Duyuru

Collapse
No announcement yet.

trabzonun tarihi2

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • trabzonun tarihi2

    Trabzon þehri ve bulunduðu bölge hakkýnda bilgi edinebildiðimiz en eski kaynak Ksenophon'un Anabasis adlý eseridir. Ksenophon bu eserinde, babasý Dareios'un ölümünden sonra Pers Ýmparatoru olan kardeþi Artakserkes II. ye karþý isyan ederek paralý askerlerden oluþan bir ordu ile M.Ö. 401 yýlýnda Sardes (sahili)'den yola çýkan Batý Anadolu Valisi Kyros'un Babil yakýnlarýndaki Kunaksa'da Ýmparatorun ordusu ile karþýlaþýp yapýlan savaþta yenilerek öldürülmesini ve orduda sayýlarý onbin kadar olan paralý Helen askerlerinin geri dönüþlerini anlatýr. On binler diye adlandýrýlan paralý Helen askerleri, Doðu Anadolu'yu güney-kuzey istikametinde boydan boya geçerek Karadeniz sahillerine ulaþmak, buradan da deniz yolu ile memleketlerine dönmek üzere yola çýkarlar. Paralý askerler arasýnda olan Ksenophon bize bu tarihi olayýn yanýsýra geçtiði bölgeler ve orada yaþayan halklar konusunda da bilgi verir.
    On binler dönüþ yolunda Erzurum'un kuzeyine düþen ve Osmanlý belgelerinde Taveli olarak adlandýrýlan Taoklar'ýn ülkesinden geçerek Khalybler'in memleketine varýrlar. Khalbler, On binlerin geçtiði topraklardaki en savaþçý halk olduðu için, Helenler onlarýn ülkesinde yaðma yapmamýþ ve Taoklar'dan yaðmaladýðý yiyeceklerle idare etmek durumunda kalmýþlardý.

    Khalybler'in ülkesinden geçip Harpasos (Çoruh) nehrine ulaþan On binler, buradan Skythenler'in (Ýskitler) ülkesine girip bir ovada 4 günde yaklaþýk 100 km ilerleyerek köylere varýrlar. Bu köylerden erzak temin eden On binler, Gymnnias adýndaki (Bayburt veya yakýnlarýnda) bir þehre ulaþýrlar.

    Þehrin valisi onlara, düþman memleketlerden gelebi1meleri için bir kýlavuz verir. Kýlavuz Ksenophon ve arkadaþlarýný beþ gün içinde denizi görebi1ecekleri bir yere götüreceðini söyler ve yola çýkarlar. Düþman memleketine gelince, kýlavuz, askerlerden orasýný ateþ ve kýlýçla tahrip etmelerini ister. Beþinci gün Thekhes adýndaki daða vardýklarý zaman denizi görmek için daða týrmananlarýn haykýrýþlarý arkadan gelenler arasýnda paniðe neden olmuþtu. Çünkü yaðmalayýp yaktýklarý memleketin adamlarý onlarý takip ediyordu. Bunlarla artcýlar arasýnda çatýþma çýkmýþ, bir kaçý öldürülmüþ, birkaçý da esir edilmiþti.

    Ýlerleyen her birlik önde baðýran askerlerin yanýna vardýkça ve orada kalabalýk arttýkça baðrýþma da artýyordu. Bunun önemli bir nedeni olduðunu anlayan Ksenophon hemen atýna binerek ve yanýna süvarileri alarak yardýma koþtu. Fakat biraz sonra askerlerin "Deniz! Deniz!" diye baðýrdýklarýný ve geriden gelenleri acele etmeye teþvik ettikleri anlaþýldý. Herkesi bir sevinç kaplamýþtý. Askerler hemen taþ toplayarak yýðdýlar ve bu yere bir abide diktiler. Daha sonra hediyeler verilen kýlavuz Hellenler'e konaklamalarý için bir köy ve Makronlarýn memleketine giden yolu gösterdikten sonra akþam üstü memleketine dönmek üzere uzaklaþtý.

