyide kesen David, Uzun Hasan’ýn Müzaheretini temin ederek, Kafkasya’dan Fransa’da Burgond dukalýðýna kadar uzanan sahada yaþayan milletleri Osmanlýlara karþý ayaklandýrmak suretiyle bir de ittifak teminine çalýþtý (bk. W.Hinz, ayn. Eser s.309) ve bu iþ için papanýn elçisi Lodovico da Bologna’nýn gayretlerinden faydalandý. Bu elçi, evvela Ýsfendiyar oðlu Ýsmail Bey’i, sonra da Karaman oðlu Ýsmail Bey’i ziyaret ederek kendilerini ittifaka çaðýrmýþ ve 1460’da þark memleketlerini temsil eden bir elçi heyetinin baþýnda Roma’ya varmýþtý (W.Hinz, ayn eser s.30). Trabzon Rum Ýmparatoru ile Gürcistan beylerinin ve Uzun Hasn’ýn elçilerinden müteþekkil olan bu heyet 1461’de Avrupa savaþa girdiði takdirde, kendilerinin de birlikte hareket ettiklerini taahhüt etti. Öte yandan Papa Pius ýý, 1459’da Mantua’da büyük bir haçlý toplantýsý yapmýþ, Burgonya dükü Philippe’e, Anadolu Türklerin elinden sonra, Kudüs krallýðý tacýný vermeyi vaadetmiþti (Fallmerayer, s.254). Ýmparator David bir taraftan, 20.000 süvari silahlandýrýp, 30 gemi techiz ve Trabzon surlarýný Ceneviz havanlaraý ile tahkim edip, Uzun Hasan2ýn vasýtasýyle Fatih’ten ýllýk haraçtan vazgeçmesini isterken (Fatih’in Uzun Hasan’ýn yeðeni Murad Bey’e cevabý: Hammer, Devlet-i Osmaniye tarihi, trc. M.Ata, ýýý, 61, ayrýca bk. W.Hinz, ayn eser, s.33), diðer taraftan da Pius ýý’a müracaat ve Fransa krallarýndan istimdad etmiþtir. Ýþte bu vak’a, Fatih’in Trabzon seferine çýkmasýna sebep oldu.



    Amasra, Kastamonu ve Sinop’un zaptýndan bir müddet sonra, Fatih, David’in eski müttefiki Karamanoðlu Ýbrahim Bey’in oðlu Kasým Bey kumandasýnda gönderdiði küçük bir savaþ birliðininde dahil bulunduðu Osmanlý kuvvetleri ile (bk. Ýbn. Kemal, Tevarih-i Al-i Osman, Defter výý, nþr.Þ.Turan, Ankara, 1954 s.190) kara yolundan ilerledi ve bu arada, Gelibolu sancak beyi Kazým Bey ile arkadaþý Yakup Bey komutasýndaki 300 parçadan ibaret (Ýbn Kýemal’de ise 100) Osmanlý donanmasýda Sinop’tan Trabzon’a doðrýu yola çýktý. Ancak, Uzun Hasan’ýn ihanetinden daima endiþe eden Fatih, onunla savaþmak üzere Erzincan’da Yassý Çimen’e yürüyüp, Uzun Hasan’ýn amcazadesi Hurþid Bey’i maðlup ve Akkoyunlu devletine ait olan Koyulhisarý zaptetti. Fatih’in bu havalide bulunduðu sýrada Uzun Hasan, Çemiþkezek Bey’i Þeyh Hasan ile annesi Sara Hatun’u elçi göndererek, Trabzon Ýmparatorluðu’na hiç bir yardýmda bulunmayacaðýna dair söz verdi (Bk. Chalkokondyles, Histoire des Turcs, trc. B.de Vigenere Bourbonnis, Paris 1620, ý, 278; Dursun Bey, Tarih-i Ebu’ý Feth, T O E M ilavesi, 1330. s.100; krþ. Fallmerayer, s.266). Fatih bir ihtiyat tedbiri olarak kendisine valide diye hitap ettiði Sara Hatun’u Trabzon’un fethine kadar rehine olarak alýkoymuþtur (bk. Chalkokondyles, ý, 278 v.d; Aþýk Paþazade, Tevarih-i Al-i Osman, nþr.Ali, Ýstanbul, 1332. s.159; Ýbn Kemal, ayn eser s. 199 v.d.). Fatih bundan sonra Gümüþhane ve Bayburt’tan þimale dönüp Mahmud Paþa’yý Rumeli askeri ile geri gönderdi. Bunlar sol koldan, kendiside Anadolu askeri ve yeniçerilerle sað koldan yürüdü (Dursun Bey, ayn eser. S.1010). Çaðdaþ müelliflerin Bulgar daðý olarak isimlendirdikleri sarp ve ormanlýk bölgeleri msl. Bak. Aþýk Paþa zade, ayn eser. s. 159; krþ. Sa’dettin, Tacü’t-tevarih, Ýstanbul 1279, Ý, 480) büyük zorluklara aþarak (Ýbn Kemal s. 200 v.d.) Trabzon önüne geldi. Çaðdaþ müelliflerden Kritovulos ÝmparatorU’n kaçmasýný önlemek maksadýyla daha evvel hareket etmiþ olan Mahmud Paþa’nýn Rumeli askerleri ile birlikte diðer bir yolu takip ederek, Fatih’ten önce Trabzon’a geldiðini, ambarlarýnda çok miktarda demir, bakýr, barut (top otu) ve güherçile bulunan Osmanlý donanmasýnýn ise bundan bir ay önce Trabzon önüne gelerek (bk. Ýbn. Kemal s.2020) kaleyi denizden çevirdiðini, fakat bir netice alamadan beklediðini zikreder (bk. Tarih-i Muhammed Han-ý sani, trc. Karolidi, T O E M ilavesi, 1330, s.153; krþ. Kritovuloe s.153). Trabzon, kendini müdaafaya hazýrlandý ise de, Osmanlý ordusunun kaleyi karadan ve denizden kuþatmasý üzerine, halkýn maneviyatý bozuldu; cesaretini kaybeden imparator, Sara Hatn’da yardým istedi. Butasavvuttan da bir fayda saðlayamayýnca ( bu hususta bk. Aþýk Paþa-zade, s. 160 v.d., Sa’deddin, ý, 482) Mahmud Paþa’nýn teyzezadesi olan baþ mabeyincii Georgios Amiruzetzes’i araya koyup, paþa ile anlaþmak istedi (bk. Fallmerayer, s.268); sonunda varýlan anlaþma gereðince, imparator ve ailesi padiþahýn lütfuna mazhar olacak ve þehir halkýna ama verilecekti. Bu antlaþma gereðince teslim olan David ve ailesi, þehir civarýndan seçilen 1500 kadar gençle birlikte gemilere bindirilip, önce Ýstanbul’a sonra da padiþahýn emriyle Edirne’ye nakledildiler 8 Kritovulos, s. 156). 1463’e kadar Edirne’de ikamete mecbur edilen Davi’e geçimi için Tuna civarýnda geliri 300.000 sikkeden ibaret olan bir kýsým köylere ahsis olundu. Kritovulos’un bu köylerin Istroma Karasu nehri civarýnda olduðunu zikretmesine mukabil 8s.156), Fatih, Beyazýd ve Selim I devirlerinde Türkiye’de bulunan The Spandouyn, David’e Firecik 8eski Veras)’ýn tahsis edildiðini kaydeder(bk. Petit traicte de L’origine des Turcqs, nþr. Ch.Schefer, Paris, 1896, s. 36). Fakat onun Avrupa ve Uzun Hasanla muharebeleri tesbit edilince, teþrin II.1463’e üç oðlu ile birlike öldürüldü (bk. Spandouyn, ayn eser, s.36. krþ. VI. Mirmiroðlu, Fatih’in donanmasý, Ýstanbul, 1946, s.94).



    Kritovulos’a göre, Fatih, Trabzon’da hisar ve sarayý gezdikten sonra, ilk Cuma namazýný Saint Eugenius kilisesinde kýldý. Sonra burasý Yeni Cuma adýyla camiye çevrildi. Orta Hisar’daki Panaia Kruskepulos (altýn baþlý Hz. Meryem9 kiliseside Orta Hiasr Camii adýný aldý. Böylece bir kaç gün Trabzon’da kalan Fatih (Ýbn. Kemal s.204), savaþa katýlmýþ olan Rum askerlerinin emlakýný Türk askerlerine temlik eden bir ferman çýkarýp, ahaliye mer’i cizye-i þer’iyye ve bilinen örfi vergiler koyarak, onlarý mal mülk ve aileleriyle birlikte yerinde býraktý (Ýbn. Kemal, s.2049. Bundan sonra Fatih, Trabzon’un idaresini, 400 seçkin askerle birlikte, donanma kumandanlarýndan Gelibolu kumandanlarýndan Gelibolu dsancak beyi Kazým Bey’e býraktý (Kritovulos, s.155); iç kaleyi yeniçeriler, þehri ise piyadeler iþgal ettiler. Fatih, Trabzon hazinesinden alýnan en deðerli eþyayý, Akkoyunlularla Trabzon Ýmparatorlarý arasýndaki akrabalýðý göz önünde tutarak, Sara Hatun’a verip, onu oðlunun yanýna gönderdi. Kendisi de sahil yolundan yine çok sýkýntýlý bir þekilde geriye döndü.



