Duyuru

Collapse
No announcement yet.

trabzon'nun tarihi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • trabzon'nun tarihi

    Trabzon'un kuruluþu M.Ö.2000 yýllarýna inmektedir. Erzurum'dan geçen ve Ýran sýnýrýna varan, Avrupa ile Asya'yý birbirine baðlayan tarihi Ýpek Yolunun baþlangýcýnda kurulan Trabzon þehrinin ilk kurucularýnýn Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani Kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Mosklarýn olduðu tarih kitaplarýnda yer almaktadýr.

    Trabzon'un kuruluþundan itibaren geçirdiði devreler þöyle sýralanabilir.

    I.Devir: Kuruluþundan serbest þehir oluncaya kadar geçen devir (M.Ö.2000-M.Ö.750).

    Bu devir karanlýk geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazý kalýntýlar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve Marlarýn gelerek tarým ve balýkçýlýk ile meþgul olduklarýný bildirmektedir. Orta Asya'da ve Orta doðu'dan gelen ticaret yollarýnýn denize ulaþtýðý yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde de Ege kýyýlarý halkýnca biliniyordu.

    Efsane olmakla birlikte meþhur Argonatlar Seferi bunu gösterir. "Colehide-Kolþit" denilen þimdiki Gürcistan'ýn bir kýsmýný ve oradan batýya doðru Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mýntýkanýn ormanlarýnýn zenginliði ve daðlardaki madenler daha o zamanlarda meþhurdu. Milattan çok önce geçtiði sanýlan seferin gayesi Kolsþit'te asýlý olduðu dilden dile dolaþan bir altýn postu elde etmekti. "Altýn post" un bu bölgenin zenginliðinden kinaye olduðu söylenir. Her halde buralarýn servetine alâmetti. Bazý rivayetlere göre madencilik sanatý bu bölgede oturan bir kavim tarafýndan bulunmuþtur.

    II.Devir: Serbest Þehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).

    Bu devir M.Ö.8. Yüzyýl ortalarýndan Miladýn ilk yüzyýlý ortalarýna kadar süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yýlýnda Sinop'tan kolonizatör Miletliler Trabzon'a gelmiþlerdi. Zamanlarýnýn en iyi denizci ve tüccarlarý olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nýn en önemli merkezlerinden Milet þehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya Mileliler diye tanýnýrlar.




    Ege kýyýlarýndan kalkýp boðazlarý aþarak Karadeniz'e çýkan ve herþeyden önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö. 785 yýlýnda savaþla Sinop'u'ele geçirmiþlerdir. Tabii limanýyla Sinop Þehri bu insanlarýn merkezi olmuþ ve oradan Karadeniz'in her tarafýna, alýþveriþe elveriþli bulduklarý noktalara yayýlmýþ ve yerleþmiþlerdir.

    Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yýl sonra Ordu ve Giresun ile birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmiþler ve ne þekilde olduðu bilinmeyen bir surette yerleþmiþlerdir.

    Þehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yýlýnda Onbinlerin bakiyesi olan sekizbin küsür kiþilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlý komutan ve filozof Ksenefon'dur. Þehir O'nun zamanýnda Sinop'a belli bir vergi ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuþan Sinop'a mensup Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldýktan sonra memleketlerine deniz yoluyla ulaþmak istediler. Ancak, Trabzonlularýn gemilerinin önemli bir kýsmý seferde olduðu için ordunun yanlýzca bir kýsmýnýn Trabzonlularýn yelkenleriyle denizden, diðer kýsmýnýn ise karadan yollarýna devam ettiði kaydediliyor.



    Miletliler, Trabzon'dan Asya'nýn göbeðine ve Ortadoðuya ulaþan ticaret yollarý üzerinden akan alýþveriþ hareketlerinin baðlanýp çözüldüðü Trabzon'da çok büyük servetler elde etmiþler ve merkezleri olan Sinop'u her sahada geride brakmýþlardý. Trabzonlularýn yüzlerce parçalýk gemileri gelen ve giden ticaret emtiasýný Karadeniz'in her tarafýna ve boðazlarý aþarak Ege kýyýlarýna taþýyordu.

    M. S. birinci yüzyýlýn ortalarýna kadar, bazý sarsýntýlarla birlikte devam eden bu serbest þehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti.

    III. Devir: Roma Devri (50-395)

    Romalýlar, diðer Yunan sömürgelerine yaptýklarý gibi Trabzon'a da "Serbest Þehir" ünvaný ve imtiyazýný býrakmýþlardý. Trabzon Romalýlar için doðuda bir üs ve iaþe merkezi halini almýþtý. Karadeniz'deki Yunan sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin baþýnda önemini kaybetmiþti. Trabzon ise giderek güç kazanmýþ ve Karadeniz'in en iþlek iskelesi, en canlý ticaret merkezi haline gelmiþti.

    Romalýlar Trabzon'a konumundan dolayý özel önem veriyorlardý. Roma imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyýlda þimdiki Kalepark / Güzelhisar'ýn denize doðru uzanan kayalarýn altýný oydurarak bir liman yaptýrmýþtý. Osmanlý devrine kadar iþe yarar halde kalmýþ olan bu liman sonralarý kumla dolmuþ ve kullanýlmaz hale gelmiþtir.



    Latince Bella Castron limaný olarak anýlan bu liman, Avrupa-Asya ve Ortadoðu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. Ýçten veya denizden gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanýn tam üstündeki etrafý surla çevrili olan ve zamanýna göre umumi maðaza mahiyetinde olan bu antrepoya boþaltýlýr, içeriye veya taþraya gidecek olan emtia dahi oradan yüklenirdi. Burasý Avrupa'dan Asya'nýn ortalarýna kadar ulaþan tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamaðýnda kurulan bugünkü manasýyla bir serbest bölge idi.

    Trabzon'un asýl þehirden bir buçuk iki kilometre doðuda bulunan bu transit limandan baþka dahili ticarete mahsus bir limaný daha vardý. Bu ikinci liman þehrin denize paralel giden kale duvarýnýn önünde ve bugünkü moloz mevkiinde idi. Doðu taraftan þehir surlarýnýn denize uzatýlmýþ bir kolu ve bir kulesi tarafýndan korunan Moloz Limaný son yýllara kadar ayakta kalabilmiþ, ancak sahil yolunun açýlmasýyla birlikte kalýntýlarýnýn önemli bir kýsmý yok olmuþtur.

    Bundan sonra Trabzon ve Doðu Karadeniz Bizanslýlar ile Müslümanlar arasýnda el deðiþtirdi. 733 yýlýnda Müslümanlar bölgede yeniden hakim olmuþlarsa da bu durum uzun sürmedi ve Trabzon 739 yýlýnda Bizanslýlar tarafýndan geri alýndý. Ancak þehir surlarýn dýþýnda Müslümanlarýn hakimiyeti uzun yýllar devam etti.