    Bölgenin coðrafi yapýsýný iyi bilmenin verdiði cesaretle, Ksenophon'un bölgede varlýðýndan bahsettiði halklara ait bölgelerin sýnýrlarýný çizebi1mek için anlatýlanlarý deðerlendirdiðimiz zaman kýlavuzun Gymnias'tan sonra kuzeydoðu istikametinde ilerleyip bu gün Soðanlý geçidinin olduðu bölgeden daðlara çýktýðýný söyleyebiliriz. Kýlavuzun daha kýsa olan Hart (Aydýntepe)-Kemer geçidi yolunu tercih etmemesinin nedeni Ksenophon'un da yazdýðý gibi Skythenlerin düþmanlarýna ait köyleri tahrip ettirip yaðmalatmak idi. Ksenophon'un adýný vermediði ve Bayburt ile Ýspir bölgesinde yaþayan Skythenlerin düþmaný olan halkýn Strabonun M.S.18 yýlýnda yazdýðý Coðrafya adlý eserde bahsettiði Heptakometler veya komþusu Byzerler ya da onlarýn Strabodan dört asýr evvel bölgede yaþayan atalarý olmasý kuvvetle muhtemeldir.

    Gymnias'dan aldýklarý kýlavuz, bu halkýn Soðanlý Daðlarý'ndaki köylerini yaðmalattýktan sonra Ksenephon ve arkadaþlarýna bugün de bir bölümü hala kullanýlan yolu izletir. Batýya yönelip Soðanlý geçidinin batýsýndaki Kemer Daðý'nýn kuzey eteklerinden geçirerek 5. günde denizi görebilecekleri Thekhes (bugünkü Madur) Daðý'na ulaþtýrýr.

    Kýlavuzun dönüþ yolunda, düþman arazisinden kendi memleketine bir gecelik yürüyüþle ulaþabilmesi, dönüþ yolunda daha kýsa olan yolu, Madur-Aþot Beli-Yarmice Sýrtý-Lemonsuyu-Kemer Geçidi-Hart (Aydýntepe) yolunu izlemiþ olduðunu gösterir.


    <SCRIPT type=text/javascript><!--google_ad_client = "pub-8035639146580460";google_ad_width = 336;google_ad_height = 280;google_ad_format = "336x280_as";google_ad_type = "text_image";google_ad_channel = "";google_color_border = "B3B3B3";google_color_bg = "B3B3B3";google_color_link = "0000FF";google_color_text = "66B5FF";google_color_url = "CC0000";//--> </SCRIPT><SCRIPT src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/javascript> </SCRIPT>
    Ksenophon ve arkadaþlarýnýn Madur Daðý ile hemen batýsýndaki Polut Daðý arasýnda ve Madur Daðýnýn zirvesine yakýn boyundan denizi gördüðünü söyleyebiliriz. Tarihi bir yolun daðlarý aþtýðý bu yerden Araklý Burnu ve Araklý Limaný bir tablo gibi görülür. Bu yerde ayrýca On binlerin sevinçten yaptýklarý taþ yýðýnýndan oluþan abideyi anýmsatan kalýntýlar vardýr. Ksenophon ve arkadaþlarýný bölgeden geçtiði zaman mevsimin kýþ olmasý sis olmadan bütün manzaranýn ve denizin görünebilmesini saðlamýþtýr.

    Bu yerin 3 km kadar kuzey doðusunda ve bugünkü Kalecik Yaylasý'nýn yakýnýnda muhtemelen Romalýlar tarafýndan ve kareye yakýn dikdörtgen þeklinde inþa edilmiþ küçük bir kale kalýntýlarýnýn bulunmasý bu yolun ilerideki asýrlarda da kullanýldýðýný göstermesi bakýmýndan önemlidir.

