Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Gezi-trabzon

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Gezi-trabzon

    <table border="0" cellspacing="0" width="100%"><tbody><tr><td height="25" valign="bottom" width="350">Gezi



    </td> <td rowspan="2" valign="bottom" width="120">

    Banu Erkmen
    </td> </tr> <tr> <td height="25" valign="top" width="350">
    </td> </tr> <tr> <td colspan="2" width="100%">Trabzon

    <hr></td> </tr> <tr> <td colspan="2" bgcolor="#eeeeee" width="100%"> Her mevsim Trabzon Yeþilin ve mavinin kucaklaþtýðý, doðanýn tüm cömertliði ile nimetlerini sunduðu bir þehir Trabzon... Seyyahlarýn üstâdlarý olan Marco Polo ile Evliya Çelebinin kitaplarýnda uzun uzun bahsettikleri, Trabzona uðramayanýn bu evrende gezgin sayýlmadýðý bir gerçektir.

    </td> </tr> <tr> <td colspan="2" valign="bottom" width="100%">Anadolunun kutsal topraklarýnda yaþamanýn bir ayrýcalýk olduðunun en önemli niþanesi bu bölgedir. Trabzon’da, ABD üs kurmak için liman isteyince heyecanla koþup haritaya baktým. Acaba Trabzon mu güneye taþýnmýþtý, yoksa Irak, Kýrým’ý mý ilhak etmiþti? Haritada her þehir yerli yerinde iken, Orta Asya ve Orta Doðuyu nüfuz altýna alma mücadelesinin baþlangýç noktasý olan Trabzon’u yazmak farz oldu. Öyle ya F. Engels der ki, “Avrupa’dan Asya’ya ticaret için Trabzon’un yeri baþka noktalara göre daha elveriþlidir. Trabzon ticareti, Rusya ile Ýngiltere’nin çýkarlarýný Ýç Asya’da bir kez daha çatýþma durumuna getirdiði için önemli bir siyasi hesaplaþma konusu...” Hemen Burdur ve Topkapý Sarayý Harem Dairesinin hazýr yazýlarýný kenara koydum, yazýn yaptýðýmýz Karadeniz turlarý notlarýný toparlayýp sizler için yazmaya Trabzon’u baþladým.

    MÖ. 7. yüzyýldan önce Kolkhlar, Driller ve Makronlarýn yaþadýðý bu bölgeye Miletoslular gelerek kýyýlarda koloniler kurdular. Merkezi Sinop olan bu kolonilerden biri de Trabzon idi. Ayný yüzyýlda Kafkasya’dan Kimmerler sonra da Ýskitlerin akýnlarý baþladý. MÖ. 6. yüzyýlda Pers egemenliðine giren Trabzon, Batý Kapadokya adý verilen satraplýk içinde yer aldý. Makedonyalý Ýskender’in Anadolu’daki Pers hakimiyetine son vermesi ile Perslerin elinden çýkan Trabzon, Ýskender’in ölümünden sonra Pontus Satrabý II. Ariantes’in oðlu Mihridat (Mithridates), Karadeniz’de Pontus devletini kurdu. Romalýlar Anadolu’yu iþgale baþlayýnca Pontus krallýðý daðýldý. Roma döneminde en þatafatlý ve zengin devrini yaþarken Got istilasýna uðradý. Her þeyi yakýp yýkarak geçen Gotlar þehirde hemen hemen hiç bir þey býrakmadýlar. Roma Ýmparatorluðu daðýlýnca Doðu Roma imparatorluk sýnýrlarý içine giren Trabzon, Bizans Ýmparatorluðu IV. Haçlý seferi ile iþgal olunca Ýstanbul’dan kaçan I.Andronikos Komnenos’un torunlarý Aleksios ve David, Gürcü kýraliçesi Tamara’dan yardým ve destek alarak 1204 yýlýnda baðýmsýz Komnenos kýrallýðýný kurdular. Anadolu Selçuklu beylerine vergi ödeyerek yaþayan Komnenos kýrallýðý 1398 yýlýnda Yýldýrým Beyazýd’ýn Samsun yöresini almasý ile Osmanlý devletine vergi ödemeye baþlar. 1458-1461 yýllarý arasýnda David Komnenos vergi ödemekten vazgeçtiði gibi, Akkoyunlu devleti hükümdarý Uzun Hasan’ýn desteði ile Avrupa’dan yardým istemiþ, yeni Haçlý seferlerinin düzenlenmesini talep ederek kendisinin de buna destek olacaðýný ifade etmiþtir. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet 1461 yýlýnda Trabzon’u alýr. I. Dünya Savaþýna kadar Osmanlý imparatorluðu egemenliðinde kalan kent, 14 Nisan 1916’da Ruslar tarafýndan iþgal edilir. Ruslarla bir olan Rum ve Ermeniler yerli halka her gün iþkence ederler. Þehrimiz 24 Þubat 1918 tarihinde Yüzbaþý Kahraman bey tarafýndan kurtarýlýncaya kadar sayýsýz vatandaþýmýzý öldürürler.
    Üzerinde defalarca devletlerin kurulduðu,
    En son, 1917 yýlýnda dahi, Ruslarýn Trabzon sovyeti kurduðu,
    Fatih Sultan Mehmet’in fethettiði,
    Yavuz Sultan Selim’in þehzadeliðinde sancak beyliði yaptýðý,
    Kanuni Sultan Süleyman’ýn doðduðu,
    Ulu Önder Atatürk’ün apayrý bir önem verip 3 defa ziyaret ettiði,
    Hatta vasiyetinin bir bölümünü bu þehrimizde yazdýðý,
    Karadeniz’in hiç batmayan güneþi Trabzon’a bir yaz sabahýnda yaþ ortalamasý 70 olan bir Ýngiliz gurup ile indik. Nerden bulduysa yaþlý bir Ýngiliz hanýmýn elinde eski Trabzon kartpostallarý vardý. Tek tek resimlerini gördüðü yerleri gezmek istiyordu. Þimdi ben ona nasýl anlatýrdým ki, “Elindeki resim baþka, gezeceðin Trabzon baþka. O konaklarýn, camilerin çoðu yýkýldý, yerine iþhanlarý, kocaman kocaman kondu apartmanlar yapýldý, medeniyet adýna semtler tarumar edilip üçer beþer þeritli yollar yapýldý, evlad-ý fatihân yadigârý camileri bile bizzat cami yaptýrma ve güzelleþtirme dernekleri yýkýp, yerlerine yenilerini yapýyor.” Evet nasýl anlatabilirdim ki? Allah’tan turda Akçaabat var. Maçka var. Yayla evleri var. Günahýmýzýn bir kýsmýný hiç olmasa örtbas edebileceðiz.