    Bizanslýlar devrinde Trabzon Irak'ýn da iskelesi idi. Abbasiler ilk devirlerde Ýstanbul'dan Müslümanlara satýlmak üzere ticaret eþyasýnýn gönderildiði baþlýca liman Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi sürette oturan Müslüman tacirler vardý. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini göstermektedir.

    Türkler Trabzon'da

    Malüm olduðu üzere XI. yüzyýlda Müslüman Türkler Anadolu üzerine akýnlara baþladýlar. 1048 yýlýnda Ýbrahim Yýnal, Hasankale zaferini kazandýktan sonra Türkmenler Trabzon'a kadar ilerlediler. Ancak kendilerinden önce Trabzon'u ele geçirmeye çalýþan Müslüman Araplar gibi surlar ile çevrili Trabzon'u ele geçirmeleri zor olmuþ ve düzenli Bizans ordusu karþýsýnda geri çekilmek zorunda kalmýþlardý. 1071 Malazgirt zaferinden sonra ise Anadolu kapýlarý Müslüman Türklere kesin olarak açýldýðýnda Trabzon ve civarýnýn Türkleþmesi ve Müslümanlaþmasý hýzlanmýþtý. Selçuklular 400 yýl boyunca Trabzon'u birçok kez kuþatmýþlardý. Þehir bu kuþatmalardan güçlü surlarý Bizans desteði ve doðal yapýsýnýn saðladýðý topografik imkanlarýyla kurtarýlabilmiþtir.



    IV. Devir: Komnenoslar Devri (1204-1461)

    Bu devir Trabzon'un ticaretçe en parlak devirlerinden biri olmuþtur. Ceneviz ve Venediklerin bütün doðuda ve bilhassa Karadeniz'deki ticari faaliyet ve rekabetlerinde Trabzon önemli bir mevkie sahip olmuþtu. Venediklilerden önce Cenevizliler Trabzon imparatoru ile bir ticaret anlaþmasý yaparak Trabzon'da serbest ticaret yapmak imtiyazýný almýþlardý. Daha sonra Venedikliler ile de ayný þartlarla bir anlaþma imzalanarak ticari müesseseler açmalarýna izin verilmiþ ve 225 adýmlýk bir arsa üzerinde kendilerine ait kilise, ambar gibi çeþitli binalar yapmalarýna müsaade edilmiþti.

    O günkü Trabzon'un ticari hayatýný Alman tarihçi Fallmerayer þöyle anlatýr: "Ýran'dan hatta Irak'ýn kum çöllerini aþarak buraya doðru kafileler gelir ve bütün beþeri ihtisas Trabzon'da temerküz ederdi. Trabzon imparatorluðu bir transit merkezi, bir baþ karargah ve dünya ticaretinin bir noktasý idi.

    "Baðdat ve Kahire'nin sýrmalý kumaþlarý, Hindistan ve Sina'nýn inci ve mücevheratý, Megrelistan'ýn (Gürcistan'da) bal ve keteni, Floransa'nýn erguvani kumaþlarý, Almanya'nýn porselen ve çelik mamulatý; sanayiye ait bütün ürünler her taraftan Trabzon çarþýsýný doldururdu."



    Bu dönemde Trabzon'a yönelik Türk akýnlarý giderek yoðunlaþtý. Trabzon imparatorlarý bu akýnlarý savuþturmak için kýzlarýný civardaki Türk beyleriyle evlendirerek akrabalýk kurmaya baþladýlar. Ayný zamanda bazý beyliklere vergi de ödüyorlardý.

    XV. Yüzyýl baþlarýnda Anadolu'yu istila eden Timur, Trabzon'u zaptetmiþ ise de ülkesine katmayýp, oðlu Halil Mirza'nýn yönetiminde vergiye ve haraca baðlamýþtý. Yýkýlýþa doðru giden Trabzon Devleti'nde bir saltanat mücadelesi baþlamýþtý. Çevresi Osmanlý Devleti ile sarýlan Trabzon, sembolik bir devlet durumuna düþmüþtü. II.Murat zamanýnda Trabzon, karadan ve denizden kuþatýlmýþ ise de, denizde fýrtýna çýkmasý yüzünden kale alýnamamýþ, ancak esir ve ganimet alýnarak dönülmüþtü.

    Trabzon'un Fethi

    29 Mayýs 1453 de Ýstanbul'un fethinden sonra Fatih, Trabzon'un vermekte olduðu vergiyi 2000 duka altýna çýkarmýþtý. Erdebilli Safeviye tarikatý þeyhlerinden Þeyh Cüneyd 1456 yýlýnda ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü, Ýmparatorluk ordusunu yenerek þehri kuþattý. Bunun üzerine Fatih, Trabzon'un Þeyh Cüneyd'in eline düþmemesi için Amasya Valisi Hýzýr Bey'i Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öðrenen Þeyh Cüneyd kuþatmayý kaldýrarak çekildi. Hýzýr Bey Trabzon'u kuþatarak Meydan-ý Þarkî'de (Þimdki Belediye Meydaný) karargahýný kurdu. Fakat Trabzon'u savunmaktan korkan kral Kalo Ýannes vergi vermeyi kabul etmiþti.

    Fatih Sultan Mehmed'i Trabzon üzerine yönelten birtakým siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardýr. Bunlarýn içinde en önemlisi, Bizans'ýn bir nevi kalýntýsý durumundaki Trabzon Rum Devleti'nin fethi gerçekleþmedikçe, Ýstanbul'un fethinin yarým görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devleti'nin Osmanlý Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, Ýran, Gürcistan Devletleri, Ýsfendiyar Oðullarý ve Karaman Oðullarý ile ittifaklar kurmasý, hýsýmlýklarý bahane ederek Akkoyunlularýn Anadolu'ya göz dikmeleri ve Osmanlý topraklarýna saldýrmalarý karþýsýnda Fatih, Trabzon'un fethine kesin olarak karar vermiþti. 1460'da Uzun Hasan, Fatih'in huzuruna elçiler göndererek hýsýmlýk kurduðu Trabzon Rum Devletinden alýnan vergileri geri istemiþ, bunun üzerine de Fatih elçilere "Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde vergimi öderim" diyerek tasavvurunu açýkça ortaya koymuþtu.