    Trabzon’un fetih tarihi. Türk topraklarýna katýlmasý mühim bir hadise olan Trabzon’un alýnýþý hakýnda kesin bir tarih söylenemez. Umumiyetle Osmanlý müellifleri, Amasra, Sinop ve Trabzon’Un ayný senede fethedildiðiniþ yazarlar. Bizans müelliflerinden Midilli’li Dukas (Bizans tarihi, trc. Vý. Mirmiroðlu, Ýstanbul, 1956, s.211) ay ve gün vermiyerek, seferin 1461’de yapýldýðýný ve padiþahýn þehri sulh yoluyla aldýðýný söylemekle yetinir. Yine bir Rum müellifi ola Atina’lý Chalkokondyles I, 278 v.d) yine ay ve gün zikretmeksizin, Sinoptan gelen Osmanlý donanmasýnýn Trabzon’u 32 gün kuþattýðýný iddia eder ( bu ithilaf hakkýnda bk. F. Hertzberg, Geschichte der Byzantiner und des Osmanischen Reiches, Berlin, 1883, s.617) ki bu husus çaðdaþ müelliflerden Behiþti’nin Tevarih-i Al-i Osman (British Museum nr. 7869, s.171 v.d ) yazýlýdýr. Bu fetihten bir kaç sene sonra ölen Mýsýr Memluklu müellifi Ýbn Taðribirdi’de bunu doðrlayan kayýtlar vardýr (bk.Havadis l-duhur, nþr. W. Popper.III, 408). Osmanlý tarihçileri, padiþahýn Sinop ve Trabzon2a giriþini 864 (1459) da göstermekte yanýlmýþlardýr. Osmanlý müellifleri, Trabzon’Un fetih tarihini bazan 864, bazanda 865 olarak gösterirler. Nitekim Sinop’un fethi sýrasýnda Osmanlý donanmasýnda katip olarak defterdar Dursun Bey (s.102) gibi Ýsfendiyar oðluna kaside yazan Hamidi (bk. Külliyyat-i divan-i Mevlana Hamidi, nþr. Fr. Taescher, Leipzig.1951, s.195 ve el-Konevi (Tarih-i Al’i Osman, Tarih Dergisi, nþr. R. Anbegger, II/3-4, S.63) gün ve ay vermeden 865 (1461) yýlýný kabul ederler. Halbuki bu hadiseye þahid olan Karamani Mehmed Paþa (TTEM, sene 1340, s 148), vakayý bir sene evveline 864= 1460 alýr. Yine saðlam kaynaklardan sayýlan Kemal Paþa zade (s.187) hazýrlýklarýn 865 kýþýnda yapýldýðýný söylemekle yetinir. Muahhar müelliflerden Katip Çelebi, Tuhfat alkibar’da 864 (1460) tarihini verdiði halde, Cihannüma ‘da 865 (1461) yýlýný kabul eder. Ayný çaðda yaþýyan Oruç Reis’e göre (bk. Tavarih-i Al-i Osman, nþr. Fr. Babingere, Hanover, 1925, Mufansal s.125), Trabzon 23 rebiülevvel 865 ( 15 Kanun ý. 1461) ta alýnmýþtýr. Ancak, Trabzon’un fethini atraflýca araþtýrarak yaz sularýnda olduðunu öne süren Fallmerayer (Fragmante aus dem Orient..Stutgart, 1877, s.141) ve W.Miller (s.100, not 2)nin tetkikleri göz önünde tutulaccak olursa Oruç Bey’in kaydýnýn zayýf oldðu görülürdü. Yalnýz muhakkak olan, Trabzon’un yaz sonlarýnda alýnmýþ olduðudur. Bazý kitaplarda “Husrev” lafzýnýn Trabzon’un fetih tarihini gösterdiði söylenir (bk. Þakir Þevket, Trabzon tarihi, Ýsanbul, 1294, s.58-60). Halbüki, bu kelime, Kazýklý Voyvoda (Vlad III, Tepeþe’ya karþý Eflak seferinin baþladýðý 866 yýlýný gösterir (münakaþa için bk. Halil Edhem, Trabzon’da Osmanlý kitabeleri, TOEM, 1344, sayý 48, s. 318 v.d.). Fatih’in þehrin alýnmasýný takip eden kýþý Trabzon’da geçirdiði görüþü hatalý olup, kendsini Karadeniz sahillerinden yaz sonundan önce ayrýlmýþtýr (bk. Fr. Babinger, Mahomet II le Conquerant et son temps, Paris, 1954, s.237).



    Behiþti, Ýbn Taðribirdi, Chalkokondyles gibi çaðdaþ müelliflerin ve Falmerayer s. 236), Fr. Babinger (bk. Fatih Sultan Mehmet ve Ýtalya, “Niccolo Sagundino’nun raporu” Belleten, trc. B.S. Baykal, sayý 65 s. 68, ayrýca bk. Ayn. M II, La date de la prise de Trebizonde par les Turcs, 1461; ayn m ýý, Aufsatze und Abhandlungen zur Geschichte Südostearopas unter Levante, I, nþr. H.J. Kissling, Münih, 1962, s.211 v.d) gibi sonraki araþtýrýcýlarýn eser ve makalelerindeki görüþlerine dayanarak Trabzon’un 15 aðustos 1461’den itibaren Osmanlýlarýn eline hükmekmet gerekir.



    Trabzon’un iskaný. Fatih, Trabzon’da kurduðu yeni teþkilat gereðince þehrin delikanlýlarýndan bir kýsmýný sipahi, silahdar ve yeniçeriler arasýna katmýþ bir kýsmýnýda çadýr hizmetine almýþtý. Yerleþmek üzere Ýstanbul’a gönderilen 500 hristiyan Fener’De

    Lezgi(Laz)lardan bir kýsmý ise, Beyazýd civarýna yerleþtirildiler. Bunlardan Georgios Trapezuntios ve Georgios Amirutzes gibi alimler, Fatih’in yanýnda mühim roller oynamýþlardýr. Trabzon’da kalan hristiyan halkýn (Rum- Ermeni- Cenevizli) çoðu þehir surlarýnýn dýþýna yerleþtirildi. Öte yandan gittikçe artan bir hýzla Niksar, Ladik, Bafra, Osmancýk, Çorum, Tokat, Samsun gibi civar þehirlerden Türk-müslüman ailelerin Trabzon’a yereþtirildiðini görüyoruz. Çepniler daha XIV.asrýn sonlarýndan beri Giresun, Torul ve Görele bölgesinde yerleþmiþ sipahi ve sipahizadeler olmuþ, sahip bulunduklarý yerleri tutarak burada Vilayet-i Çepni adý ile idari bir bölge kurmuþlardý (bk.Tapu defteri sene 921=1515, nr. 52, s.759, 765, Karaman Rum defteri, sene 926-929, nr.387, s. 752, 762). Daha sonra Trabzon’un fethedilmesiyle Çepnilerin buraya yerleþtirildiklerini, Fatih’in buraya civardan getirdiði halkýn büyük kýsmýný Çepni ve Lezgilerden seçmiþ olduðunu, bölgenin garp ve cenup kýsýmlarýndaki daðarýn Çepni Daðlarý (Cýbal-i Çepni) adýný taþýdýðýný, Trabzon’Un Tekfur Sarayý mahallesinden Aþýk Çelebi, 1578 senesine ait bilgiler verirken zikreder 8bk.Manazir al-avalim, üniversite kütüp. TY nr. 916, II, 27).





    Osmanlýlar idaresinde Trabzon. Yukarýda adý geçen Kazým Bey’den sonra Trabzon sancak beyi olduðu anlaþýlan Sofu Ali Bey, 873 (1469)’ta Trabzon kadýsý Mevlana Mehmed Bey’le birlikte Trabzon Kalesinin surlarýný tamir ettirdiler ( tamir kitabesi için bk. Kalil Ethem, Trabzon’da Osmanlý kitabeleri, TOEM, 1334, sayý 48, s.330). 1472’de Uzun Hasan Osmanlýlarla savaþa karar verince, onun telkini ile eski Trabzon imparatoru’nun bir yeðeni Trabzon’a hücum etti. Ancak, Otlukbeli savaþý (11 aðustos 1473)’ndan sonra Osmanlýlarla anlaþan Uzun Hasn’In ölümü üzerine (1478), Amasya Sancak Beyi þehzade Beyazýd, Hýzýr Paþa’nýn oðlu Mehmed Paþa’yý göndererek, Gümüþhane- Trabzon yolu üzerindeki Torul (Toðrul) kalesinin Rum hakimini ortadan kaldýrttýðý gibi, Gürcistan ile Trabzon sancaðý hududunda Canehah (Canha), Cezre kalelerini de zaptettirerek, Trbzon fütühatýný tamamlatmýþtý. (bk.Ýbn Kemal, s.516, v.d).