    Ksenophon Thekes daðýndan sonra geçtikleri yerlerin Makronlarýn memleketi olduðunu yazar. Ýlk gün Makronlarýn memleketini Skythenlerin memleketinden ayýran ýrmaða (bugünkü Karadere) varýrlar. Ksenophon'un yazdýklarýna göre sað taraf yukarýya doðru sarp bir alan (Polut Daðý'nýn batý yamaçlarý) soldan da asýlmasý lazým olan sýnýr ýrmaðýn (Karadere'nin) bir kolu (Yaðmurdere suyu) akýyordu. Bu ýrmaðýn kýyýlarý ince, ama pek sýk yetiþmiþ aðaçlarla kaplý idi.

    Hellenler (bugünkü Çatak olarak adlandýrýlan) bu bölgeden mümkün olduðu kadar çabuk ayrýlmak istedikleri için, bunlarý kese kese ilerlemeye baþladýlar. Kýldan elbiseler giyen ve örme kalkanlar ve mýzraklarla silahlý bulunan Makronlar ýrmaðýn karþý kýyýsýnda ve tam geçit yerinde bekliyorlardý. Birbirlerine seslenerek cesaret veriyor ve taþ atýyorlardý. Fakat attýklarý taþlar kimseye rast gelmeden ve kimseye zarar vermeden suya düþüyordu.

    Bu sýrada On binlerin arasýnda bulunan ve Atina'da esir olarak hizmet etmiþ olan birisi Ksenophon'a gelerek bu adamlarýn dilinden anladýðýný söyleyerek "Zannedersem burasý benim memleketim olacak. Eðer engel yoksa onlarla konuþayým" dedi. Ksenophon önce bu halkýn kim olduðunu sordurdu ve Makronlar olduðunu öðrendi. Ksenophon'un "Neden bizim karþýmýza çýktýlar ve neden bizimle düþman olmak istiyorlar" sorusuna Makronlar "Memleketimize düþmanca girmek istediðiniz için þeklinde cevap verirler.

    I Hellenler düþmanca gelmediklerini, Büyük Kralla (Pers Ýmparatoru II Artakserkes) savaþtýklarýný, memleketlerine dönmek için denize ulaþmaya çalýþtýklarýný söyleyerek karþýlýklý dostluk yemini ettiler. Bu antlaþmadan sonra Makronlar Hellenler'in arasýna karýþtý ve onlarýn ýrmaðý geçmelerine yardým ettiler.

    Bir pazar kurarak Helenler'e yiyecek satan Makronlar, üç gün onlarla birlikte giderek Kolkhlar'ýn sýnýrýna kadar götürürler. Burada yüksek bir dað vardýr ve Kolkhlar bu daðýn üzerinde mevzilenmiþlerdi. Burasý muhtemelen Trabzon yakýnlarýnda denize dökülen Deðirmendere'nin bir kolu olan Kuþtul Deresi'nin doðduðu Seslikaya Tepesidir. Yaklaþýk 9600 kiþi olan Hellenler, birkaç defa saldýrdýktan sonra daðda mevzilenmiþ Kolkhlarý kaçýrýp bol yiyecek bulduklarý köylerinde konakladýlar.

    Burada rasgeldikleri an kovanlarýndan bugün bölge halkýnýn "Deli Bal" veya "Tutan Bal" dedikleri baldan yiyen askerlerde kusma ve ishal baþlamýþtý. Hiçbirinin ayakta duracak hali kalmamýþ, birkaç kiþi de ölmüþtü. Hastalarý iki üç gün sonra iyileþen Hellenler, Deðirmendere Vadisi'nin doðu kýsmýndaki sýrtlardan iki günde yedi parasang (yaklaþýk 36 km) yol yürüyerek Trabzon'un doðusunda denize inerler.

    M.Ö. 400 yýlýnýn Þubat ayýnda Trabzon'a ulaþan Ksenopho, Trabzon'un (Trapezus) Karadeniz (Pontos Eukseinos) kenarýnda ve Kolkhlarýn memleketinde Hellenler tarafýndan kurulmuþ bir Sinop Kolonisi olduðunu belirtir.