    Sefer için Osmanlý kara ordusu 23 Mart 1461'de Edirne'den hareket etti. Mahmut Paþa komutasýnda 150 parçadan oluþan donanma da Karadeniz'e açýlmýþtý. Fatih'in komutasýnda Üsküdar'dan Anadolu'ya geçen ordunun nereye gittiðini kimse bilmiyordu. Bu ilerleyiþ sýrasýnda Amasra, Ýsfendiyaroðullarý Beyliði, Kastamonu ve Sinop fethedilerek Sivas üzerinden Erzincan ovasýna inildi ve yassýçemen'de karargah kuruldu. Bu arada seferin Ýran üzerine olduðu düþüncesiyle korku ve telaþa kapýlan Uzun Hasan adýna harekete geçen Çemiþkezek Beyi Hasan'ýn baþkanlýðýnda bir elçi heyeti Fatih'in çadýrýnda kabul edildi. Heyet içinde Uzun Hasan'ýn annesi Sâra hatunda vardý. Karþýlýklý görüþmelerden sonra, heyete seferin Ýran üzerine olmadýðýna teminat verdikten sonra, elçilik heyetinin bir kýsmý ve Sâra Hatun alýkonularak, Osmanlý ordusu yönünü Trabzon üzerine çevirdi.

    Osmanlý ordusu çok zor þartlar altýnda Erzincan ile Trabzon arasýný 25-30, bazý kaynaklara göre 40 günde aþabilmiþtir. Çekilen zorluklar karþýsýnda Fatih'i bu seferden alýkoyabilmek için Sâra Hatun'un :
    "-Hey oðul Trabzon'a bunca zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan ötürü þehsuvar'ý Saltanat piyade olup pürdap ola?" Dediðinde, Padiþah hýþýmla:
    "-Hey ana bu zahmet din yolundadýr. Kim ahirette Allah hazretlerine varýcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde Ýslam kýlýcý vardýr. Eðer bu zahmeti ihtiyar etmesek bize Gazi demek yalan olur." dediðini tarihler kaydeder.



    Trabzon kuþatmasý 40 gün sürdü. En þiddetli savaþlar Zaðnos köprüsü civarýnda oldu. Þehzade Mahmut Paþa yanýnda bulunan Rumca katibi Ýmparator David'e göndererek kayýtsýz ve þartsýz teslim olmasýný yoksa cenk yasasýnýn uygulanacaðýný söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadýðýný görünce Mahmut Paþa'nýn akrabalarýndan teyzesinin oðlu baþmabeinci Yorgi Amuriki vasýtasýyla anlaþarak þehri ve kaleyi teslim etti. Bir yandan görüþmeler yapýlýrken bir yandan da çetin vuruþmalar sürüp gidiyordu. Türk Bayraðý'nýn Zaðnos burcuna dikildiði anda, Trabzon Devleti'nin teslim haberide Fatih'e ulaþmýþtý.

    Trabzon'un fethi tarih bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. Bu fetihle Bizans'ýn son kalýntýsýda Anadolu'dan temizlenmiþ ve bu coðrafyada tek otorite altýnda toplanma gerçekleþmiþtir. Ayrýca, Trabzon'un fethi ile Karadeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adým atýlmýþtýr. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon Devleti tarihe karýþýrken, Bizans'ý diriltme hülyasý temelinden yok edilmiþtir.

    Fatih Sultan Mehmet ilk iþ olarak fetih geleneðine uyup Ortahisar'da Meryemana Altýnbaþ Kilisesi'ni "Ortahisar Camii" adý ile Müslümanlarýn ibadetine tahsis etmiþtir. Daha sonra Sen Ojen Kilisesi'de camiye çevrilerek ilk Cuma namazýný burada kýlmýþ ve adýna da "Yenicuma camii" denilmiþtir. Bu camilerin her ikiside halen ibadete açýktýr.

    Trabzon'un idaresi Gelibolu valisi Kazým beye verilip bir kýsým asker, silah ve mühimmat býrakýldýktan sonra ordu sahil yolunu takip ederek geri döndü.

    Fetihten sonra Trabzon'un yerli ahalisinin ileri gelenleri imparator David ile Ýstanbul'a geri götürülmüþ, bir kýsmýda kendiliðinden ayrýlmýþtýr. Bu yüzden þehirde pek az nüfus kalmýþtýr. Kalan nüfus ile Eksotha (Hýzýrbey), Boztepe, Aþaðý Yenicuma, Tuzluçeþme, Çömlekçi semtleri de iskan ettirilerek, kale içindi Hýristiyan býrakýlmamýþtýr. Boþalan evler sipahi takýmýna yeniçerililere, maiyet aðalarýna ve mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiþtir. Bu arada feth edilen diðer þehirlerde olduðu gibi Trabzon'da da "Cizye-i Þerriye ve Rusumi örfiye" vergisi konmuþtur. Trabzon ve civarýndaki topraklarýn tahribi ve týmarlara bölünerek sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi Kazým bey aldýðý emri yerine getirerek Trabzon topraklarýný Osmanlý idaresi altýnda yeniden organize etmiþtir.

    Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet'in yörede genel bir sayým yaptýrmýþ olduðu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde olmadýðýndan ancak 1486 yýlýnda II.Beyazýt'ýn sayýmlarý ölçü alýnmaktadýr. Trabzon hakkýnda bilgi veren en eski tahrir defterleri, baþbakanlýk arþivinde "Maliyeden Müdevver Defter No:28" baþlýðý altýnda bulunmaktadýr. Tarihsiz olan bu defter ilk olarak 1954 yýlýnda Ömer Lütfü Barkan tarafýndan kullanýlmýþtýr.

    Bufassal adlandýrýlan türde olan 1486 tahrir defterinde Trabzon; Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka, Torul, Sürmene, Of, Rize, Atina (Pazar) týmarlarý ile týmar sahiplerinin listeleri verildikten sonra, baþta Trabzon þehrinde oturanlarýn ayrýntýlý bir listesi de bulunmaktadýr. Tahrir defterinde þehrin halký, mahalle ya da cemaat baþlýklarý altýnda dini guruplar olarak bölündükten sonra þehirdeki her aile reisinin de adý verilmektedir.

    Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan edilen ve geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat gruplarý þunlardý:

    1- Cemaat-i Niksar 7 hane 10- Cemaat-i Sanusak 5 hane
    2- Cemaat-i Ladik 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane
    3- Cemaat-i Bafra 16 hane 12- Cemaat-i Osmancýk 10 hane
    4- Cemaat-i Ýskilip 10 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane
    5- Cemaat-i Gümüþ 7 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane
    6- Cemaat-i Tokat 25 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane
    7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane
    8- Cemaat-i Göncanik(Gölköy) 8 hane 17- Cemaat-i Satýlmýþ Canik 1 hane
    9- Cemaat-i Kavala 3 hane 18- Cemaat-i Karakadi 10 hane


    Bu Müslüman cemaatlarýn sayýsý 202 haneden ibaret olup, 1486 yýlýndaki Müslüman nüfusunun %78,3'ünü oluþturuyordu.

    Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliðine) baðlý bir sancak olan Trabzon'un imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile iskan edilmesine özel ilgi gösterildi. H.867-1462 de Ortahisar'da Fatih Medresesi açýldý. Özellikle 1462-1465 yýllarý arasýnda Trabzon'un fetih sonrasýnda ikinci valisi olan Hýzýr Bey, onarým iþlerine hýz verdi.

    1470 yýlýnda Þehzâde Bayezit'in oðlu Þehzâde Abdullah'ýn Vali olarak Trabzon'a gelmesiyle, Þehzâde þehri olan Trabzon önem kazandý.

    Ýkinci Beyazýt döneminde en önemli olay, Þehzade Yavuz (Yavuz Sultan Selim)'un Trabzon Valisi olmasýydý. 1489-1512 yýllarý arasýnda Trabzon bir baþkent gibi öne çýkmýþ, Yavuz'un 23 sene süren Valiliði döneminde imar edilmiþ, askeri ve ticari yönden canlýlýk kazanmýþtýr.

    Yavuz Sultan Selim, 1514'de Çaldýran Seferine çýktýðý dönemde ordunun ikmal iþleri Trabzon'dan yürütülmüþtür. Çaldýran Seferi dönüþünde Bayburt'un Kýðý Kalesi ile birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padiþahý memnun etmiþ, buralarý fetheden Trabzon Valisi Býyýklý Mehmet Paþa serhat muhafazasý ile görevlendirilmiþti. Böylece Trabzon yeni bir idari yapýlanma içinde yer aldý. Býyýklý Mehmet Paþaya Erzincan-Bayburt eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23 Ekim 1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliði sancaklarýndan olan Canik ile Þarkî Karahisar ve müstakil idare edilmekte olan Trabzon, ayrýca o sýralarda zaptedilen Kýðý, ayrý birer sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmiþti.

    Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliði zamanýnda annesi Ayþe Gülbahar Sultanýn hatýrasýna yaptýrýlan türbenin yanýna Cami, Medrese, Mekteb, Darül Kurra, Ýmaret ve hamamdan oluþan bir külliye yapýlmýþ, tesis edilen külliyenin yaþamasý için de büyük vakýflar tahsis edilerek sürekliliði ve kalýcýlýðý saðlanmýþtýr.

    27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doðan, çocukluðunu ve gençlik yýllarýnýn ilk yýllarýný Trabzon'da geçiren ve bir Trabzon'lu olarak babasý Yavuz Sultan Selim'in üzerine 1520 yýlýnda 26 yaþýnda Padiþah olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon, yine ön plana çýkmýþtýr.

    Trabzon, Yavuz Sultan Selim'e þehzâde sancaklýðý yaparken, 1515'de Bayburt Erzurum Beylerbeyliðine tabi sancak durumuna getirilmiþ, kýsa bir dönemden sonra Kanuni'nin ilk yýllarýnda Bayburt-Erzincan Beylerbeyliði laðvedilerek yeni bir yapýlanmaya gidilmiþtir. Buna göre Trabzon 5 liva'dan oluþan müstakil bir eyalet haline gelmiþtir.

    Fetihten sonra Trabzon þehri içinde oluþan yeni Müslüman mahallelerinin giderek çoðaldýðýný görmekteyiz. 1523 yýlý Tahrir Defterinde bu mahallelerin þehrin hangi kesiminde bulunduklarýna dair bilgiler verilmektedir. Daha sonraki yýllarda çýkan 1553 ve 1583 yýlý tarihlerinde de mahallelerin bir kýsmýnýn ismine rastlanmaktadýr. Kanuni döneminin ilk yýllarýndaki dokuz mahallenin isimleri þunlardýr.

    A- Ortahisarda:
    1- Mahalle-i Câm-î Atik Der Kale-i Evsad
    2- Mahalle-i Mescid-i Valide-i Merhum Sultan Abdullah
    3- Mahalle-i Mescid-i Kýssahan Der Kalei Evsad
    4- Mahalle-i Mescid-i Hacý Baba Der Kale-i Evsad

    B- Aþaðýhisarda
    5- Mahalle-i Mescid-i Mevlana Süca Der Kale-i Zýr
    6- Mahalle-i Mescid-i Bâb-ý Bazzaz Der Kale-i Zýr
    7- Mahalle-i Mescid-i Hüseyin Aða ki ser-hazin Bûd Der Nezd-i Saray-ý Âmire
    8- Mahalle-i Mescid-i Amasya Der Nezd-i Hamam Çifte
    9- Mahalle-i Cami-i Cedid Der Birun-i Þehir.

    Bu dokuz mahalle dýþýnda, hane sayýsý olmadýðý için adý zikredilmeyen ve onunucu mahalle diyebileceðimiz "Cemaat-ý Mescid-i Hacý Kasým Der Nezd-i Bezzazistan" da yalnýz iki nefer (Erkek) yazýlýdýr. Bu cemaat ileride yeni bir Müslüman mahallesinin çekirdeðini oluþturacaklardýr.

    Kale içerisinde sürdürülen iskan politikasý sonunda zamanla Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayýsý da artmýþtýr.

    Kale içinde sürdürülen iskan politikasý sonunda zamanla Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayýsý da artmýþtýr. Nitekim H.961-1533 te yapýlan tahrirden anlaþýlacaðý üzere, aradan geçen 35 yýl zarfýnda yeni iskanlar ve dýþardan gelenlerle müslüman mahallelerine yenileri katýlmýþ ve bu durum defter harici "haric-i ez defter" yazýldýðý belirtilmiþtir. Bu mahalleler:
    1-Tabakhane,
    2-Sarmaþýk Mescidi,
    3-Kavak Meydan,
    4-Þehre Küstü,
    5-Halil Aða Mescidi,
    6-Hatuniyye Ýmareti,
    7-Bayram-zade Mescidi,
    8-Zaðnos,
    9-Tekfur Çayýrý,
    10-Ýskender Paþa Camii,
    11-Hacý Hasan ve Cemaat-i Mescid-i Hoca Kasým der Nezd-i Bezzazistan Mahalleleridir.

    Vilayet ve Belediye Yönetiminde Yeni Teþkilatlanma :

    Osmanlý devletinde idari yapý 1864'te yeniden düzenlendi. Bu düzenleme ile Anadolu'da kurulan ilk vilayetlerden biri Trabzon'dur.