    Beyazýd II. Devrinde 81481-1512) önce Þehzade Abdullah’ýn, sonra da þehzade Selim’in buraya sancak beyi olarak gönderilmeleri üzerine, Trabzon’da yeni bir devir baþladý. Trabzon’a ne zaman yollandýðý belli olmayan þehzade Abdullah, Kemal Paþazade’de mevcut bir kayda göre, Eðriboz fethinde (875= 1470) Trabzon’da sahip liva idi (s.216); bu þehzade ayný yýl Cem’le birlikte sünnet olmak üzere Ýstanbul’a gelmiþ ve sonra timarý daha da arttýrýlarak Trabzon’a dönmüþtür (Bk. Ýbn. Kemal, s.319). Ayný yýl Yukarý Hisar Camii’nin harap þadýrvaný duvarýna konmuþ bir kitabe de onun Trabzon sanak beyliðini doðrulamaktadýr (bk. H.Ethem ayný makale, sayý 48. s. 332 v.d.).



    Þehzade Abdullah (ölm.1483)’ýn buradan ayrýlmasýndan sonra, Taceddin Sinan Bey’in Trabzon sancak beyi olduðu tahmin olunabilir. Bu zatýn, önce Hoþoðlan Türbesi yanýndaki çeþme üstünde bulunup, sonradan Fatih Camii’ne nakledilen kitabesinden anlaþýldðýna göre (bk. H.Edhem, ayn. Esr. S. 334, 888 (1483)’de Kürtün (halen Torul’a baðlý) emirine belki de Çepni beyine galebe çalarak, hristiyan halka cizye ve haraç koymuþtur.



    Þehzade Selim, 1487-1510 arasýnda Trabzon sancak beyliðinde bulunmuþ olup, bu devrede, Çerkezistan ve Gürcistan’a akýnlar yapmýþtýr (bk.Celalzade Mustafa, Selim-name, Topkapý Sarayý kütüp., hazine, nr.1274, vr. 33a, 40a, 41a; Kemal Paþa-zade, Defter VIII, Ali Emiri, nr. 32, var. 105a, 117a; Defter IX, Fatih ktp., nr.4205 var. 192 a, Þükri-i Bitlisi, Selim-name, Topkapý Sarayý, kütüp, Hazine, nr. 1597, var.18b, 22b; Marino Sanuto I Dýaru, VII, 631, 636 V.D.). Selim Ardahan, Göle, Oltu ve Ýspir bölgelerine hakim mahalli Gürcü beylerinden Mirza Çabuk (1502-1516) ile dostluk kurdu. Bu arada Bayýndýr beylerinden Ferruhþad ve Mansur, yurtlarýný alan Þah Ýsmal’e karþý onunla birleþtiler (bk. Kemal Paþazade, Defter VIII, var 64b).Þah Ýsmail 1507’de Dulkadýr seferinde Maraþ ve civarýný yakýp yýktýktan sonra memleketine dönerken kardeþi Ýbrahim’i Trabzon’a yaðmaya göndermiþti. Bunun üzerine Bayburt ve Erzincan’a kadar uzanan bir sahaya saldýran þehzade Selim, burada bir köprü baþýnda Safevi kuvvetlerini daðýýp, Ýbrahim’i esir alarak Trabzon’a döndü (bk. Kemal Paþazade, Defter VIII, var.117a). Son Akkoyunlu Beylerinden Murad Bey’in oðullarý (Murad Hanlular)’ Trabzon’a yerleþmeleri bu devreye rastlar. Babasýnn þehzadeliði devresinde 6 teþrin II.1494’de Trabzon’da dünyaya gelen Süleyman (Ahmed Tevhid, Kanuni Sultan Süleyman Han, ýn þehzadeliði devri TOEM, 1355-1337 sayý 49-62, s.86 v.d.) ilk tahsilini burada yapmýþtýr. Yine bu devrede Selim’in, Trabzon’ da ölen annesi Gülbahar Hatun için Hatuniyye Camii’ni yaptýrdýðýný (911=1515) biliyoruz.



    Babasýný tahttan indirip saltanata geçen Selim I, Þah Ýsmail’e karþý sefere karar verince, Trabzon civarýna kadar sokulan kýzýlbaþlar, Torul halkýný Osmanlýlar aleyhine teþvik edip harekete geçtilersede, bir baþarý elde edemediler.



    Trabzon, Çaldýran seferi sýrasýnda, Romalýlar devrinde olduðu gibi, bir üs vazifesini görmüþtür. Buraya getirilen erzak ve mühimmat çeþitli vasýtalarla Erzincan’a sevk ediliyordu (bk.M.C.Þehabeddin Tekindað, Yeni kaynak ve vesikalarýn ýþýðý altýnda Yavuz Sultan Selim’in iran seferi, Tarih dergisi, 1962, XVII, 61 v.d).



    Kanuni Süleyman tahta geçince (929=1520) Trabzon, Batum sancaðý ile birleþtirilerek yeni bir eyalet haline getirildi: 70 kadar ***** aþireti ile Mingreli ve Gürcü beyleri Trabzon sancak beylerine tabi idiler. Bunlara, tabiiyet þartlarýna riayet etmek kaydýyla ahidnameler, Trabzon’un cenub-i þarkisinde Çepni daðlarýnda oturan boy ve uluslarýna da timarlar verildi. Muhtemelen 924 (1518)’te Selim I. tarafýndan Trabzon’a sancak beyi tayin edilen Kastamonu sancak beyi Ýskender Paþa (Bk. Ferudun Bey, Münþeat, Ýstanbul, 1274, I, 497) burada bir çok hayýr müesseseleri yaptýrmýþtýr.



    Trabzon, XVI. Asýrdaki Ýran savaþlarý sýrasýnda da ordunun iaþe ve ikmali için bir üs olarak kullanýlmýþtý.1019 (1610) daki Tebriz seferine, Trabzon ile Batum sancaklarýnda zeamet ve timar sahibi olan sipahiler de katýlmýþlardý (bk. Yoklama defter, Tapu, nr. 710, s 24 v.d.).

    Trabzon’u 1640’da ziyaret eden Evliya Çelebi, eyalet paþasýnýn burada oturduðunu, *****, Mingreli ve Gürcü beylerinin kendisine her sene sulhü yenilemek ve tabiiyetlerini göstermek için 40-50 kadar köle ve cariye, 1.000 çift tiftik çorap ile astar bezleri gibi hediyeler gönderdiklerinibildirdikten sonra, kendisinin timar defterinden, defter kethudasý, defter emini, çavuþlar kethudasý, çavuþalr emini gibi vazifelilere sahib olduðunu, Trabzon liva 8sancak) ýnda 43 zeamet, 226 timar bulunduðunu zikretmektedir. Ayrýca þehrin tarihi eserlerini Aþýk Çelebi2nin tavsiyesine uygun bir þekilde anlatmakla buranýn halký hakkýnda da kýymetli bilgiler vermektedir (bk. Setehatnamae, II, 81-94).



    XVII. asrýn baþýnda Trabzon’a gelen Tournefort, Trabzon’un surlarý ve eski eserleri hakkýnda kayda deðer bilgiler vererek, þehrin büyüklüðüne raðmen halkýnýn azlýðýna iþaret ile, burada orman ve bahçelerin içinde yapýlmýþ olan tek katlý binalara dikkati çekmiþtir. Þehrin etrefýnda da çok güzel binalar rastlayan Tournefort’a göre, kýrlar nebatlarla dolu ise de, daðlar daha münbittir (Relation d’un Voyage du Levant, Paris, 1717, II, 233-236).