    Trabzon'un yanýndaki Kolkh köylerinde 30 gün kadar dinlenen Hellenler çevredeki diðer Kolkh köylerini yaðmalayarak yiyecek temin ederler. Trabzon þehrindeki Hellenler ise onlara bir yandan yiyecek satarken diðer yandan da özellikle þehrin yakýnlarýnda oturan Kolkhalar'la dostluk kurmalarýna aracý olurlar.

    Çevredeki Kolkh köy1erini yaðmalayarak yiyecek temin eden On binler, bir yandan Trabzon'un etrafýndaki yüksek tepelerde toplanan Kolkhlarýn baskýsýna uðramamak için tedbirler alýrken, diðer yandan da memleketlerine dönmek için hangi yolu izleyeceklerini tartýþýyorlardý.

    Çoðunluk deniz yolunu tercih ettiði için önce aralarýndan birini memleketlerine kendilerini alacak bir filo ile dönmek üzere gönderirler. Fakat bunun neticesinden emin olamadýklarý için Trabzon'daki kolonici Hellenler'den savaþ gemilerini ödünç olarak almayý ve bölgeden geçtiðini gördükleri yelkenlilere el koymayý düþünürler. Eðer bu yolla on bin kiþiyi taþýyabilecek kadar gemi toplayamazlarsa o zaman da deniz kenarýndaki þehirlerden yollarý tamir ederek bir an önce bölgeden uzaklaþmalarýna yardýmcý olmalarýný istemeyi kararlaþtýrýrlar.

    Koloniciler onlara elli kürekli bir gemiyi ödünç olarak vermiþti, fakat bu gemiye atadýklarý kumandan gemi ile hemen bölgeden kaçmayý tercih edince On binler, Trabzon'daki kolonicilerden otuz kürekli bir gemi daha alýrlar. Karadeniz'de ele geçirdikleri tüm gemileri Trabzon'a getirerek içlerindeki yüklere el koyup, bu yeni gemilerle kýyý boyunca talan seferlerine çýkan On binler talanda her zaman baþarýlý olamýyor, baskýn anýnda ya da dönüþ yolunda bölge halký tarafýndan öldürülüyorlardý.

    Ksenephon, Kleainetos adlý bir kumandanýn kendi bölüðü ile birlikte baþka bir bölüðü de talan için tehlikeli bir bölgeye götürdüðünü, kumandanýn birçok adamý ile birlikte öldürüldüðünü yazmakta fakat Karadeniz'de gemilerine el koyduklarý ya da köylerini yaðmaladýklarý halklar hakkýnda pek bilgi vermemektedir.

    Trabzon'da oturan koloniciler, þehrin çevresindeki Kolkhlarla dost olduðu için Ksenephon ve arkadaþlarýna yaðmalama sýrasýnda yardýmcý olmuyorlardý Fakat Trabzon çevresindeki bir gülük mesafede yiyecek kalmayýnca onlara kýlavuz vererek Trabzon'un güneyindeki daðlýk bölgede yaþayan Driller'in ülkesi (bugünkü Torul bölgesi) ne götürdüler. Ksenophon, Driller'i bölgenin en savaþçý milleti olarak tanýmlarken Trabzon'da oturan Helienlerin bunlardan çok kötülük gördüðünü kaydetmektedir.

    Savunmaya elveriþli olmayan köylerini yakarak boþaltan Driller derin vadilerle kuþatýlmýþ olan baþkentlerine çekilmiþlerdi. Önden giden 2000 kiþilik grup baþkenti kuþatmýþ fakat tahkim edilmiþ bu yeri alamayacaklarýný anlayarak geri çekilmeye baþlamýþlardý. Geri çekilince anýnda Driller arkadan taarruza geçince buradan çabucak uzaklaþamayacaklarýný anlayan Hellenler geriden gelen kuvvetlerden yardým istediler.