    Ayrýca dört sancakta bu vilayete baðlanmýþtý. Trabzon vilayetine baðlý sancaklar þunlardý:

    1. Trabzon merkez sancaðý: (Rize, Of, Tirebolu, Bulancak, Giresun)
    2. Lazistan sancaðý: (Batum, Arhavi)
    3. Gümüþhane sancaðý: (Torul, Kelkit)
    4. Canik sancaðý : ( Ünye, Samsun, Bafra)

    1868 de çýkarýlan bir talimat ile Ýstanbul'un dýþýndaki vilayat, sancak ve kazalarda da belediye teþkilatý kurulmaya karar verildi. Bu karar Trabzon'da da uygulandý. Trabzon Belediyesi ilk kurulan belediye teþkilatlarý arasýnda yer aldý.

    1870 yýlý Trabzon vilayeti Salnamesinde Belediye yöneticileri þöyle yer almaktadýr.

    Meclis-i Daire-i Belediye
    Reîsi : Arazi memuru Fevzi Efendi
    A'za : Karantina memuru Hacý Halil Efendi, Mustafa Aða, Artin Aða, Banika Aða
    Katib : Abdülhamit Efendi
    Muhasip hastanesi ve Memleket Tabib-i: Mosyö Lion
    Karantina Memurlarý:
    Müdürü : Haci halil Efendi
    Tabib-i : Mosyö Alkardi
    Katib-i : Kamil Efendi

    Bu bilgiler 1870 yýlý salnamesinde yer aldýðýna göre, Trabzon Belediyesinin, basým tarihinden önce teþekkül etmiþ olmasý gerekir. Bu durumda belediye 1869'da kurulmuþ demektir.

    VÝLAYET SALNAMELERÝNE GÖRE BELEDÝYE BAÞKANLARI

    1. Arazi Memuru Fevzi Efendi 1869/70
    2. Hafýz Ahmed Efendi 1870/71
    3. Hacý Halil Efendi 1871/72
    4. Ali Rýza Efendi 1872/73
    5. Hacý Derviþ Aða 1873/75
    6. Ali Rýza Efendi 1875/76
    7. Ali Galib Efendi 1876/77
    8. Ali Rýza Efendi 1877/81
    9. Arif Efendi 1881/91
    10. Rýfat Bey 1891/93
    11. Mehmet Paþa-zade Hasan Bey 1893/95
    12. Hasan Bey 1895/98
    13. Hacý Kadý-zade Hacý Mustafa Efendi 1889/1902
    14. Han-zade Ziya Bey 1902/04
    Trabzon tarihi için büyük bir kaynak olan ve 1869-1904 yýllarý arasýnda 22 sayý çýkan Trabzon Salnamesi 1904 yýlýndan sonra çýkmadýðýndan 1910 yýlýna kadar olan dönem için sadece tahmin yürütülebiliniyor. Bu yýllarda Trabzon Belediyesi Baþkaný olarak da:
    15. Belediye Baþkaný Nemli-zade Hacý Osman
    16. Belediye Baþkaný Çulha-zade Þükrü
    isimlerini verebiliyoruz. Bu isimlere herhangi bir kaynakta raslamak mümkün olmamýþtýr. Nemli-zade ve Çulhazade ailelerinin hayattaki yaþlýlarýndan edinilen bilgi ve tahminlere göre bu sonuca varýlmýþtýr.
    1910 yýlýndan sonra, 17. Belediye Baþkaný Nemli-zade Cemal Bey ile 18. Belediye Baþkaný Barutçu-zade Hacý Ahmed Efendi'nin görevde olduðu biliniyorsa da, baþlama ve ayrýlma tarihleri hakkýnda kesin bilgi sahibi deðiliz. Bu konularda yazýlý hiçbir belge ve kayda rastlamak mümkün olmamýþtýr. Bu arada 1912 yýlýnda Ali Efendi'nin baþkanlýðýndan sadece dönemin Valisi Mehmed Ali Ayni hatýralarýnda söz etmektedir. Rus iþgali sýrasýnda belediyenin arþivi tamamen yok edildiði için yazýlý bir belge bulmak mümkün olmamaktadýr. Bu durumda: 17. Nemli-zade Cemal
    18. Barutçu-zade Hacý Ahmet Efendi (1910-1912)
    19. Ali Efendi
    20. Barutçu-zade Hacý Ahmed Efendi (1913-Nisan 1916)
    21. Rum Metropoliti Hýrisantos (Nisan 1916-Þubat 1918)
    22. Barutçu-zade Hacý Ahmed Efendi (Þubat 1918-1922)
    23. Hacý Ali Hafýz-zade Hakký Efendi (1922-1923)
    24. Kazaz-zade Hüseyin Efendi (Haziran 1923-1928)

    XX. Yüzyýla Girerken

    Vilayet, doðuda Rusya, batýda Kastamonu, güneyde Erzurum ve Sivas vilayetleri ile çevriliydi. Trabzon Ýran transit yolunun liman þehri olma özelliðini herþeye raðmen koruyordu. Biri yerli olmak üzere, sekiz vapur kumpanyasý Trabzon limanýna çalýþýyordu. 1316/1890 yýlý Trabzon Salnamesi'ne göre Vilayet merkezinde þu ülkelerin konsolosluklarý bulunuyordu: 1.Ýran, 2.Belçika, 3.Yunan, 4.Rus, 5.Ýspanya, 6.Ýtalya, 7.Avusturya-Macaristan, 8.Ýngiltere, 9.Fransa.

    Trabzon ve çevresinde demircilik ileri bir düzeyde yapýlýyordu. 1872 yýlý Vilayet Salnamesindeki bilgilere göre Avrupa'daki soba ve kasalarýn benzerleri ancak Trabzon'da yapýlabiliyordu. Yörede kuyumculuk ve marangozluk da geliþmiþti. Özellikle gümüþ üzerine iþlemeleri ünlü idi. Þehirde önemli miktarda mum iþleyen bir mumhane (þemhane) faaliyette idi.

    1890 yýlýnda Kafkasya'da kurulmuþ bulunan "Ermeni Ýhtilal Cem'iyyetleri Ýttifaký Federasyonu (Taþnaksutyun)" ilk teþkilatlarýný Ýstanbul, Van ve Trabzon'da açmýþtý.

    8 Ekim 1895'te Trabzon'daki Ermeniler ayaklandý. Gavur Meydanýnda (Belediye Meydaný) toplanarak harekete geçtiler. Aldýðý tedbirlerle kýsa zamanda duruma hakim olan Vali Kadir Bey, olaylarý bastýrdý ve elebaþýlarýný tepeledi.

    Vali Kadir Bey 1902 yýlýnda Trabzon'da öldü. Mezarýnýn üzerine Padiþah II. Abdülhamid'in gönderdiði 450 lira ile bir türbe yaptýrýldý. Ýmaret Kabristanlýðýnda (Atapark) bulunan türbe, 1936'da yýktýrýlmýþtýr.