    Selim I. Devrinden beri devam eden Laz- Çepni- Gürcü rekabeti yüzünden çatýþmalar þiddetlenmiþ ve XVIII. Asýrda Trabzon havalisinde bir takým derebeyler türemeye baþlamýþtý. Bu yüzden 1754’e kadar Trabzon valiliðinde bulunan Hekim oðlu Ali Paþa, mütegallibeyi tedip ve derebeylerini tenkil ettiðið gibi, Trabzon’daki yollarý da açtýrdý. Erzurum yolunu tesviye ile Elkuse (Taþhane)’nin sahil tarafýndan Trabzpon’a bir yol daha yaptýrdý;o, vezaretle Ýstanbul’a dönerken halk tarafýndan uðurlanmþtý (Þakir Þevket, ayn ese. S. 68). 1758’e kadar üç sene Trabzon valiliðinde bulunup, derebeylerini ezen Canikli Süleyman Paþa’yý, Darendeli Abdurrahman Paþa, sonra da Süleyman Paþa’nýn kardeþi meþhur Canikli Hacý Ali Paþa takib etti. 1771’den 1776’ya kadar Trabzon valisi, bu tarihte ise, Kars seraskeri olan Canikli Hacý Ali Paþa, Soðucak ve Anapa’yý imar etmekle kalmayýp, Çerkes kabilelerinin Osmanlýlar lehine birleþtirilmesi içinde faaliyette bulundu. Gürcü hanlarý, onun zamanýnda devlete muti oldular (Baþvekale arþivi, Hatt-ý hümayün, nr.1324). 1773’te Mustafa III.’nýn emriyle Trabzon ve Canik taraflarýndan asker toplayarak Kýrým’ý kurtarmaya giden Hacý Ali Paþa, 1776’da yazdýðý bir risale (Tedbir-i cedid Nadir, Esad Efendi ktp. Nr. 1855 ile 1182 (1768)’de iþlenen hatalarý sayarak, yapýlmasý gerekli askeri askeri ve mülki islahatý belirtmeye çalýþtý. Ancak sonradan isyan ederek, 1779 ‘da Kýrým’a kaçtý (bk. Mühimmme, nr.178, s. 39) ise de, Kýrým hanýnýn þefaatiyle affedilerek, yeniden Trabzon valiliðine getirildi(1781). Çok daha sonra Erzurum valiliðine tayin edilen Hacý Ali Paþa, 1785’te burada ölmüþtür (hal tercümesi için bk. Trabzonlu Enveri, Tarih, Üniv. Kütüp, TY nr 5995, III, TÜR. YER; Cevdet, ayn.esr. s. 145 v.d.).



    28 Mayýs Bükreþ muahedesi ile neticelenen Osmanlý-Rus savaþlarýnda, Ruslar 1225 (1810)’te Çarhacý Ali Paþa’nýn valiliði sýrasýnda Akçaabat kasabasýnda Sargana adýndaki yere asker çýkarýp, Trabzon’a kadar olan sahili tehdit ettilerse de, Lazistan’a kadar uzayan sahanýn halký silahlanarak bu tehditi defetmeye muvaffak oldu (bk.Þakir Þevket, ayn. eser. s. 167).



    XIV. asrýn ilk senelerinde (1817-18199 Trabzon’a gelen buralý P.Minas Býjýþkyan þehrin tarihi eserleri, mahalle ve meydanlarý ile halký hakkýnda geniþ bilgiler vermiþtir (Karadeniz kýyýlarý tarih ve coðrafyasý, trc. Hrand D. Andreasyan, Ýstanbul, 1969, s.39-59).

    Ayný asrýn ilk yýllarýndaRize ve Hopa taraflarýnýn ayaný olan Tuzcuoðullarý isyan edip Trabzon’u ellerine geçirdiler. Zengin ve itibarlý bir Türk ailesine sahip olan Tuzcuoðlu Memiþ Aða, halka ödünç para vermek sureytiyle Rize ve Hopa taraflarýnýn ayaný mevkiine yükselmiþti. Memiþ Aða, devlete muti görünerek Gönye sancaðý muhafýzlýðýna getirilmesine raðmen, para meselesi yüzünden Trabzon valisi Hazinedarzade Süleyman Paþa ile anlaþýyarak isyan etti; Rize, Of, Hopa ve Sürmene havalisini idaresi altýna alarak, Trabzonvalisi ve ona halef olan kaymakam Hacý Hasan Aða ile mücadeleye giriþti; kayýklarla Trabzon limanýna giren taraftarlarý seyr-ü sefere mani olduklarý gibi, iskeledeki mallarý yaðma ettiler. Bu suretle Memiþ Aða’nýn Trabzon’u iþgale karar verdiði anlaþýlmaktadýr. Devlet, bir firkateyn, bir korvet, bir þalope ve daha birkaç küçük gemiden mürekkep bir donanmayý Trabzon valisinin emrine gönderdiði gibi, isyaný bastýrmak için asker ve bol miktarda cephane yolladý ise de, taraftarlarý Trabzon kapýlarýna dayanarak 26 temmuz 1816’da þehre bir kaç saatlilk mesafede bulunan Akçaabat (Polathane=Polta, Platane) ile Tonya’yý aldýlar. Bir müddet sonra, Yomra ayanýndan Kasaboðlu Ýbrahim, Tonya ayanýndan Hacý Salihoðlu Ali, Tirebolulu Kel Alioðlu Ali aðalar da Tuzcuoðlu’nun kuvvetleri ile birlikte Trabzon’u kuþattýklarýndan, þehir bunlarýn eline geçerekbaþtan baþa yaðmaya uðradý; 18 aðustos 1816’da iç kalede teslim oldu. Kaymakam Hasan Aða, bir gemi ile Ünye’ye gönderildi. Bundan sonra Trabzon ve civarýnýkendi taraftarlarýna vererek, Trabzon’daki devlet kuvvetlerini berarafeden Tuzcuoðlu, Rize ve Trabzon havalisinin hakimi olup, hükümet nüfuzunu hiçe indirdi. Fakat çok geçmeden mukabil tedbirler almakta gecikmeyen hükümet Trabzon’u denizden abluka ettirdiðinden, Tuzcuoðullarý dahile çekilmeye baþladýlar; hükümeti temsil eden Çeçenzade ve Süleyman Paþa, yeniden Trabzon’a hakim oldular; Memiþ Aða önce Rize’ye, sonra’da Of’a kaçtý; teslim olmasý için heyetler gönderildi (26 teþrin I. 1817; tafsilat için bk. Þanizade, Tarih, Ýstanbul, 1284, II, 304, 340, 349 V.D [HAL TERCÜMESÝ]; taraftarlarýndan Hacý Salihoðlu Trabzon’a yerleþtirildi. Bundan sonraki valiler devrinde Trabzon’da oturan Tuzcuoðullarýnýn þehirden çýkarýlmasý, vergilerini tenzil ve borçlarýný affetmek suretiyle taraftarlarýnýn köylerine geri döndürülmesi için teþebbüslerde bulunulmuþtur. Bu arada bunlarýn ileri gelenlerinden bir kýsmý öldürüldüðü gibi, Tuzcuoðlu ailesinden bir kýsmý Rusçuk ve Varna havalisinde ikamete (kanun I. 1834) mecbur tutuldu (Cevdet, ayn.esr. X, 219 v.d.; Þakir Þevket, ayn.esr. s. 257 V.D.; m.Münir Aktepe, Tuzcuoðullarý isyaný, Tarih dergisi, Ýstanbul, 1953, V-VI, 21-52) Bununla beraber, yerlerinde ipka edilenlerin bir kýsmý, hükümet tarafýný tuttuklarý veya hadiselere karýþmadýklarý için yerlerinde býrakýlmýþ ve bunlardan bir kýsmýnýn nesli Trabzon’da bu güne kadar devam etmiþtir. Fakat, bu hadiselerden sonra bahis konusu yerleri gezen Koch, hürriyetleri azalmýþ olmakla beraber, derebeylerin çoðunu yerli yerinde bulmuþ idi (Bk. Wanderungen im Oriente Wahrend der Jahre 1843 und 1844, Weimar, 84671847, II. Reise im Pontischen Gebirge).

    1847 senesinde Sultan Abdülmecit tarafýndan Baðdat’a kadar bir tetkik gezisine çýkarýlan ikinci mabeyinci Ragýp Bey’e refakat eden Doktor Perunak Feruhan Bey, Trabzon’a gelmiþ, þehrin tarihi eserleri, hisarý, mahalleleri, cami ve kiliseleri, büyük bina ve meydanlarý hakkýnda geniþ bilgiler vermiþtir (bk. Seyahatname, nþr. P.Minas Býjýþkyan, ayn. eser. Ýlave , Trabzon, s.70-76).

    1869’da Fransa hükümei tarafýndan Türkiye’nin þark vilayetlerinde bir tetkk seyehati yapmak üzere gönderilen Theophile Deyrolle, ayný senenin þubat sonlarýna doðru Trabzon’a gelerek, 12 mayýsa kadar kaldýðý þehrin iktisadi durumunu tetkik etmiþ. Ruslarýn transit yolunu kendi topraklarýna çekmeleri üzerine, Osmanlý devletinin Gümüþhane, Bayburt ve Erzurumdan geçerek Bayazid’e ve Ýran hududuna ulaþmak üzere yaptýrmaya baþladýðý þoseden bahisle, bunun Trabzon’a eski halini vereceðini belirtmiþtir(1834’te Reþ Paþa tarafýndan düzeltilen yol olacak, bk. Rosen, Gesch.der Turkei, I, 214). Bu zat, ayrýca Trabzon’un tabii güzellikleri yanýnda, halkýn örf ve adetleri ile o bölgeye has mahsüllerden, mimari tarzýndan tafsilatlý bir þekilde bahsetmektedir. Bu sýrada, oradaki Fransýz konsolosu M. Derche’nin tavassutuyla, Trabzon valisi Muhlis Paþa ile de tanýþmýþtýr (Voyage dans lazistan et l’Armenie 1869), Le Tour du Monde, 1875, I. Devre, 1-32, 2.devre, 257-28; 1876, 1.devre 369-416, trc. R.E.Koçu, 1869’da Trabzondan Erzurum’a, Ýstanbul, s. 7 -21). Burada bahis konusu olan þose, Abdülhamid II.nin nafia nazýrlýðýnda bulunmuþ olan Hasan Fehmi Efendi (Paþa) nin 24 nisan 1296 (1879)’da Baþvekalet makamýna sunduðu takriri ile ona ekli Anadolu’da imalat-ý üniyyeye dair layiha adlý uzun raporunda ele alýnmýþ, bu yolun kilometresinin 896,5 liradan olmak üzere, inþa masrafýnýn 173.913, 40 liraya balið olacaðý hesaplandýktan sonra, bunun ile ilgili Trabzon limanýnýn inþaasý için 434.782, 60 lira gideceði tahmin edilmiþtir. (Celal Dinçer, Osmanlý vezirlerinden Hasan Fehmi Paþa’nýn Anadolu’nun bayýndýrlýk iþlerine dair hazýrladðý layiha, belgeler, 1968-1971, sayý 9-12, s.166, 184 v.d).