    Yukarý Hisar, Orta Hisar ve Aþaðý Hisar diye 3 bölüme ayrýlan tarihi Trabzon surlarýndan baþladýðýmýz gezimizde ilk duraðýmýz Yukarý Hisar. MÖ. 2000 yýllarýnda yapýlan bu surlar iç kaleyi koruyan ve akropol görevi gören þehrin en eski yerleþim birimi olduðu gibi, ayný zamanda þehrin içinde kapalý bir site idi. Doruðunda imparatorluk sarayý, etrafýnda soylularýn ve prenslerin ikametgahlarý, onlarýn etrafýnda da hizmetkar ve görevlilerin yerleþim alanlarý mevcuttu. Birbirine kapýlarla baðlantýlý olan surlardan Orta Hisardan Yukarý Hisara 2 kapý ile geçilirmiþ. Þimdilerde ise cadde ile geçiliyor. Aþaðý Hisara kadar olan bölümlerde, Þirin Hatun Camii, Musa Paþa Camii. Eski Hükümet Konaðý, Fatih Camisi, Çifte Hamam, Zaðanos Paþa köprüsü, Zaðanos Burcu yer alýr. Zaðanos Burcunun yanýndan baþlayýp Reþadiye Caddesi boyunca denize doðru inen ters L þeklindeki Aþaðý Hisar’ýn ise Sotka kapýsý adý verilen 2 kapýsý bulunur. Molla Siyah Camisi, Hoca Halil Camisi, Sekiz Direkli Hamam, Pazarkapýsý Camisi, Ýskender Paþa Çeþmesi, Tophane Hamamý bu bölgededir. Surlarý gezerken, surlara dayanmýþ, surlarla iç içe geçmiþ mimari zevkten nasibini almamýþ kondu mahallelerden de geçiyoruz. Bir eðimin üzerine kurulu olan Trabzonda zamanýnda þehrin bütün güzellikleri her yerden, her mekândan görünürmüþ. Þimdi ise her bina arkasýndaki binanýn görünümünü kapatma yarýþý baþlayýnca ortaya sahil boyunca uzanan yüksek yüksek binalar çýkmýþ.

    Surlarýn dýþýnda kalan Gülbahar Hatun Camisinden baþlamak gerek deyip baþlýyoruz gezimize. Yavuz Sultan Selim’in annesi Dulkadýrlý Türkmenlerinden Gülbahar sultandýr. Türbesi de Orta Hisar surlarýnýn batý çýkýþýnda, Zaðanos köprüsü yakýnýnda Büyük Ýmaret (Gülbahar Hatun) Camisindedir. Zamanýnda büyük bir külliyeye sahip olan caminin mektep, medrese, hamam, imaret gibi yapýlarýndan bugün eser kalmamýþ. Zaman mý hoyrat, insanlarýmýz mý hoyrat sorusu gezi boyunca hep aklýmýzda olacak. Beþ küçük kubbe ile örtülü, beþ bölümlü son cemaat yeri, büyük tek kubbeli harem kýsmý, doðu ve batýda kubbeli zaviye odalarý ile bina kendini tamamlar. Mihrabý ve minberi mermerden olup, iç mekândaki kalem iþi süslemeler günümüzde hâlâ canlýlýðýný korumakta.