    1902 yýlý baþýnda Prens Sebahaddin Bey'in bulunduðu "Teþebbüsat-ý Þahsi ve Adem-i Merkezziyet Cem'iyyeti" Paris'te kurulmuþ, Ýstanbul, Ýzmir, Alaiye, Þam, Erzurum ve Trabzon'da da þubeler açmýþtý. Trabzon þubesini, Sancakbeyzade Mehmed ve Hasan kardeþler ile Nemli-zade Salim Bey kurmuþtu.

    Meþrutiyetin ilanýndan sonra 17 Ocak 1909'da toplanan ilk mecliste Trabzon'u temsil eden milletvekilleri þunlardý: Hatip-zade Emin, Müftü Ýmameddin (ölümü ile yerine Kalcý-zade Mahmud) , Saraç-zade Ali Naki, Nemlizade Mahmud, Matyo Fokidis, Meþrutiyetin ilanýndan sonra beliren yeni ümitlerle Trabzon'da Ermeni ve Rum azýnlýklarýnýn kýpýrdanýþlarý da hissedilir hale gelmiþti. Bu yýllarda Türk gazetelerinin yanýsýra, azýnlýklarýn da çeþitli adlarla gazete-dergi çýkarmalarý ilgi çekiciydi.


    BÝRÝNCÝ DÜNYA SAVAÞLARI SIRASINDA TRABZON

    Birinci Dünya Savaþýnýn en aðýr darbesini gören illerden biri de Trabzon'dur. Ruslar Osmanlý Ýmparatorluðu'na savaþ ilan edip, 1 Kasým 1914'den itibaren doðu hudutunu aþarak Türk topraklarýnda ilerlemeye baþladý. Doðu Karadeniz kýyýlarýný alýp, Anadolu'yu ele geçirmeyi hedefleyen Rus ordularý karþýsýnda, Türkiye 3 Kasým'da Almanya yanýnda savaþa katýldý ve 14 Kasým'da Cihad-ý Mukaddes ilan etti.

    Rus savaþ gemilerinin Karadeniz limanlarýn bombardýman etmesi ile de Trabzon ateþ çemberi içine düþmüþ oldu. Nitekim 17 Kasým 1914'te yirmiüç parçalýk bir Rus donanmasý Trabzon'u bombardýman ederek büyük tahribata ve can kaybýna sebep oldu. Bombardýmanlar birbirini kovaladý. Trabzon 8 Þubat ve 11 Þubat 1915'te Rus bombardýmaný ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000'den fazla insan öldü. Ruslar 23 Ocak 1916'dan itibaren kýyý saldýrýlarýný yoðunlaþtýrdýlar. 17 savaþ gemisinin desteklediði bu saldýrýlar sonunda birliklerimiz geri çekilmek zorunda kaldý. Bu sýrada savaþ gemimiz Yavuz Trabzon'a geldi. 32 aðýr makineli tüfek, bir batarya, dað topu ve bazý askeri levazýmat ile Kafkasya cephesinde kullanýlmak üzere iki uçak getirdi.

    Trabzon'un Ýþgali:

    Ýstanbul'dan istediði yardýmý alamayan 3. Ordu Komutaný Kamil Paþa, birliklerini Ilýca'ya doðru geri çekince 16 Þubat 1916'da Ruslar Erzurum'u iþgal etti. Rus kuvvetleri, donanmanýn desteðini de alarak 24 Þubat 1916'da Rize'yi iþgal ettiler. Of sýnýrýna dayanan Ruslar karþý Baltacý Deresi'nde yöre halkýndan oluþan kuvvetlerle askeri birliklerimiz kahramanlýklarla dolu savunma yaptýlar. Rus ordusunu 20 gün durdurmayý baþaran birliklerimiz, düþmanýn denizden ve karadan saldýrýlarýnýn yoðunlaþmasý ve bu arada hiçbir yerden destek gelmemesi sonucu geri çekilince, 15 Mart 1916'da Of Ýlçesi düþman eline geçti. Daha sonra Sürmene iþgal edildi ve düþman Trabzon kapýlarýna dayandý.

    18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarýndan bir heyet, Türklerin 15-16 Nisan þehri boþalttýðýný iþgal kuvvetleri komutaný General Lyhkov'a bildirerek kendisini þehre davet etti. Azýnlýklarýn seviyesiz çýlgýnlýklarý ve karþýlama törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanýna giren iþgal kuvvetleri þehri teslim aldý. Trabzon'un acý dolu esaret ve muhacirlik günleri baþladý. Göç edemeyerek þehirde ve köylerde kalan müslüman halka büyük iþkenceler yapýldý. Özellikle yerli Rumlar ve Ermeniler adeta katliama ve yaðmalamaya giriþtiler. Deðerli eþyalar, kültür ve sanat eserleri sandýk sandýk Rusya'ya götürüldü. Girilmedik ve yaðmalamadýk yer býrakýlmadý.

    Trabzon'un Kurtuluþu:

    1917'de Rusya'da Bolþevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik baþladý. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralýk 1917'de Erzincan Antlaþmasý yapýldý. Bu antlaþmaya Ermeniler uymayýp, Türkler aleyhinde katliamlara giriþince, Ordu Komutaný Vehip Paþa'ya ileri harekat emri verildi. 11 Þubat 1918'de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diðer koldan Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoðlu) komutasýndaki 37. Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çýktý.

    Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Þubat 1918'de Vakfýkebir'i, 18 Þubat 1918'de Akçaabat'ý geri aldý. Birkaç gün içinde çevreyi düþmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Þubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdi. Trabzon'un ve Trabzon'lunun 2 yýla yaklaþan esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi.

    Osmanlý Devleti, Brest-Litovsk Anlaþmasý ile doðudaki topraklarýný istiladan kurtardý.

    Ancak Trabzon, kurtuluþun sevincini tadamadý. Zira hicretten dönen halký harabeye dönen Trabzon'da yoksulluk ve sefalet bekliyordu.

    Kurtuluþ Savaþý Yýllarýnda Trabzon

    Osmanlý Ýmparatorluðu, Birinci Dünya Savaþý'nda "Müttefik Devletler" yanýnda savaþa girip yenik düþünce "Ýtilaf Devletleri" ile "Mondros Ateþkes Antlaþmasý"ný imzalamak zorunda kalmýþtý. Bu anlaþmaya göre, Doðu vilayetleri Ermenilere verilecek, Karadeniz sahillerinde Pontus Devleti kurulacaktý. Ülkenin içine düþtüðü bu durum, yurdun her tarafýnda "Müdafa-i Hukuk" cemiyetlerinin en güçlüsü Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti idi.

