Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Muhacirlik Destaný

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Muhacirlik Destaný

    Bütün dünyaya ölüm ve yýkým getiren Birinci Dünya Savaþý, Doðu Karadeniz insanlarýna da acýlý yýllar yaþattý. Savaþýn ilk yarýlarýnda Doðu Cephesi'nin çökmesi, 1 cephenin vurucu gücü olan 3. Ordu'nun daðýlmasý Karadeniz kýyýlarýnýn savunma gücünü her türlü destekten yoksun býraktý. Batum'dan yola çýkan iþgalciler hýzlý adýmlar batýya doðru ilerliyordu. Onlarý durduracak güçte durumda deðildik. Bu durum karþýsýnda iki seçenek kalmýþtý: Ya bekleyip olacaklara boyun eðmek ya da baþka yerlere göç ederek yeni bir günün doðuþunu beklemek. Yöremiz halký ikinci yolu seçti.




    Göç yolculuðu önce Artvin' den baþladý. Bunu Rize ve Trabzon izledi. Doðu Karadeniz kýyýlarý neye uðradýðýný, nereye gideceðini, ne yapacaðýný bilemeyen þaþkýn insanlarýn umut köprüsü oldu.

    Köyler, kentler, kasabalar göç hazýrlýðýna giriþti. Herkes dertli, herkes suskun. Yüzler acý, kaygý ve korku çizgileriyle dolu. Evlerde aðýtlar, aðlaþmalar, hýçkýrýklar yarýþýyor. Ninniler bile dindi. Esen yelden, uçan kuþtan medet umuluyor. Kýyý boyunca iþgal güçlerine karþý gösterilen yerel direniþlerin baþarýlý olmasý için dualar ediliyor. Ara sýra denizden gelip geçen Yavuz, Midilli, Gülcemal, Hamidiye adlý gemilere bakýlýp türküler yakýlýyor:
    Yavuz gelir tersine
    Deðermenderesi 'ne
    Yavuz kurban olayým
    Toplarunun sesine

    E Midilli kalksana
    Iþýklarý yaksana
    Düþman bastý burayý
    Toplarý donatsana

    Ýki gemi yan yana
    Ýkisi de direkli
    Yavuz'a bak Yavuz'a
    Hepisinden de yürekli

    Gülcemal dedukleri
    Denizi elekleyi
    Bacalari dumanli
    Kýyýlari bekleyi

    E Gülcemal Gülcemal
    Savruluyi dumanýn
    Aldýn gittin yarými
    Yoktur senin imanýn

    E Midilli Midilli
    Çabuk tüttur dumani
    Urus'un gemileri
    Hep yakay limani

    Yavuz geliyi Yavuz
    Denizde kaya kaya
    Söyleyin Midilli'ye
    Ensin Polathana'ya

    Urus'un gemileri
    Bir ileri bir geri
    Urus dökti denize
    Paslý tenekeleri

    Tirabizan kýzlari
    Ne dillidýr ne dilli
    Kalduk duman içinde
    Yetiþsana Midilli

    Evden, ocaktan ayrýlmak ne denli zorsa göç yollarýný aþmak daha da zordu. Varlýklt olanlar at, araba, kayýk, sandal gibi taþýtlar tutarak bu zorluðu az çok yenebildiler. Onlar bile denizin azgýn sularýyla boðuþmak, düþman gemilerinden sakýnmak gibi aðýr zorluklarý günlerce yaþadýlar.
    Çoðunluðu yoksul olan on binlerce göçmene gelince onlar bu uzun yollarý yürüye yürüye aþtýlar, Yanlarýna aldýklarý ufak tefek eþyayý, küçük çocuklarýný, yerine göre hastalarýný, sakatlarýný sýrtlarýnda taþýdýlar. Geceleri, gündüzleri yollarda geçirdiler. Yaðmuru, çamuru, karý, tipiyi, soðuðu, ayazý açýkta karþýladýlar. Köprüsü yýkýlan dereleri, azgýn sulara dalarak geçtiler. Yarý aç, yarý tok, yýrtýk pýrtýk giysilerle doðanýn aðýr koþullarýna, kýþ aylarýnýn acýmasýz1ýklarýna karþý koydular.

    Düþman önünden kaçan bu insanlarýn yiyecek, giyecek almak için paralarý yoktu. Aç kalanlar kýrda, bayýrda bulduklarý otlarý, mantarlarý, yumrularý koparýp karýnlarýný doyurmaya çalýþtýlar. Çoðunun midesi, baðýrsaklarý bozuldu. Kimileri aðulanýp öldü. Hastalananlar için ne doktor, ne ilaç vardý. Yollar inim inim inleyen, sýzým sýzým sýzlayan ya da ölüp kalan insanlarla doluydu.