    Ksenophon kumandasýnda yardýma gelen birlikler buradan zaiyat vermeden çekilmenin mümkün olmadýðýný görerek þehri ele geçirmeye karar verirler. Þehrin etrafýndaki hendeði ve müstahkem mevzileri aþan Hellenler þehre girince burada bir de iç kalenin olduðunu görür ve kaleden çýkan askerlerin saldýrýsýna uðrarlar. Geri çekilecekleri yolun sarp olmasý ve þehirdeki iç kalenin alýnmazlýðý onlarý zor duruma sokmuþtu. Ksenephon bu durumu anlatýrken "Kalmak da bela idi, kaçmak da...." diye yazmaktadýr.

    Þehirde tesadüfen çýkan bir yangýn onlar için kurtuluþ olur. þehir, kalesi hariç bütün evleri, kuleleri, þarampolleri ile yanmýþtý. Fakat Hellenler ertesi gün Trabzon'a giden çok dik ve dar yoldan inerken tekrar Driller'in saldýrýsýna uðradýlar.

    Trabzon ve çevresinden yiyecek saðlamak imkaný kalmadýðý için Hellenler, hasta ve yaþlýlarý daha önce ele geçirilen gemilere bindirir, kalanlar da yaya olarak, Trabzon'dan ayrýlýr. Trabzonlu kýlavuzlar eþliðinde üç gün sonra Kerasus (bugünkü Giresun)'a ulaþýrlar.

    Giresun da Trabzon gibi Kolkhlarýn memleketinde bir Sinop kolonisi idi. Burada on gün kalarak bir sayým yaparlar. Kolkhlarýn memleketine girerken yaklaþýk 9800 kiþi kadar olan Hellenler, burada 1200 kiþi zaiyat vererek 8600 kiþi kalmýþtý.

    Giresun bölgesindeki daðlarda yaþayan bir halk Giresun'daki kolonici Hellenler'le dostane iliþki içindeydi. Bazýlarý Giresun'a gelip kasaplýk hayvan ve baþka þeyler satýyor, alýþveriþ ediyorlardý. Ksenophon'un ordusundan bazýlarý bu halkýn Giresun'a yakýn olan köylerine giderek öteberi satýn almýþ ve bunlarýn küçük ve savunmasýz köylerini kolayca yaðmalayabileceklerini sanarak bir gece bu köyleri yaðmalamak üzere yola çýkmýþlardý. Fakat yaðmacýlar daha yolda iken güneþ doðmuþtu. Durumu fark eden bölge halký hemen bir araya toplanarak baskýncýlarýn (çoðunu öldürmüþler, ancak birkaç baskýncý Giresun'a kaçabilmiþti.

    On binlerin Giresun'dan ayrýlacaðý gün bu halkýn ihtiyarlarýndan bazýlarý Giresun'a gelerek ordu kumandanlarýyla görüþüp köylerini yaðmalamayý nasýl düþünebildiklerini öðrenmek ve ölülerini gömmek üzere alabileceklerini söylemek isterler. Fakat baskýndan kurtulabilen Hellenler'in kýþkýrtmasý ile bu üç elçi taþlanarak öldürülür.

    Giresun'dan ayrýldýktan sonra Mossynoik'lerin ülkesinin sýnýrýna varýrlar. Ksenophon, Giresun ile Ordu arasýnda oturan bu halký, Hellen dilinde "Ahþaptan yapýlma evlerde oturan halk" anlamýndaki Mossynoikos kelimesi ile adlandýrmaktadýr. Mossynoikler yasadýklarý müstahkem mevkilerine güvenerek onlarý memleketlerinden geçirmeyeceklerini söylerler. Bunun üzerine Trabzonlu kýlavuzlar vasýtasý ile daha batýda oturan ve doðudakilerle aralarýnda siyasi düþmanlýk olan batýlý Mossynoikler'le temasa geçerler Ksenophon ile batýlý Mossynoiklerin baþkanlarý bir araya gelerek doðulu Mossnoikler'e karþý bir ittifak kurarlar. Varýlan anlaþmaya göre onlar batýdan hücum ederken Hellenler'le birlikte savaþmak ve yol göstermek için de yardýmcý kuvvet göndereceklerdi