    Abdülhamid II.devrinin en faal valilerinden biri olan Sýrrý Paþa, Trabzon Lisesini Hasan Paþa ise, Kabak meydanýna nazýr tepede askeri kýþlayý ve askeri hastaneyi yaptýrmýþtýr, fakat en meþhur vali bugün Trabzon’da medfun bulunan Kadri Beydir.



    Birinci Cihan Harbi’nde, nisan 1916’da Ruslarýn eline geçen Trabzon, Brest-Litowsk müzakereleri sonunda yeniden Türkiye’ye verildiði (24 Þubat 1918) gibi, Kfkas hükümeleri ile yapýlan siyasi müzakereler de burada olmuþtur.



    Mütarekeden sonra Trabzon metropoliti Chrysantos, merkezi Trabzon olan bir Rum-Pontos devleti kurmak için faaliyete geçti, hatta 18 kanun I.’da Batum’da bir Pontos hükümeti kurdu; ancak Ýngiliz hariciyesine gönderilen istatistik ve hudutlarýn hayal mahsülü olduðu Arnold . Toynbee tarafýndan itiraf edildi, Berthelot, bunu parlamentoda endiþe ile karþýladý (bk. G.Jaeschke, kurtuluþ savaþý ile ilgili Ýngiliz belgeleri , trc. Cemal Köprülü, Ankara [TTK]. 1971, s.57 v.d.). Öte yandan, Rumve Ermeni tehlikesine karþý, Trabzon’un Türk ahalisi tarafýndan bir çok cemiyetler kuruldu. Bilhassa, 4 mart 1919’da Ýstabul’da, Trabzon’da Rum cumhuriyetinin kurulmaý için çalýþmak üzere Pontos gazetesi tesis edilince, Barutçuzade Faik Ahmed, 10 kanun I.de Pontosçuluk kýþkýrtmalarýna karþý Ýstikbal gazetesini ve 12 þubat 1919’da diðer milliyetperver Trabzonlularla birikte Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ý Milliye Cemiyeti’ni kurdu (bk. Ömer Sami Coþar, Milli Mücadele Basýný, Ýstanbul,1964, s.215 v.d). Bu suretle, Rumlarýn yaptýðý bütün teþebbüsler (1921-1922), Ýstiklal savaþýnda akamete uðradý. Bununla beraber, müslüman olmuþ bazý Rumlar eski adet ve anenelerini muhafaza ettiler (bk. Hasluk, The Crypto Christians of Trebizond, Journal of Hellenic Studies, XLI, 199, v.d.). Ýstiklal savaþý sýrasýnda Milli mücadeleye el koymaya çalýþan Mustafa Suphi ve arkadaþlarý, Trabzon’da rol oynamak istedilese de, Trabzon kayýkçý ve mavnacýlar kahyasý Yahya’Nýn adamlarý tarafýndan bertaraf edildiler (tafsilat için bk. H.Bayur, Mustafa Suphi ve Milli Mücadeleye ele koymaya çalýþan baþý dýþarda akýmlar, Belleten, 1971, sayý, 140, s. 587-654).

    Bu suretle Ýstiklal savaþýndahususi bir yer iþgal eden Trabzon, bütün limaný olarakinkiþaf etmeye baþlamýþtýr.



    Ýdari teþkilat.Trabzon, fethinden sonra bir eyalet teþkilatýna baðlanmayarak, müstakil idareci ve kumanlar marifetiyle kalelerde dizdarlar, subaþýlarý,þehir ve kasabalarda kadý, zaim ve ümera vasýtasýyla idare edildi. Devlet merkezinden zaman zaman bazý vezirlerin ve ehemmiyetli þahýslarýn gönderilmesine raðmen, idari, askeri ve mali bakýmlardan ehemmiyet kazanmasý Beyazýd II. Devrinde, önce þehzade Abdullah, sonra sa Selim’Ýn buraa sancak beyi olarak gönderilmeleriyle baþladý. Bu sýrada Trabzon, Vilayet-i Rum-i Kadim’e dahil sayýlýyordu 8bk. Tayyip Gökbilgin, 15. ve 16. aýrlarda eyaleti Rum, Vakýflar dergisi, 1965, VI, 529). Çaldýran savaþýndan sonra þehzade sancaðý olarak idare edilen Trabzon, Karahisar ve Canikle beraber, Erzincan valiliðine baðlandý (Kemal paþazade, Defter, IX, var.235a). Yavuz zamanýnda, Trabzon liva (sacak) sýnýn bir mirlivasý, 12 zeameti, 220 adetberat-ý hümayun ve 139 tanesi de beyler beyi beratý ile olmak üzere 359 sipahisi 7 dizdarý, 7 kethüdasý ve 289 kale muhafýzý vardý (bk. M.Tayyip Gökbilgin, XVI.yüzyýl baþlarýnda Trabzon livasý ve Doðu Karadeniz Bölgesi, Belleten, Ankara, 1962, XXVI, 293-337). Öte yanda tahrir defterlerinde Zi su kefal, Ayasofya, Ayo Klos, Ayo Fokas, Ayo Oban, Ýskilyar, Ýstilos, Þuþka bastos, Karos, Ayo yorgi, Karos, Sumela þeklinde kaydedilen manastýrlarýn Yumra ve Maçuka (Maçka)’da bulunan vakýflarý, Yavuz’un emri ile, yavaþ yavai timara çevrilmiþ, vakýflarý idare edenlerden bir kýsmý da Kasým Bey ve Umur Bey tarafýndan Rumeli’ye sürülmüþtür (b. Tapu defteri 921=1515, nr.52, s.2, 3, , 12, 16, 61, 73, 79, 92). Bu arada Ýskilyar manasýrýnýn vakýflarýndan yirmi sabur (mayi ölçeði=desti)’unun Uzun Hasn’ýn zevcesi Despina Hatun’un olduðuna ve bununda padiþahýn emriyle timara çevrildiðine iþaret etmek isteriz (bk.tapu defteri, nr. 52, s.16). Ayný defterde, ayrýca bu týmarlarýn Trabzon sipahilerinden olan Çepni, Türkmen, hatta Mora’dan sürülen kimselere, bazý Arnavut ve Bosnalýlara veridliði zikredilmektedir.(nr52, s.149, 161, 164, 172, 199, 267). Kanuni, 926 81520)’da þehri yeniden tahrir ettirmiþ ve Batum sancaðýný da katmak suretiyle yeni bir eyalet kurmuþ, idari ve askeri birlik olarak sancaklara ayýrmýþtýr. Burada eyalet tabiri, en büyük resmi idare sahasýný tabii ve coðrafi bir çok bölgeden mürekkep birliði göstermektedir. Bazan eyalet yerine vilayet kelimesi de kullanýlmýþtýr. Vilayet tabiri, tahrir defterlerinde umumiyetle çok daha küçük idari, askeri ve ekonomik sahayý ifade eden birer ýstýlah olarak kullanýlmaktadýr; mesela, bir kazanýn yalnýz bir parçasýnýn vilayet tesmiye edildiðini de görmekteyiz: Vilayet-i Çepni, Vilayeti Ýskele (bk. Karaman- Rum icmal defteri, nr.387, s.746). En eski tahrir defterinde (921=15159 Trabzon livasý Trabzon, Rize, Hemþin, Of, Atina (Pazar), Arhavi, Kürtün, Torul’dan ibaret sekiz kadýlýk olarak gösterilmektedir (bk. Karaman-Rum icmal defteri, s.700). Nahiyeleri ise Akça-Abad (Polathane), Yomra, Maçuka ve Sürmene’dir. Öte yandan ayný defterlerde Arhavi kazasýnýn Laz, Ýskele, Yagobit, Gönye nahiyeleri ile Kise ve Arhavi kaleleri zikredilmekte, Kürtün kazasýnýn yedi nahiye (Çepni, Karaburun, Yaðlý Dere, Özegir, Elkerimli, Has, Alahnas) ve dört kale (Giresun, Tirebolu, Görele, Bedirme)’ye ayrýldýðý belirtilmektedir. XVII.asýrda da Trabzon veya Batum sancaklarý, bir eyalet itibar edilmiþtir, buralar bazan da sadece Batum eyaleti zikredilir (bk.Ayn-i Ali, Kavanin-i Ali Osman der hülasa-i mezamin-i defter-i divan, sene: 1609, Ýstanbul, 1280, s.6 v.d, Sofyalý Ali Çavuþ, Kanunname, sene: 1653, nþr. Hamid Hadibegic, Glasnik, 1947, Dreestvene, Nanke, Svensa II, 139, v.d, metin. S.146-173). Öte yanda, 1041 (1632) tarihli olup, Osmanlý devletinin idari taksimatýný gösteren bir defterde eyalet-i Batum nam-ý diðer Trabzon þeklinde bir kaydýn bulunduðuna iþaret edelim 8bk.nþr.Þ.Turan, XVII.yüzyýlda Osmanlý imparatorluðunun idari taksimatý, Atatürk Üniversitesi 1961 yýllýðý. Ankara, 1963, s.224). Bu yüzden 1640’ta Trabzon’a gelen Evliya Çelebi (II, 82) eski Lezgi vilayeti olarak tasvif ettiði Trabzon’a þehr-i Batum- zir dendiðini zikreder. Evliya Çelebi’Ye göre, eyaletin beþ sancaðý þunlardýr: Canha (Torul civarýnda), Batum-ý zir, Batum-ý hala, Gönye, Trabzon. Katip Çelebi (ölm1657), eserinin eyalet’-i Trabzon kýsmýnda, Trabzon ve Batum sancaklarýnýn birlikte beylerbeylik olduðuna iþaret ederek, sancaklarýnýn Trabzon, Gönye ve Batum olduklarýný belirttikten sonra, 56 zeamet, 398 timar ve 14 kalesinden bahseder (bk. Cihannuma, Ýstanbul, 1145, s.429). Saðlam bilgi vermekle tanýnan Hezarfen Hüseyin Efendi 8ölm. 1691) ise, paþa sancaðý olan Trabzon eyaleti beylerbeyi (mir-i miran) hasýnýn 734.850 akçe olduðunu, 43 zeamet ve 36 timarý bulunduðunu kaydeder 8bk. Talhiþ al-bayan fi kavanin-i Al-i Osman Tarih semineri, fotokopi 69a). Öte yandan Evliya Çelebi, 1640 senesinde Trabzon livasýnýn bir evvelkine uygun olarak 43 zeamet, 226 timari ihtiva ettiðini zikreder (II, 83 v.d).