    Bütün bunlar yetmezmiþ gibi kýyý kuþaðýný izleyenler düþman gemilerinin bombardýmanýna, iç kesimlerde yol alanlar eþkýya saldýrýlarýna hedef oldular. Muhacir diye adlandýrýlan bu insanlara yaðdýrýlan top ve tüfek mermileri, yüzlerce insanýn ölümüne, yaralanmasýna, sakatlanmasýna yol açtý. Tonya'nýn Karaaðaçlý ve Biçinlik köyleri arasýndaki boðazda 300 dolayýnda muhacir böyle öldürüldü. 19 Nisan 1916 günü Eynesil-Çavuþlu arasýnda yol alan göç kafilesini top ateþine tutan Rus donanmasý, 182 muhacirin ölümünü zafer sevinci içinde karþýladý.

    Sýk sýk yinelenen bu saldýrýlar karþýsýnda ölüsünü, yaralýsýný, yaþlýsýný, hatta çoluk çocuðunu býrakýp kaçmak nerde ise olaðanlaþtý. Yakýnlarýný yitirenlerin aðýtlarý, hastalananlarýnýn iniltileri, açlýkla, çýplaklýkla boðuþanlarýn çýðlýklarý yol boyunca daðlarda, taþlarda yankýlandý.

    O günlerde yakýlan yol türküleri, yaþanýlan dramýn boyutlarýný az çok yansýtabiliyor:
    Trabzon'dan çýktým baþým selamet
    Çavuþlu'ya vardým koptu kýyamet
    Anam, babam, yârim Hak'ka emanet

    Ah bu muhacirlik þimdi büktü belimi
    Zalim Urus yaktý, yýktý evimi

    Trabzon 'un dört tarafý meteris
    Meteristen telli kurþun atarýz
    Üç kardeþiz bir orduya yeteriz

    Ah bu muhacirlik þimdi büktü belimi
    Kafir Urus yaktý, yýktý evimi

    Göç kafileleri gide gide Harþit Deresi'ne dayandý. Harþit Deresi'nin en azgýn aylarýdýr o aylar. Derenin üstünde köprü yoktur. Karþýdan karþýya kelek denilen küçük kayýklarla geçiliyor. Sayýlarý sýnýrlý olan'keleklerle bunca insaný karþýya geçirmek çok zordur. Kaldý ki muhacirlerin çoðu, geçiþ ücretini ödeyecek durumda deðildir. Kelekçiler de fýrsat bu fýrsattýr diyerek geçiþ ücretini artýrdýkça arttýrdýlar.

    Sabýrsýz muhacirlerle týka basa doldurulan kelekler, ikide bir alabora olarak yolcularýný dereye' döktü. Bunlarýn çoðu azgýn sularla boðuþa boðuþa denize sürüklendi. Kýsacasý, yol boyunca çekilen çileler, Harþit kýyýlarýnda katlandýkça katlandý. Oradaki in- san manzaralarýný ancak olayýn tanýklarý anlatabilir.

    "Binlerce, onbinlerce muhacir derenin karþý yakasýna geçmek için aç, çýplak, yaðmur altýnda, çarnur içinde günlerce, haftalarca bekledi.
    Pek çok muhacir kadýn burada soðuktan, açlýktan, umutsuzluktan çýldýrýp kucaðýndaki çocuðuyla birlikte kendini dereye attý. Hem bir tane deðil, on tane deðil, düzinelerle... Evet, burada yaþananlarý gören taþlar bile gözyaþlarýný tutarnadý (1)".

    Önceden yola çýkanlar, Harþit' in karþý yakasýna geçerek sýðýnacak bir yer, tutunacak bir dal bulabildiler. Arkadan gelenler ise ilk gelenlerin tuttuðu yerleri de aþmak, daha uzaklara ulaþmak zorunda kaldýlar. Bu yüzden yollar uzadýkça uzadý. Yorgunluk, açlýk, çýplaklýk, hastalýk, ölüm arttýkça arttý.

    Göç yollarý üzerinde bulunan köyler, kentler, kasabalar baþlangýçta muhacirlere karþý ýlýmlý davrandýlar. Ellerinde, avuçlarýnda ne varsa onlarla paylaþtýlar. Ancak ardý arkasý kesilmeksizin bir çýð gibi akýp gelen göç dalgasý, oralarýn kaynaklarýný da tüketti. Muhacirler gitgide istenmeyen konuklar konumuna düþtüler.

    "Ýlk aylarda yiyecek iþleri iyi kötü bir düzene baðlanmýþtý. Muhacir barýndýran yerlerde kurulan Muhacir Komisyonlarý, muhacirlerin gereksinimlerini az çok karþýlýyordu.