    Baþkanlýðýný Belediye Reisi Barutçuzade Ahmet Bey'in yaptýðý Cemiyet, bu konularda adeta öncülük yaparak, vatanýn topyekün savunulmasý için yoðun çalýþmalarýn içine girmiþti. Bu maksatla da önce bir yayýn organýna sahip olmanýn gereðine inanýlarak "Ýstikbal" gazetesi Faik Ahmet Barutçu yönetiminde çýkarýlmýþtý. Ýþgalin aðýr darbeleri altýnda bütün müesseseleri zarar gören Trabzon'da, bir gazete basacak çalýþýr durumda Türk matbaasý olmadýðý için, çýkarýlan gazete bir müddet Mihailidi isimli bir Rum matbaasýnda basýlmýþ ve daha sonra yeni bir matbaa kurulabilmiþtir.

    Trabzon'un önderliðini yaptýðý mücadele fikri, süratle çevre ile ve ilçelere yayýlmýþtý. Trabzon'da olup bitenler titizlikle takip ediliyor, bölgenin kalbi adeta Trabzon'da atýyordu.

    Cevat Dursunoðlu bu gerçeði söyle anlatýyor:

    "Mondros Mütakeresi'nde "Vilayet-i Sitte" adý altýnda Erzurum, Van, Bitlis, Elazýð, Diyarbakýr, Sivas vilayetlerinin mukadderatý birleþtirilmiþ. Ýtilaf Devletleri buralarýný Büyük Ermenistan'a vaadetmiþ, üstelik Trabzon vilayetini de Pontusçu Rumlara baðýþlamýþtý. Trabzon'un bu konulardaki hazýrlýðý ve çalýþmalarý sonucunda Erzurum Kongresinin yapýlmasý gerçekleþmiþtir. Çalýþmalar Kurtuluþ Savaþý boyunca devam ve zaferin kazanýlmasýnda Trabzon'un ve Trabzon'lularýn çok büyük payý olmuþtur.

    Bu vilayetlerden Trabzon zaten kendi teþkilatýný yapmýþ ve çok kuvvetli çalýþmaða baþlamýþ olduðu gibi, bizi de teþvik ediyordu. Bu karanlýklar içinde bazý aydýn noktalar eksik deðildi. Trabzon'da çýkan "Ýstikbal Gazetesi" nde Faik Ahmed Barutçu, bu bölgede türeyen Pontusçularla yiðitçe doðüþüyor. Muhaza-i Hukuk Cemiyeti, Karadeniz sahillerinde fikirleri bir araya topluyor ve tesir alanýný hergün biraz daha geniþletiyordu". (Cevat Dursunoðlu, Milli Mücadele'de Erzurum, Ankara 1946)

    Trabzon'un bu konulardaki hazýrlýðý ve çalýþmalarý sonucunda Erzurum Kongresinin yapýlmasý gerçekleþmiþtir. Çalýþmalar Kurtuluþ Savaþý boyunca devam etmiþ ve zaferin kazanýlmasýnda Trabzon'un ve Trabzon'lularýn payý çok büyük olmuþtur.


    TRABZON ÝLÝNÝN COÐRAFÝ KONUMU, TABÝÝ ÖZELLÝKLERÝ VE ÞEHRÝN KURULUÞU

    Trabzon, Doðu Anadolu'nun kuzeydoðusunda, Karadenizin tabii bir limanýnýn kýyýsýnda, Asya ve Ortadoðu transit yolunun baþýnda kurulmuþ bir þehirdir. 41 derece kuzey enleminde ve 39 derece 43' doðu boylamýnda bulunur.

    Yüzölçümü 4685 km2 olan Trabzon ili doðuda Rize, güneydoðuda Bayburt, güneyde Gümüþhane, batýda Giresun illeri, kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir.

    1990'da nüfus açýsýndan Karadeniz Bölgesinin 4., ama nüfus yoðunluðu en yüksek ili idi. Ayný yýl Türkiye'de Km2'ye 73 kiþi düþerken, Trabzon ilinde 170 kiþi düþüyordu.


    DOÐAL YAPI
    Ülkenin, yüzölçümü oldukça küçük illerden biri olan Trabzon, akarsu vadileri ile derin biçimde yarýlmýþ daðlýk ve engebeli alanlardan oluþur. Doðu Karadeniz sýradaðlarýna baðlý kýyý daðlarýnýn yüksek kesimlerinden Karadeniz kýyýsýna kadar uzanan Trabzon ilinin doðal bitki örtüsü, doðu ve batý da komþusu olan iller gibi çok zengindir. Kýyýdan hemen yer yer duvarý andýran biçimde yükselen, doðu-batý doðrultusundaki bu daðlar, güneye gidildikçe yumuþak bir eðimle daha da yükseldikten sonra, il sýnýrlarý baþýnda Çoruh ve Harþit yarma vadilerine doðru oldukça dik yamaçlarla alçalýr.

    Trabzon ilinin güney kesimini doðu-batý doðrultusunda uzanan Haldýzen, Soðanlý, Trabzon ve Zigana daðlarý engebelendirir. Yer yer 3 bin metreyi aþan bu daðlarýn yüksek kesimleri doðal sýnýrý oluþturur. Ýlin en yüksek noktalarý güneydoðudaki Haldýzen daðýnda 3193 metreye eriþen Karakaya Tepesi ile güneydeki Çakýr Göl daðýnýn doruðudur. (Dere boyunun tepesinde 3082 m.) Kuzeye bakan kesimleri bol yaðýþ alan bu daðlar kýzýl aðaç, gürgen, kestane, kayýn, köknar ve ladinden oluþan yoðun bir orman örtüsü ile kaplýdýr. Güneye bakan yamaçlarýnda ise sarýçam ormanlarý vardýr. Ormanýn üst sýnýrýnýn geçtiði 2000-2100 metre yükseklikten sonra rastlanan alp tipi çayýrlarla kaplý yaylalar (Sultan Murat, Madur, Cami Boðazý, Kiþit, Hoca Mezarý, Çernik, Paparza, Karadað, Beypýnarý, Haçka gibi) sayfiye olarak ve hayvancýlýk açýsýndan önem taþýr.

    Ýl topraklarýndan kaynaklanan sularýn tümü Karadeniz'e dökülür. Bu sularý toplayan akarsulardan baþlýcalarý Solaklý Çayý, Baltacý, Karadere, Deðirmendere, Foldere, Yanbolu ve Kale dereleridir. Fazla yaðýþ, gevþek ve kaygan arazi yapýsý ve akarsularýn derin biçimde yardýðý bazý dik yamaçlardaki cýlýz bitki örtüsü ilin çeþitli yörelerinde zaman zaman can ve mal kaybýna yol açan sel ve heyelanlara neden olur. Sera gölünün ortaya çýkmasýna yol açan heyelan, 1988'de Maçka ilçesinin Çatak köyünde 64 kiþinin hayatýný yitirmesiyle sonuçlanan heyelan, 19-20 Haziran 1990'da ilde 4 kiþinin de kaybolup, 39 kiþinin vefat ettiði sel bu doða olaylarýnýn en önemli örneklerindedir.