    XIX. asrýn ilk senelerinde yazýldýðý anlaþýlan Osmanlý devletinin idari taksimatýna dair bir defter’de (Topkapý Sarayý Müzesi kütüp. Yeni Yazmalar, nr. 799). Trabzon eyaletinin kazalarý, yanlarýna meþruhat verilmek suretiyle þu þekilde gösterilmiþtir: Trabzon, Koþab (Gümüþhane’ye tabi), Tirebolu, Maçuka (Maçka, Gümüþhane’ye tabi), Arhavi, Sohum, Sürmene, Giresun (Gümüþhane’ye tabi), Rize, Yavebolu (diðer ismi Görele), Ünye, Soðucak, Of, Kürtün, Çavri, Gümüþhane (vaii karýþamaz, Torul nahiyesidir), Faþ, Batum. Ayný defterde liva olarak gösterilen Gönye’nin Hemþin, Atina, Arhavi ve Viçe kazalarý zikredilerek, mutasarrýflarýnýn Faþ’ta oturduklarý belirtilmiþtir.



    Yapýlan bazý idari taksimat deðiþikliklerini Trabzon salnamelerinde görmek mümkündür. Nitekim 1287 (1870) tariihli sal-name2ye göre(bk.s.35-60), Trabzon’un kazalarý þunlardýr: Gireun, Ordu, Rize, Of, Tirebolu, Ýcarateyn (Ýcare-i ýlya, Ýcare-i Süfla), Livane, Hopa, Atina 8nahiyesi: Hemþin), Ünye, Niksar, Torul (nahiyesi: Kürtün), Kelkit, Þiran.

    Sancaklarý. Lazistan, Canik, Gümüþhane. 1309 (1890) tarihli salname’de (s.198-2909 ise, Trabzon2un kazalarý þuþekiled sýralanmýþtýr: Akça-Abad, Sürmene, Of, Görele, Vakfýkebir, Tirebolu, Giresun (nahiyeleri: Akköy, Piriazizi-Keþab), Ordu (nahiyeleri: Bulman, Perþembe, Ýbasdý), Canik (sancak), Ünye (nahiyesi: Karakuþ), Fatsa, Lazistan (sancak nahiyeleri: Karadere, Kura-yý seb’a), Atina (nahiyesi: Hemþin), Hopa (nahiyesi: Viçe9, Gümüþhane (sancak nahiyeleri: Kokas, Yðmurdere), Torul (nahiyesi: Kürtün), Þiran.