    Surlarýn dýþýnda kalan Yeni Cuma Camisine uðruyoruz bu sefer. 1500 yýlýnda Cami-i Cedit adýyla camiye çevrilmiþ, daha sonra adý Yeni Cuma Camisi olmuþ. Camiye dönüþtükten sonra kuzey bölümüne giriþ yeri ve minare ilave edilmiþ, taþ iþçiliðinin en güzeli mihraba, sade ahþap iþçiliði ise minbere yansýtýlmýþ.

    Sur içinde, Roma döneminde yerinde bir tapýnak olan, Bizans döneminde ise Trabzon’un en büyük kiliselerinden biri olarak 10. yy. da inþa edilen 12., 13., ve 14. yy. larda tamir ve onarým gören Chrisokephalos kilisesi günümüzde Ortahisar da Fatih Camii olarak kullanýlmakta. Komnenos krallýðý döneminde metropolit kilise olarak hizmet veren, kýrallarýn taç giyme törenlerinin yapýldýðý camiyi bugün Osmanlý süsleme sanatýnýn en güzel örneði olarak dimdik ayakta durmakta. Zemin döþemesi altýnda kalan mozaik döþemesi ve duvarlarda sýva altýnda kalan freskleri bulunmaktadýr. Ahþap minber ve taþ mihrap Osmanlý iþçiliðinin usta birer örneði olup, iç ve dýþ duvarlardaki kitabeler mükemmel bir hat sanatýdýr. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de þehri fethettikten sonra ilk cuma namazýný burada kýldýðý söylenir. Fatih Camisi önünden geçen Mimar Sinan Caddesi üzerindeki Tabakhane Camisine uðramaya gerek yok. 1481’den 1511 yýlýna kadar Trabzon Sancak Beyi olan Yavuz Sultan Selim Hanýn vakfiyesine ait olan bu yerde muhteþem bir cami varmýþ. Cami Yaptýrma Derneði hiç acýmadan yýkmýþ, yerine 10-15 yýl önce bu camiyi yapmýþ. Ýskender Paþa Vakfýna ait Pazarkapý Camisinin baþýna gelenler de ayný olmuþ. 1891 yýlýnda yapýlýp, iþlevini hala sürdüren o þaheser Deðirmendere köprüsünün 20 metre ötesine yapýlmýþ o abuk köprüyü anlayamadýðým gibi, bu Cami Yaptýrma Derneklerinin yaptýklarýný da anlayamýyorum. Mimar Sinan Caddesi üzerinden Kahraman Maraþ Caddesi’ne çýkýp, sur içindeki Molla Siyah Camisine gitme zamaný geldi.
    Eski kartpostallardaki Trabzon sahil panoramasýnýn yerinde boydan boya devlet sahil yolu uzanmakta. Yol inþaatýnda bütün o konaklar, camiler, evler yýkýlmýþ. Hatta Roma imparatoru Hadrianus’un yaptýrdýðý liman bile sular altýnda kalmýþ. Çarþýdan geçerken Trabzon iþi dokumalar, Trabzon hasýrý altýnla baþlayan pazarlýklarda gümüþle biten bilezikler, bakýr sahan ve sosluklardan oluþan alýþveriþimizi yaptýk, yemeðimizi yedik. Sonra Ayasofya Kilisesini, Atatürk Köþkünü, Kýzlar Manastýrýný gezip turun 1. gününü bitirdik.

    Ayasofya Kilisesi þehrin batý ucunda, sahil kara yolu üzerinde ve günümüzde müze olarak hizmet vermekte. Komnenos kýrallarýndan I. Manuel tarafýndan 13. yy.da manastýr kilisesi olarak inþa edilmiþ, Osmanlý döneminde camiye dönüþtürülmüþtür. Rus iþgali sýrasýnda askeri depo olarak kullanýlan cami, l960’larýn baþýnda restore edilerek hizmete açýlmýþ. Sivil mimari örneði olan Atatürk Köþkü Müzesi zengin bir Rum tarafýndan saçaklarý ahþap iþlemeli taþ bina olarak inþa edilmiþ, 1923 yýlýnda hazineye kalmýþ. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk 1924, 1930, 1937 yýllarýnda þehri 3 kez ziyaret ettiðinde bu köþkte misafir olmuþ, hatta vasiyetinin bir bölümünü bu köþkte yazmýþ. Trabzon’a gidince ziyaret edilmeden dönülmemesi gereken ender yerlerden biri Atatürk Köþkü.