    Ertesi sabah, her biri üç kiþi taþýyan üç yüz kayýk gelir. Kayýklardaki ikiþer asker karaya çýkar ve kayýklar geri döner. Yüzer kiþilik altý bölük oluþturan Mossynoik savaþçýlarý içlerinden birinin okuduðu þarkýya eþlik ederek yürüyüþe geçer ve baþkentin önündeki kaleye taarruz ederler. Fakat kaleden çýkan düþmanlarý kýsa sürede onlara üstünlük saðlar ve onlarý geri püskürtürler.

    Kale ve þehir ertesi gün yapýlan saldýrýlarla alýnmýþ ve buradan kaçanlar yukarýdaki baþkente kadar kovalanmýþtý. Hellenlerin taarruzlarýný burada da durduramayan Mossynoikler kaleyi býrakarak çekilirler. Tepe üstünde aðaçtan yapýlmýþ bir kule evde oturan, halktan toplanan vergiler ve kamu malýndan geçinen Krallarý ilk zapt edilen kalenin kralý gibi bulunduðu yerden ayrýlmadýðý için kule-evi ile birlikte yakýlýr.

    Zapt edilen yerleri dostlarý olan Mossynoikler'e býrakan Hellenler yollarýna devam eder ve týpký bu günkü gibi birbirlerine yaklaþýk on kilometre mesafede kurulmuþ olan Mossynoik þehirlerinden yürüyerek sekiz günde, pek kalabalýk olmayan ve Mossynoiklerin uyruðu olarak yaþayýp daha ziyade demir madenlerinde çalýþan Khalybler'in memleketine ulaþtýlar.

    Khalybler Ksenophon'un Karadeniz bölgesinden geçerken bahsettiði halklardan en meþhur olanýdýr. Onun bize verdiði bilgilerden öðrendiðimize göre, Macronlar, Kolkhlar ve Mossynoikler ve Trabzon'dan daha önceki kaynaklarda bahsedilmemesine raðmen Khalybler'den eski kaynaklarda bahsedilmekte ve bu halk Batý Anadolu ve Ege'de bilinmektedir.

    Homeros'un Ýlliada destanýnda Alybler/Alizonlar olarak geçen ve madencilikte ünlü bu halktan, Ksenophon da ayný özelliklerini belirterek bahsetmekte fakat onlarýn Mossynoikler'in uyruðuna girmiþ olduðunu belirtmektedir. Alizon sözünün Hellen dilinde "Deniz kýyýsýnda yaþayanlar" anlamýna gelmesine raðmen Bilge Umar bu sözcüðün Eski Hellen dilinde (Luwi/Pelasgos dilinde) "Deniz, tuz" anlamýndaki "Ali" sözcüðünden geçmiþ olduðunu belirtmektedir. Bu da bize demir madenciliði ile ünlü bu halkýn sahille olduðu kadar þap madenlerinin bulunduðu Þebinkarahisar bölgesi ve kuzeyindeki daðlýk bölge ile de ilgisi bulunduðunu düþündürebilir.

    Bundan sonra Tibarenler'in ülkesine (Bugün Ordu'nun doðusundaki Turna suyu Deresi'nin olduðu bölge) ulaþan Hellenler deniz kýyýsýnda birkaç müstahkem yerleri bulunan ve nispeten düz olan Tibarenlerin ülkesinde iki gün ilerleyerek Sinop'un kolonisi olan Kotyora'ya (bugünkü Ordu þehri yakýnýnda) ulaþýrlar.