    Trabzon’un mahalleleri ve nüfusu. 926-929 (1520-15239 yýlý Tahrir defterlerinde Trabzon þehri (nefs-i Trabzon)’nde dokuz nüslüman mahallesi kaydedilmiþtir. Bunlardan dördü Orta Kale (kal2a i avsat: mahalle-i Cami-i Atik, 45 hane, mahalle-i Mescid-iKýssa-han, 7 hane, mahalle-i Mesid-i Hacý Baba, 4 hane9’de ikiþi Aþaðý – Kale (kal’a-i zir. Mahalle-i Mescid-i Mevlana Þuça, 6 hane, mahale-i Mescid der Bab-ý Bazar, 14 hane9 ‘De biri çifte hamam (Hamam-ý çifte: mahalle-i Mescid-i Amasya, 15 hane), biri þehir dýþýndaki Yeni Cami (birun-ý þehr. Mahalle-i Cam-i Cedid, 19 hane9, bri de bezzazistan (bezzazistan. Cemaat-i Mescd-i Hoca Kasým, 24 hane) yanda bulunuyordu. Bu suretle Trabzon þehrinde 10 mahalle, 160 müslüman evi, 201 nefer 8müslüman- Türk9, 10 imam, 2 hatip, 7 müezzin, 2 hafýz, 1 kayyum vardý. Öte yandan, Trabzon þehrinde Rum, Ermeni ve Frenk (Gebran ve Ermeniyan ve Efrenciyan olarak, 14 mahalle, 1084 hane, 1253 nefer bulunmaktadýr. Bunlardan Rum halký 1o mahalle ( mahalle-i Ayasoya, diðere adýyla Ohunç, 234 hane, mahallei Miso Kastori, 41 hane; mahalle-iObyan, 94 hane; mahalle-i Zoðra, 141 hane; mahalle-i Meyan, 208 hane; mahalle-i Papasan, 2 hane,...) bir mahalle Ermeni 8mahalle-i Ermeniyan 151 hane9, üç mahallede Frenk nahiyesi 8mahalle-i Efrene, 40 hane, mahalle-i Zaftunda diðer adýyla Çömlekçi, 102 hane; mahalle-i Beksid, diðer adýyla Deðirmen deresi, 17 hane) idi 8bk. Karaman- Rum icmal defteri, nr. 387,, s.716 v.d). Diðer taraftan 961 (1554) tarihindeyapýlan birtahrirden anlaþýldýðýna göre, 35 sene zarfýnda yeni iskanlar ve hariçten gelenlerlemüslüman mahallelerine yenileri katýlmýþtýr: Tabakhane mahallesi (33 hane) 2- Tabakhane (eski hamam yanýnda), 36 hane; 3- Sarmaþýk Mescidi mahallesi, 20 hane 4- Kabak meydaný mahallesi (mescid-i Hoca Ali-zade Mehmed Çelebi demekle meþhurdur), 18 hane 5- Þehre küstü mahallesi 21 hane 6- Halil Aða Mescid-i mahallesi (diðer adýyla Azaban-ý Cedid) 10 hane, 7- Hatuniyye Ýmareti mahallesi 66 hane 8- Ahmed Çelebi Mescidi mahallesi, 22 hane 9- Bayram-zade Mescid-i mahallesi, 25 hane 10- Zaðanos mahallesi, 9 hane 11- Tekfur Çayýrý mahallesi, 74 hane 12- Ýskender Paþa Mahallesi (meydan-ý Cedid yakýnýnda), 47 hane 13- Hacý Hasan mahallesi ( Abdullah Çelebi mahallesi diye de tanýnýr), 13 hane 14- Maðara Mahallesi, 5 hane (bk. Tapu Defteri, nr. 288, s. 6 v.d ; krþ. M.Tayyib Gökbilgin, ayn. makale, s.297). Hristiyan mahalleleri ise, Ermeni mahallesi istisna edilecek olursa, azalmýþ, Meydan ve Çömlekçi mahallelerine hariçten hristiyan reaya gelmiþ, Rum mahallelerinin yekunu 382 haneye, Efrene mahallesinin 49, Deðirmen Deresi mahallesinin ki ise 5 haneye düþmüþtür (bk.Tapu Defteri, nr. 288, s.6-28). Bu suretle, XVI. asýrda Trabzon’da 705 müslüman, 614 Rum, 160 Ermeni ve 132 de Frenk evi bulunmaktadýr ki, her evde beþ kiþi yaþadýðý kabul edilmek suretiyle 1.611 evde, asker (sipahi, azab, kale muhafýzý) nðfuzu hariç, takriben 8.055 kiþi bulunuyordu. Ahmed 1. zamanýnda 18.000’e çýkan ev sayýsý, XVIII. Ve XIX. Asýrlarda 8.000’e düþmüþtür. 1836’da þehirde 8.000 ev mevcut olup, bunlarýn 500’ü Ermeni, 1.500’ü Rum ve 6.000’i Türklere ait idi. Hristiyanlar 8 ve Türkler 28 mahalle teþkil ediyorlardý (bk. Ch. Texier, Küçük Asya, trc. Ali Suad, Ýstanbul, 1340, III9. 1847 senesinde varoþlar hisarý da dahil olmak üzere birbirine bitiþik 30 mahalleye ayrýlmýþbulunan Trabzon2un nüfusu, Türk, Ermeni ve Rum olmak üzere 33.000 idi. Þehirde ev sayýsý 3.00’i Türklere, 1.00’ý Rumlara, 5582i Ermenilere, 40’ý katoliklere ve 9’u protestan Ermenilere bir kýsmý da yabancýlara ait olamk üzere, 5.000 kadardý (bk. Feruhan Bey, ayn.eser, s.72). 1284’de (1868) yeni teþkilat kurulunca Trabzon, üçer dörder mahalleden mürekkep yedi daireye bölündü. Her mahalle için iki üç ihtiyar heyeti azasý ile bir muhtar ve her merkeze de bir reis tayin olmuþtu (bk. Þakir Þevket, ayn esr. S.33). 1869’da Trabzon þehrininnüfusu 40.000 idi (bk.Deyrolle ayn.eser, s.15). 1870’te 32 mahalleye ayrýlmýþ olan Trabzon kazasýnýn (nefs-i Trabzon) nüfusu 9.459 (islam 5961, Rum1603, Ermeni 1486, katolik 409) olup, 3.632 haneye (Ýslam2.424, Rum 632, Ermeni 445, katolik 140) sahipi (bk. Trabzon salnamesi, sene: 1237 (1870), s.88 v.d) 1298 (1881) sal namesine göre (s.132 v.d). Trabzon þehrinin36 mahalle ve karyesi, 5.000 hane ve 10.383 erkek nüfusu (islam 6.450, Rum 1.799, Ermeni 1.609) vardý. 1883’de yeniden 45.000 8Ahme Rifat, Lugat-i tarihhiye ve coðraffiye, Ýstanbul 1300, IV)’e düþmüþ ise de (BK. V. Cuinet, ayn esr. La Turquie d’Asie, Paris 1890, I, 41, v.d9. 1309 (1891)’da tekrar 45.315’e yükselmiþtir (Trabzon salnamesi, 1309, s.90). Trabzon sancaðýnýn 1889’da 447.700 (müslüman 334.975), Rum ortodoks 91.00, Ermeni Gregoryan 20.000, katolik 1.200, protestan 235, diðer 290) olarak gösterilen nüfusu (V.Cuinet, ayn. esr. I, 41, v.d). 1891’de 1.004.690 (müslüman 809.704, gayri müslüm 194.986) a çýkmýþtýr (Trabzon salnamesi 1309, s.90). Cumhuriyetin ilk yýllarýnda Trabzon vilayeti sadece, merkez ile Vakfýkebir, Akçaabat, Maçka, Sürmene ve Of kazalarýndan müteþekkil olduðundan, müslüman ürk nüfus, 356.259’a düþmüþtür (bk. 1925-1926 Türkiye Cumhuriyeti Devlet salnamesi, Ýstanbul, 1926, s.682).



    Ýktisadi durum. Trabzon, büyük bir ticaret yolunun denize açýlan bir kapýsý ve þark ile garbý birleþtiren bir ticaret merkezi olark (bk. Fallmerayer, s.318), Ortaçaðlarda muhtelif milletlere mensup tüccarlarýn mallarýný mübadele ettikleri mühim bir Pazar yeri oldu; Kafkasy ve Rusya ile deniz yoluyla ticari münasebetleri olan Konyalý ve Suriyeli müslüman tacirler, Sivas’ta toplanarak Trabzon’a gelir, buradan Kafkasy’ya giderlerdi (bk.Defremery, 7 A, 4 eme Serie, XIV, 461 v.d.; d’Ohsson, Des peuples du Caucase, s.26). Ortaçaðlarda yünlü kumaþlar, keten ve ipekli mamüller burada iþlenerek dýþarý ihraç ediliyordu. XIII. Asrýn sonlarýnda, Karadeniz’deki ticaretlerini diðer devletlerden daha ziyade geliþtiren Cenevizliler (bk. Pachymeres, Bonnea tab’ý, II, 3109, XIV. Asrýn baþýndan itibaren, karadan ve denizden Trabzon’a ulaþan ticaret yollarýnýn inhisarýný üzerlerine aldýlarsa da, bu ticaret 1320’den sonra Venediklilerin eline geçince, gelirinin büyük bir kýsmýný harici ticaretle temin etmek mecburiyetindebulunan Trabzon, 1340’tan sonra ticri ehemmiyetini kaybetti (bk. W.Heyd, Histoire du commerce du Levant au Moyen- Age, trc. F.Raynaud, Amsterdam, 1959, II, 92 v.d9. Osmanlýlar devrinde tekrar inkiþafa baþlayan Trabzon, Ýran üzerinden gelen ticaret kervanlarýnýn son duraðýný teþkil etti. Trabzon’un büyük limaný olan Çömlekçiye ilaveten Kanida, Tuzluçeþme, Taþdirek, Kemerkaya, Mumhane-önü ve Moloz gibi küçük limanlar her türlü ihracat ve ithalata açýktý. Bilhassa, yeni teþkilattan sonra, þehir içinde çeþitli sanayi kollarý kurulup geliþmeye baþladý. Bunlardan birideketen bezi imalatý sanayii idi.Eyalet köylerinde yetiþtirilp, halkýn geçim kaynaklarýndan biri olan keten, þehirde imal edilerek tüccarlar tarafýndan baþa yerlere sevk ediliyordu. Dýþardan kumaþ getiren tüccarlar, yerine keten bezi alýp gitmekte idiler. XIXI. Asrýn baþlarýna kadar Haleb, Þ, Baðdat ve Hindistan2a kadar yapýlan baþlýca ihracat kenevire inhisar ediyordu. Dýþardan kumaþ getiren tüccarlar, yerine keten bezi alýp gitmekte idiler. Ýstanbul ile Rusya’ya þarap, tütün ve fýndýk gönderilirdi(bk. Minas, ayn. eser. s.58).Reþid Paþa 1833/18342te Sivas valisi olduðu sýrada, Trabzon’a giden ticaret yolunu emniyet altýna alýnca (bk. Rosen, Gesch.der Turkei, Leipzig, 1867, ý, 214), yeni kervan sayesinde, Erzurum ve Trabzon üzerinden taþýnan mallarýn deðeri 100 milyona çýktý ise de bundan Türklerin hissesine düþen sadece 15 milyon idi (bk. N. Jorga. Osmanlý tarihi, trc. B.S. Baykal, Ankara, 1948, V, 445 V.D9. xýx.asrýn sonund Malatya, Erzurum ve Bitlis taraflarýna keten, keten bezi (Trabzon salnamesi, 1287, s. 118 v.d), Ýran ile Ýstanbul’a ipek ve pamuklu kumaþ, keten bezi, yemiþ, zeytin yaðý, tütrün, iplik sevkediliyordu (Ahmed Rifad, ayn. esr. IV, 232). Þehirdeki ikinci sanayi kolu, mum imalatý idi. Gerek baþka yerlerden, gerekse eyalet sýnýrlarý içindeki yerlerden gelen balmumu, mumhane (þem’hane)’de iþlenerek mum yapýldýktan sonra, batmaný (6-8 kilo) 84 veya 108 akçeye satýlýrdý. Öte yandan Trabzon ibriþimi Ýstanbul’a sevk ediliyordu (Kanunname-i Sultani ber mucb-iörf-i Osmani, aþr. R. Anheger. H.Ýnalcýk, Ankara, 1956, s.439. Baþka bir sanayi koluda gemi yapýmý idi. Ticari bakýmdan faal olan þehirde, halkýn bir kýsmý ticaretle uðraþýr ve ticaret için deniz yolunu tercih ederdi. Bu yüzden þehirde gemi yapýmýnda kullanýlan zift ve boyacýlýk geliþti. Bununla beraber, halkýn baþlýca geçim kaynaklarýndan birisi de balýkçýlýk idi 8 balýkçýlýk için bak. Mehmed Aþýk, ayn. eser. Var. 29b; Evliya Çelebi, II, 92; Deyrolle, s.8 v.9. Kanunnamelerde her balýk çeþidinden ayrý ayrý öþr alýnmasýnýn belirtilmesi balýkçýlýðýn balkyaðý çýkarýlmasýnda ve hristiyan mahallelerinde testi (vesikalarda: sabur) hesabý ile satýlmaka idi.