    Arkadan gelenler yýðýldýkça beslenme, barýndýrma, yerleþtirme iþleri bozuldu. Ýl yönetimini Ordu'ya taþýyan Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey'in çabalarý, yýðýlan sorunlarýn çözümüne yetmedi. Baþýný sokacak bir ev, kamýný doyuracak bir kapý bulamayanlar öle kala yollara düþüyor, yurdun daha verimli, daha güvenli bölgesine ulaþmaya uðraþýyordu. Her adým baþý tüyler ürperten sefalet sahneleri sergileniyordu. Ýþsiz, parasýz, yersiz, yurtsuz, yiyeceksiz olan bu insanlar açlýk ve hastalýklara yenik düþerek kýrýlýyorlardý. Öyle ki Trabzon'dan 20 kiþi olarak yola çýkan bir aileden ancak 5-6'sý sað kalabilmiþti. Sanki bütün Karadeniz sahilleri, Ýstanbul' a kadar uzanan bir mezarlýk haline gelmiþti (2)".

    Muhacirler bu zorluklarla boðuþurken ayrýldýklarý yerlerin özlemi de gözlerinde tütüyordu. Gözleri, gönülleri hep oralardaydý. Ne yazýk ki gelen haberler iç açýcý deðildi. Trabzon'un düþman eline düþmesi, muhacir topluluðunu yürekten yaraladý. Acýlarýný türkülere döktüler:
    Ah Trabzon Trabzon
    Konaklarýn içinde
    Eygidi Sarikýþla
    Kaldýn Urus içinde

    Ah Trabzon Trabzon
    Konaklarýn parlayi
    Eygidi Sarikýþla
    Seni gören aðlayi

    Ey gidi Sultan Reþat
    Kararýni bulmadýn
    Çektýn askeri geri
    Milletini sormadýn

    Urus 'un kumandani
    Yortu tutayi yortu
    Ey gidi Sultan Reþat
    Hani üçüncü ordu

    Aylarca süren ölüm yolculuðuna dayanabilenler, oldukça güvenilir yerlere ulaþtýlar. Ancak varýlan yerlerde barýnacak bir ev, geçinecek bir iþ bulmak kolay deðildi. Gene de ölüm saçan yollarý geride býrakmak, güvenli yerlerde yaþamak onlara yetiyordu.

    Acýlarý, kaygýlarý, korkularý gerilerde býrakmak, muhacirlerin yaralarýný sarmak elbette yeterli deðildi. Onlarýn büyük özlemi, ülkenin kurtuluþunu görmek, doðup büyüdükleri yerlere geri dönmekti. O günleri görmedikçe yüreklerindeki fýrtýna dinmeyecekti.

    1917 yýlýnýn sonlarýna doðru özlem yüklü yüreklerde umut çiçekleri yeþerdi. Aralýk ayýnýn ortalarýnda imzalanan Brest-Litovsk Ateþkes Antlaþmasý, bitmek tükenmek bilmeyen acýlý günleri noktalýyordu.

    Halk arasýnda muhacirlik diye anýlan ve Yoroz burnundan Giresun'a, Ordu'ya, Samsun'a, oradan da Tokat, Zile, Erbaa, Taþova, Merzifon, çorum, Yozgat, Sinop, Zonguldak, Bolu, Ýzmit, Ýstanbul gibi daha pek çok Anadolu kentlerine uzanan bu çileli yolculuk birbirini izleyen en az üç kuþaðýn yaþamýnda derin izler býraktý. Gidenlerin bir bölümü yollarda öldü. Bir bölümü oralara yerleþti. Geri kalanlar ayný yollarý izleyerek, ayný çileleri çekerek geri döndüklerinde köylerinin, kasabalarýnýn, kentlerinin yakýlýp yýkýldýðýný, evlerinin yaðmalandýðýný gördüler. Bulabildikleriyle yepyeni bir düzen kurup yaþamýn sürekliliðine ayak uydurdular.

    1916 yýlýnýn þubat aylarýnda baþlayýp aþaðý yukarý iki yýl süren bu uzun yolculuðun öyküsü, tek baþýna bir ölüm kalým destanýdýr.

    Kaynak: Trabzon efsaneleri ve halk hikayeleri
    Haydar Gedikoðlu
    Trabzon Valiliði Ýl Kültür Müdürlüðü Yayýnlarý

  • #2
    --->: Muhacirlik Destaný

    okurken çok etkilendim o zaman yaþananlar gerçekten te bir ölüm kalým destanýymýþemeðinize saðlýk

    Yorum yap

    Haz?rlan?yor...
    X