    Ksenophon'un eserinin sonunda da belirttiði gibi Bayburt'tan sonra girmiþ olduðu Trabzon bölgesinde yaþayan Makronlar, Kolkhlar, Mossynoikler büyük Pers krallýðýnýn Anadolu'daki valiliklerinden (satraplýk) baðýmsýz yaþayan, kendi yasalarý ile yönetilen halklardý. Ordularý ya da tehlike anýnda harekete geçen bir savunma sistemleri vardý. Yaþadýklarý vadiler yiyecek ve bazý ihtiyaçlarýný karþýlamakta yetersiz olduðu için çevrelerindeki halklarla ya da dýþarýdan gelen tacirlerle daima iyi iliþkiler geliþtirerek kendi varlýklarýna bir tehdit yöneldiði ana kadar barýþçý kalmýþlardý. Ancak bir tehdit oluþtuðu zaman süratle bir araya gelerek ortak savunma sistemlerini harekete geçiren bu halklarýn birbirlerinden farklý dil ve ananeleri olmasýna raðmen ortak özellikleri gururlu, cesur ve özgüven sahibi olmalarýydý.

    Tarým yapýp sýðýr besledikleri ve þarap yaptýklarý gibi avladýklarý yunus balýklarýnýn etlerini tuzlayýp küplere bastýrýyor, ayrýca zeytinyaðý gibi kullanýlan balýk yaðý da elde ediyorlardý. Fýndýk, ceviz ve kestane gibi yemiþler de en önemli besinleri arasýndaydý. Bunlarý haþlýyor ya da fýrýnda piþirerek yiyorlardý.

    Ksenephon, Mossynoiklerin baþkenti ve yakýnýndaki bir kenti ele geçirip yaðmaladýklarýný anlatýrken, kilerlerinde geçen seneden kalma ekmeklerin yaný sýra o senenin tahýlýna da rastladýklarýný, bunlarýn saplarý üzerinde saklanmýþ kýzýlcýk buðdayý olduðunu da yazmaktadýr. Bu bize bugün birçok Karadeniz köyünde görebileceðimiz taneleri üzerinde kurutulmak üzere Seran der/Paska/Naylalara ya da evlerin saçak altýna asýlmýþ, taneleri üzerinde mýsýr koçanlarýný hatýrlatmaktadýr. Ksenophonun bahsettiði kýzýlcýk buðdayý belki de mýsýrdan önce bölgede yetiþtirilen ve Laz ut/Laz ot da denilen bir tür darý idi. Laz ut/Laz ot adý darýya benzediði için mýsýra da verilmiþtir. Bölgenin en ünlü ürunü ise, bölgede yaþayan halkýn dýþarýdan gelen ordularý yenmek için bal (Tutan Bal/Deli Bal) idi. Birbirlerine yaklaþýk 10 km mesafede kurulmuþ þehirlerinin ve dik vadi yamaçlarýndaki köylerinin birbirine dar patika yollarla baðlandýðý kuþkusuz ama Ksenophon'un da açýkça yazdýðý gibi deniz kenarýndaki þehirleri birbirlerine baðlayan yol sistemleri ile Karadeniz'de gezinen çok sayýda irili ufaklý yelkenli gemileri vardý.

    Miletoslular, Karadeniz sahilindeki halklarla ticaret yapmak için, kendilerinden önce bu sahilde koloniler kurmuþ olan Frygler'inkine benzer bir sistemle ve birçok yerde de onlarýn eski koloni þehirlerinin bulunduðu alanlarda koloniler kurmuþlardý. Ksenophon'un merkezi ve baþkenti Sinop olan koloni sisteminin Trabzon, Giresun ve Ordu'da olan üç halkasý hakkýnda verdiði bilgileri deðerlendirerek bu kolonilerin yerli halklardan bazýlarý ile iyi iliþkiler içinde yaþamalarýna raðmen onlardan ayrý, karadan gelebilecek her türlü tehdide karþý tahkim edilmiþ yerlerde yaþadýklarýný ve bu yerlerin kenarýnda komþu halklarla ticaret yapmak için pazar kurduklarýný söyleyebiliriz. Ayrýca denizden gelebilecek tehditlere karþý da savaþ gemilerine sahiptiler.
Haz?rlan?yor...
X