    Trabzon’un çarþýsýnda dünyaca tanýnmýþ kuyumcular bulunur, buhurdanlýk, kýlýç, gülsuyu kutusu, Gorgor-oðlu ve aþçý býçaklarý burada iþlenir. Trabzon baltasý adý ile çok aranan bir çeþ alta yapýlýrdý. Ayrýca sedef kakmalý küçük masa, sanduka, rigdan ve Hindistan’dan baþka yerde yapýlamayan divit (hokka) takýmý yapýmý gibi el sanatlarý çok geliþmiþ idi (Evliya Çelebi, II, 91). XIX. Asýrda, tüfek ve tabanca yanýnda, güzel havlular, ipek ve pamuk çarþaflar,ipek kuþaklar ve tahta mamulat satýlýrdý (Þakir Þevket, s.39). Trabzon’da büyük çarþý, han ve en iyi binalarýn bulunduðu varoþ, þehrin en iþlek yeri olarak inkiþaf etmiþtir. XIX.asýrda Avrupalý ve Ýranlý tacirler ile konsoloslar burada oturuyorlardý. 1869’da Trabzon çarþýsýný gezen Deyrolle, burada Ýran, Horosan ve Ýzmir’in en güzelhalýlarýný Haleb, Diyarbekir ve ursa’nýn en güzel kumaþlarýný , en pahalý taþlarý, antika silahlarý, eski devirden kalmýþ paralarý görmüþ idi. Seyyahbupazarý tarif ettikten sonra, burada gördüðü meyva bolluðundan, nalbantlardan, kuyumcular ve diðer yiyecek satanlardan bahseder, ayrýca pazarýn en dikkate deðer kýsmýnýn arabacýlar, saraçlar, kunduracýlar, çizmeciler ve bakýrcýlar olduðunu zikreder 8Deyrolle, s.11, 15).

    Ýklimin müsait durumu dolayýsýyla, eyalet sýnýrlarý içindeki topraklarda çeþitli mahsüller elde edilmekte idi. Baðlarýnda yetiþen nefis üzümlerinden þýra ve þarap yapýlarak ihraç edilirdi. Umumiyetle pirinç (Rize’de), ve çeþitli hububat, sebze vekavun (Yeni Cuma mahallesi kavunu), karpuz ile çeþitli meyveler halk için mühim birer geçim kaynaðý idi; fýndýk ve zeytin daha çok eyaletin þimal-i garbi sahillerinde, yani Sürmene, Akçaabat, Trabzon ve Giresun civarlarýnda yetiþtirilirdi. Önce Akçaabat’ta ekilen tütün sonradan bütün Trabzon bölgesine yayýlmýþ, yalnýz Trabzon kazasýnda yýlda 20.000 batman kadar tütün yetiþtirilmeye baþlanmýþ olup, yýllýk 10.000 lira gelir saðlýyordu. Mehmed Aþýk (ayn.esr, var.29b)’a göre, Trabzon’un armudu (kiraz armudu, bey armudu, gülabi armudi), üzümü (beyler üzümü, frenk üzümü), elmasý (Sinop elmasý), kirazý, inciri (badincan inciri), turunç ve narý bol ve nefis idi. Trabzon’amahsus siyah kiraza benzerkarayemiþ denilen meyve , Beþiktaþ’ta Yahya Efendi tarafýndan yetiþtirilmeye çalýþýlmýþ ise de tutmamýþtýr.



    XVI.-XVIII.sýrlar boyunca bölgede yapýlan hayvancýlýk mühim deðildir. Beslenen hayvanlar içinde, sýðýr ve koyundan baþka, hristiyanlar için domuz da vardý.

    XIX. asrýn sonlarýnda Trabzon sancaðýnýn belli baþlý Pazar yerlerive günleri þöyledir: Cuma günü (Görele, Batum, Livane, Kuledibi, Ýcare-i Süfla, Geda, Arhavi, Atina), Cumartesi (Giresun’da Akköy, Rize, Sürmene’de Çarþýyý kebir), Pazar (Tirebolu), Pazartesi ( Vakfýkebir, Giresun, Kelkit), Çarþamba (Akçaabat, Yomra, Of, Keþab, Ordu), Perþembe (Perþembe kasabasý, sürmene) (Trabzon salnamesi 1287, s. 9-78).

    SF.475

    Trabzon halký. Trabzon fethedildiði zaman civarda bulunan Laz’lar, islamiyet ile temasa gelere, Þaf’i mezhebini kabul ettiler. Evliya Çelebi, Trabzon’a eski Lezgi vilayeti der, Mehmed Aþýk, Trabzon’un garp ve cenup taraflarýndaki daðlarý Çepni ve Lezgi daðlarý olarak adlandýrýr. Katip Çelebi’de bölge kavmini Lezgi yani Mergil, Gürcü, Abhaz (*****), Çerkez ve Laz olarak saydýktan sonra, bu sonuncularýn Trabzon’a en yakýn bir yerde oturduklarýndan, Trabzon’un cenub-i þarkisindeki daðlarda Çepni ve Lz’lar ile birlikte yaþayan Türkmenlerden bahseder. Laz tabiri, fark gözetilmeksizin, Karadeniz’in cenub-i þarki kýsmýndaki ahaliyi ifade için kullanýlmýþtýr. Halbuki, kendine Laz diyen ve Lazca konuþan halk bugün Hopa ve Pazar (Atina) kazalarýnda oturmaktave yavaþ yavaþ dillerini unutmaktadýr. Trabzon’un cenubunda bulunan Çepni (bugünkü Çetni9’ler ise, XIV. Asýrdan beri bu bölgeye yerleþmiþ, Kürtün, Giresun, Torul ve Görele arasýndaki bölgeye daðýlmýþlardýr. XIX. Asrýn baþýnda, Görele’de Çepnileri gören Minas bunlarýn garip adetleri hakkýnda bilgi verir. Bu Çepnilerin XVIII. Asýrda Trabzon ve Giresun arasýndaki mýntýkkada, karada ve denizde, bir huzursuzluk unsuru olduklarý bilinmektedir 8bk.A.Refik, Anadolu’da Türk Aþiretleri, s.188 vd, krþ. Fark Sümer, Anadoluda Üç oklu Oðuz boylarýna mensup teþekküller: Trabzon ölgesi Çepnleri, Ýktisat Fakültesi mecmuasý, a949, XI, NR. I-4, S.449-452). Mütarekeden önce Trabzon’da bulunan Rumlarýn ekseriþsi sonradan buraya iskan edilmiþ vey son iki asýr zarfýnda civar bölgelerden buraya hicret etmiþlerdir 8bk. George Finlay, A History Of Greece, Medieval Greece and the Empire of Trebizond, Oxford, 1877, IV, 124; Fallmerayer, Fragmente aus dem Orient, I, 67). Fetihten sonra, burada eski ailelerin nesline rastlanmamaktadýr. Þehirde kalýp müslümanlýðý kabul ederek Osmnlý imparatorluðunun diðer müslüman halký ilý karýþmýþ olanlara Rumlar, krumlides diyorlardý; bu ismin Girit’in meþhue bir müslüman- hristiyan ailesinin (bu aile için bk pashley, Travels in Crete, I, 105 V.D9 ismi ile ilgili olduðu söylenebilir. Þemseddin Sami, Trabzon’dan 12 saatlik bir mesafede bulunan Kurum karyeleri adýndaki 9 karye halkýnýn, müslüman olduklarý halde, eski Yunanca’ya yakýn bir lisaný konuþtuklarýna iþaret eder (Kamus al-a’lam, Ýstanbul 131-1894, IV, 3007. Eski adetlerini muhafaza eden bu halk için ayrýca bak Hasluck, The Crypto- Christians of Trebizond, Journal of Hellenic Studies, XLI, 199 v.d.) Fetihten sonra Trabzon’a civardaki þehirlerden, bu arada Niksar, Ladik, Bafra, Osmancýk, Çorum, Tokat, Samsun v.s. yerlerden Türk- müslüman halk sürgün edilerek yerleþtirildiði gibi, Mora’dan Türk, Arnavut ve bazý Bosnalýlar getirilmiþtir. Ancak, Trabzon þehrinin kale muhafýzlarý daima Trabzon asýllý (Tarabazuni) azablar olmuþtur (Tapu, defteri, nr.52, s.114, 128).
Haz?rlan?yor...
X