    Trabzon ilindeki baþlýca göller, Çakýr Göl daðýndaki Buzyalaðý Gölü ile Sera Gölü ve Uzungöl adlý heyelan gölleridir.

    Fazla girintili çýkýntýlý olmayan Karadeniz kýyýsýnda akarsularýn taþýdýðý alüvyonlarýn yýðýlmasýyla küçük düzlükler oluþmuþtur. Doðal plajlara da rastlanan bu kýyýdaki baþlýca çýkýntý, Akçaabat ile Vakfýkebir arasýnda ilin en kuzey noktasýný oluþturan ve Fener Burnu adýyla da bilinen Yoroz Burnudur. Kuzeybatý rüzgarlarýna (Karayel) kapalý Akçaabat koyu ise doðal liman özelliði taþýr.

    Trabzon topraklarýnýn %30'u daðlýk %60'ý kýyýdan içeriye doðru gittikçe yükselen ve ortalama 25-30 metre arasý deðiþen bir eðim gösteren alanlar biçimindedir. Ancak %10'u düzlük olan il topraklarý genellikle engebelidir.

    Trabzon'da yumuþak bir deniz iklimi hakimdir. En sýcak ay ortalamasý 23 derece (Aðustos) , en soðuk ay ortalamasý 7 derece (Þubat) . Ortalama yaðýþ miktarý metrekareye 830 mm3'dür.

    ÞEHRÝN KURULUÞU
    Trabzon , Karadeniz kýyýlarýnýn en eski ve en büyük þehridir. Bu þehrin kuruluþu ve önemi iki tabii sebebe baðlanýr.

    Birinci sebep: Bu bölgede kýyý ile iç bölge arasýnda baðlantý yollarý pek azdýr. Arkadaki Harþit ve Çoruh vadilerine ulaþabilmek için 3000 m yükseklikleri aþmak gerekir. Hiçbir yerde bu dað silsilesini yarmýþ, tabii yol olabilecek geniþ bir vadi yoktur. Bu geçit vermez daðlarýn aþýlabilen en elveriþli noktasý eskiden olduðu gibi bu gün de Zigana Geçididir. Bu geçitten iç bölgeye ulaþan yol Trabzon'un bulunduðu yerden baþlamaktadýr. Bu yol, limanýn güneyindeki Deðirmendere vadisinden itibaren 30 km kadar hafif bir yükseliþle Zigana Daðlarýnýn yamaçlarýný boylar. 66 km sonra bu dað silsilesinin 465 m yüksekliðindeki biricik geçidine ulaþýr. Buradan Harþit vadisine inilir. Bu vadiden de Orta Anadolu yaylalarýna varýlýr.

    Doðu Karadeniz bölgesinin içle baðlantýsýný temin eden en müsait ve en büyük yol baþýnýn bulunduðu yer olmasý Trabzon þehrinin burada kuruluþunun birinci sebebini teþkil eder.

    Ýkinci Sebep: Batý rüzgarlarýna karþý Yoroz Burnu ve Güzel Hisar kaya çýkýntýsý ile az çok korunmuþ, Boztepe dik eteðine doðru sokulmuþ koyun küçük gemilere sýðýnak teþkil edebilecek tabii bir liman olmasý ile þehrin kurulmasý ve geliþmesine müsait bir arazinin bulunmasý Trabzon Þehrinin kuruluþ yerinin seçiminde ikinci sebep sayýlýr.



    ÞEHRÝN KURULDUÐU YER
    Þehrin üzerinde yer aldýðý sýrt, deniz kýyýsýna dik yarlarla inen Deðirmendere, Kuzgundere (Tabakhane Deresi) ve Zaðanos Deresi gibi vadilerle kesintiye uðrar ve kýyýdan itibaren 6-18, 15-20, 110-120 m yüksekliklerinde bir takým basamaklara ayrýlýr. Daha geride, þehrin 3 km. güneydoðusunda Trabzon'un yaslandýðý dik yamaçlý ve düz sýrtlý Boztepe Tepesi yer alýr. Boztepe'nin daha batýsýnda Soðuksu Tepesi yer alýr. Trabzon Þehri yükseklikleri 200 m'yi geçen bu tepelerin kuzey eteklerinde, yamaç meyillerinin biraz hafiflediði kesimlerden baþlayarak, bir amfiteatr gibi alçak yarlarýn üstüne kadar mahallelerini yayar. Liman kesimi dýþýnda Þehrin ana kitlesi yarlar üstünde kalýr ve denizle doðrudan doðruya temasa gelmez.

    Sözü edilen sýrt üzerinde elveriþli bir yerleþme zemini bulunmuþ ve dik yamaçlý vadiler arasýndaki saha kolaylýkla tahkim edilebildiði gibi, þehrin doðu ucunda da karayele karþý bir dereceye kadar koruyucu bir iskele oluþmuþtur.

    Tabakhane ve Köprüsü
    Trabzon morfolojisi üzerine önemli bir makale neþreden Prof.Dr.Ahmet ARDEL, Trabzon civarýnýn genellikle bir yayla olduðunu, güney-kuzey doðrultusunda akan dereler tarafýndan oldukça parçalandýðýný belirttikten sonra morfolojik yönden Trabzon'u üçe ayýrýr :

    1- Deðirmendere deltasý bir tarafa býrakýlýrsa geri kalan kýsmý koyu renkte nefelinli andezit tüflerinden teþekkül eden sahil bölgesi. Zaðnos, Kuzgundere, Deðirmendere bu bölgede önemli gedikler meydana getirmiþlerdir.

    2- Kýyýnýn arkasýnda birbirinden dikliklerle ayrýlmýþ denize doðru hafifçe eðik yüzeyler arz eden taraçalar bölgesi... Trabzon Þehri bu taraçalar üzerinde kurulmuþtur.

    3- Ortalama yükseltisi 200-250 m arasýnda olan tepeler bölgesi (Boztepe, Telsiz tepe, Soðuksu ve Zafanoz sýrtlarý). Kýsmen düz ve kýsmen de dalgalý durumda olan bu tepeler yer yer çýplak ve yer yer aðaçlarla kaplýdýr. (Prof.Dr.ARDEL, Ahmet-Trabzon ve Civarýnýn Morfolojisi üzerine Gözlemler, Türk Coðrafya Dergisi, 1. yýl 1.Sayýdan ayrý basým, Ankara-1943)
Haz?rlan?yor...
X