    Þehrin doðusunda Boztepeye çýkan yol üzerinde bir manastýr olan Kýzlar Manastýrýný ziyaret ediyoruz. Etrafý dünyanýn her yerinden gelmiþ kýyamet gibi yabancý ile dolu. Bir kaya þapelinin etrafýna inþa edilen ve geniþ bir alana yayýlan manastýr 12. yy. da III. Aleksios tarafýndan yaptýrýlmýþ. 19. yy. da geçirdiði tamir ve onarým sýrasýnda ilaveler yapýlmýþ.

    Bir telâþ geziyi bitirdikten sonra otele gidip dinlenmemiz, 2. gün Sümela manastýrý turuna hazýrlanmamýz lâzým. Maçka ilçesinin güneyinde Karadað’ýn yamacýna yapýlan manastýrýn halk arasýnda adý Meryem Ana Manastýrýdýr. Efsaneye göre Atinalý Barbaras ve Saophronios rüyalarýnda Meryem Anayý görürler. Meryem Ana onlara bir kilise yapmalarý gereken yeri tarif eder. Deniz yolu ile yanlarýna St. Luka’nýn yaptýðý rivayet olunan bir tabloyu alarak buraya gelen yeðenler 375-392 yýllarý arasýnda ilk kaya kiliseyi kurarlar. Komnenoslar devrinde III. Aleksios 17 metre yüksekliðin de, 40 metre uzunluðunda, 14 metre geniþliðinde, 72 odalý manastýrý yaptýrýr ve kiliseye hediye eder.

    Trabzon Türkler tarafýndan fethedildikten sonra Osmanlý sultanlarý kilise ve manastýrýn haklarýna asla dokunmamýþlar, hatta haklarýný özgürce kullanabileceklerine dair fermanlar çýkarmýþlardýr. Yarým saatlik bir patika yolu týrmanarak gidilen manastýrýn 19. yy.da yapýlan ilâve ve süslemelerinde Türk sanatýnýn etkileri görülmektedir. Yine Maçka ilçesinin dýþýnda ýssýz bir bölgede Yahya Peygambere atfen yapýlan Vazelon Manastýrý inþa tarihi bilinmemekle beraber 20.yy.a kadar bölgenin en zengin ve etkili manastýrý olup, þehrin sosyal, kültürel ve ekonomik yaþayýþýný etkileyici bir rol üstlenmiþtir. 19. yy.da tamir ve onarým gören bina 1923 yýlýna kadar faaliyetini sürdürmüþ, o yýl terkedilmiþtir. Oldukça tahribata uðrayan manastýr Kiremitli köy sýnýrlarýnda bir kayalýðýn önündeki kilise, topluluktan ayrý olarak inþaa edilmiþ bir þapel, 3 katlý öðrenci odalarý ve çeþitli hizmet birimlerini yerine getiren binalardan oluþur. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Trabzon kuyumcularýnýn ne kadar usta olduðunu anlatýrken, Kanuni Sultan Süleyman’ýn da kuyumculuk sanatýný burada öðrendiðinden bahseder.
    Konstantin nâm bir Rûmînin þâgirdi olup,
    Süleyman Han üstâd zerger olmuþdý...
    der.

    3 günlük Trabzon turumuzun 3. günü yayla þenliklerinde idik. Sýmsýký, gümbür gümbür, yemyeþil bulut deryasý ormanlardan geçerek Akçaabat Hýdýrnebi obasý þenliklerine bizler de katýldýk. Mimari dokusunu bozmamýþ Akçaabat’ta yörenin kendine özgü Akçaabat köfteleri yenmeden geçilmez dedik ve öðlen yemeðimizi burada yedik. Kemençe ile horon teperken, ayaðýmýzýn her yere hýzla basýþýnda, sonra baþýmýzý yukarý kaldýrýþýnda, yöre halkýnýn neden horonu bu kadar zevkle, sabahtan akþama kadar durmadan, çözülmeden oynadýðýný bir kere daha anladým. Her ayaðý sýmsýký yere basýþta ‘Bu toprak benim’ mutluluðu, baþý yukarý kaldýrýþta ise ‘Allah’a þükretmenin’ sevinci vardý.
    Gazetelerdeki yabancý ülkelere yapýlan tur ilânlarýna ola ki kanmayýn. Oralarda olanlarýn hepsi bir arada Trabzon’da var. Bence yabancýdan çok yerli turisti Trabzon’da görmenin zamaný çoktan geldi bile. Onlar da gelsin, gayet tabii ki gelecekler de; hiç bir þey demiyorum. Ama bizi bizden çok tanýyýp, Anadolu’yu bizden çok gezmeleri de bizler için biraz ayýp oluyor.


    </td></tr></tbody></table>
Haz?rlan?yor...
X